RSS

Birazda fotoğraf
























































Öykü...

Bir hafta boyunca okullar tatil. Tabi Öykü'nün okuluda.:(
Sabah uyandığında ben babaanneme gitmek istemiyorum diye biraz ağladı ama sonra geçti, Oğuz'da orda olacak bahanesiyle gitti. Yalnız babaanne belini incittiği için çok rahatsız, artık Sergül halamız bakacak..

Hafta sonu C.tesi günü sabahına, bitanem, ateşli ve halsiz uyandı. O gün için doktordan aşı için randevu almıştık, artık hastalığı için gittik. Parmağından kal aldılar ve ben çok üzüldüm, kızımda ağladı tabi, hatta daha kan alınmadan başladı ağlamaya, kan alacak olan abi, " güzel kız ağlama" dedi, Öykü'de, "ama ağlamak istiyorum"deyince, tamam ağla o zaman dedi. Ardından halalarına anlatırken, " biliyormusun, benim parmağımdan kan aldılar, ben ağladım, annemde çok üzüldü" oyy canım benim..

Hasta olmadığı zamanlar, çok tatlı, çok konuşkan, çok hareketliydi.. Hafta sonumuz misafirlerle geçti ve hepsinin gelmesine Öykü çok sevindi.

Bu aralar, boyama, masal okuma favorileri. Oyuncaklarıyla pek oynamıyor. Dün parka götürdüm, parkta bile yanıma oturdu, masal okudu:)

Anaokulunda öğrendiği bütün şarkıları çok güzel söylüyor..Okulda yaptıklarını öğretmen şarkı olarak öğretmiş, aklımda kalanları yazayım:)

Zil çalıyor, zil çalıyor,
Çocuklar okula geliyor,
Oyuncak oynuyoruz,
Kahvaltı yapıyoruz (yemek yeme taklidi)
Yukarı çıkyoruz, sohbet ediyoruz,
Faaliyet yapıyoruz,
Yemek yiyoruz (yemek yeme taklidi)
Suyumuzu içiyoruz,
Dişimizi fırçalıyoruz,
Elimizi yıkıyoruz
Pijamalarımızı giyiyoruz
Uyuyoruz (uyuma taklidi)
Uyanınca aşağıya iniyoruz, kahvaltı ediyoruz
Oyuncaklarla oynuyoruz
Zil çalıyor, anne babamız geliyor...

Aklımda kalanlar bunlar.. Ama şarkıda, günlük rutin şeyleri anlatıyor, aldıkları derslerle ilgili birşeye rastlamadım ama İngilizce dersini çok sevdiğini biliyorum..

Öykü, sorumluluğunu bilen bir çocuk. Ödevi olduğu zaman, ödevini yapmak için sabırsızlanıyor, hatta halasına gittiğinde, hala ben eve gidip ödevimi bitirmem gerek diyor..Ödevini yapmadıysak üzülüyor. Halasına giderken, babacım senden izin almadım, halama gidebilirmiyim, diye izin istiyor..

Susam Sokağı Elmo'da izlerken, aklımıza gelen, geçen senede yaptığımız, fasülye ekme işini yapıyoruz. Pamuğu koyduk, ardından fasülyeleri de.. Sonra su... Şimdi her sabah uyandığımızda fasülyemizi suluyoruz, çıkması için sabırsızlanıyor, umarım çabuk çıkarda, kızımda mutlu olur..

Bitanemin önceki haftaki karnesi




Öykü, bebek nasıl çıkıyor nerden biliyorsa, oyun oynarken, bluzumun altına kafasını sokuyor ve anne bebek çıksın diyor... Ona meme ver, gazını çıkar, uyut diyor:)))))

Dün öğretmeni ödev vermiş, dairenin içini kırmızıya boyayın demiş. Öykü de bana annee öğretmen bana öğretmen ödev verdi böyle böyle dedi.. Dedimki yapalımmı şimdi, hayır biraz sonra dedi. Neyse sonra istediği zamanda, oyuncak tabaklarını kalıp olarak kullandık, kalemle kenarından çizdi, daire yaptı, içinide kırmızı, yeşil, maviye boyadı. Yaparken çok zevk aldı kuzu..

Gece 12 ye kadar yatmak bilmedi. Çok oyun oynamak istiyor, zıplamak, eğlenmek istiyor, bende elimden geleni yapıyorum.

Gece bir ara bebeğim dedim. " Anne, hani bana bebeğim demeyecektin" dedi:((( Ben unuttum, kendi unutmamış,

Sabahta, annecim, babaannenin aldığı bebekli tokaları takalımmı dedim, " Ama anne, ben bebekli toka sevmiyorum, çünkü ben bebek değilim, onu bebekler takar"... Yine dumur oldum.. ne diyeyim.:)))


Sabah babamız, okula gidince, öğretmenin aslında kitaptan ödev verdiğini, bizim o notu almadığımızı öğrenmiş. Ama öğretmeni yinede şaşırmış, Öykü'nün bunun sorumluluğunu bilmesine....

PULSUZ DİLEKÇE

Sevgili Anneciğim ve Babacığım ,Bütün duygu ve düşüncelerimi dile getirebilseydim size şunları söylemek isterdim: Sürekli bir büyüme ve değişme içindeyim.Sizin çocuğunuz olsam da sizden ayrı bir kişilik geliştiriyorum. Beni tanımaya ve anlamaya çalışın.
Deneme ile öğrenebilirim.Bana ayak uydurmakta güçlük çekebilirsiniz.Oyunda,arkadaşlıkta ve uğraşlarımda özgürlük tanıyın.Beni her yerde her işimde koruyup kollamayın.Davranışlarımın sonuçlarını kendim görürsem daha iyi öğrenirim.Bırakın kendi işimi kendim göreyim.Büyüdüğümü başka türlü nasıl anlarım?
Büyümeyi çok istiyorsam da ara sıra yaşımdan küçük davranmaktan kendimi alamıyorum.Bunu önemsemeyin.Ama siz beni şımartmayın.Hep çocuk kalmak isterim sonra.Her istediğimi elde edemeyeceğimi biliyorum. Ancak siz verdikçe almadan edemiyorum.
Bana yerli yersiz söz de vermeyin. Sözünüzü tutmayınca sizlere güvenim azalıyor. Bana kesin ve kararlı davranmaktan çekinmeyin.Yoldan saptığımı görünce beni sınırlayın.Koyduğunuz kurallar ve yasakların hepsini beğendiğimi söyleyemem.Ancak,hiç kısıtlanmayınca ne yapacağımı şaşırıyorum.Tutarsız davrandığınızı görünce hem bocalıyor , hem de bundan yaralanmadan edemiyorum.
Beni dinleyin. Öğrenmeye en yatkın olduğum anlar soru sorduğum anlardır.Açıklamalarınız kısa ve özlü olsun. Öğütlerinizden çok davranışlarınızdan etkilendiğimi unutmayın.Beni eğitirken ara sıra yanlışlar yapabilirsiniz.Bunları çabuk unuturum ,ancak birbirinize saygı ve sevginizin azaldığını görmek beni yaralar ve sürekli tedirgin eder.
Çok konuşup , çok bağırmayın.Yüksek sesle söylenenleri pek duymam.Yumuşak ve kesin sözler bende daha iyi iz bırakır.”Ben senin yaşındayken …” diye başlayan söylevleri hep kulak arkasına atarım.
Küçük yanılgılarımı büyük suçmuş gibi başıma kakmayın , bana yanılma payı bırakın.Beni korkutup sindirerek , suçluluk duygusu aşılayarak uslandırmaya çalışmayın.Yaramazlıklarım için beni kötü çocukmuşum gibi yargılamayın.Yanlış davranışın üzerinde durup düzeltin.Ceza vermeden önce beni dinleyin, suçumu aşmadığı sürece cezama katlanabilirim.
Beni yeteneklerimin üstünde işlere zorlamayın.Ama başarabileceğim işleri yapmamı bekleyin.Bana güvendiğinizi belli edin.Beni destekleyin; hiç değilse çabamı övün.Beni başkaları ile karşılaştırmayın ; umutsuzluğa kapılırım.
Benden yaşımın üstünde olgunluk beklemeyin.Bütün kuralları birden öğretmeye kalkmayın ; bana süre tanıyın.Yüzde yüz dürüst davranmadığımı görünce ürkmeyin.Beni köşeye sıkıştırmayın , yalana sığınmak zorunda kalırım.Sizi çok bunaltsam bile soğuk kanlılığınızı yitirmeyin. Kızgınlığınızı haklı görebilirim ; ama beni aşağılamayın. Hele başkalarının yanında onurumu kırmayın. Unutmayın ki bende sizi yabancıların önünde güç durumlara düşürebilirim.
Bana haksızlık ettiğinizi anlayınca açıklamaktan çekinmeyin.Özür dileyişiniz size olan sevgimi azaltmaz ; tersine beni size daha çok yaklaştırır.Aslında ben sizleri olduğunuzdan daha iyi görüyorum,bana kendinizi yanılmaz ve erişilmez göstermeye çabalamayın.Yanıldığınızı görünce üzüntüm büyük olur.
Biliyorum ara sıra sizi üzüyor, belki de düş kırıklığına uğratıyorum;bana verdikleriniz yanında benden istediklerinizin çok olmadığını da biliyorum. Yukarıda sıraladığım istekler size çok geldiyse bir çoğundan vazgeçebilirim; yeter ki beni ben olarak seveceğinize olan inancım sarsılmasın.
Benden “örnek çocuk” olmamı isterseniz , ben de sizden kusursuz ana-baba olmanızı beklemem.Sevecen ve anlayışlı olmanız bana yeter. Sizin çocuğunuz olarak doğmak elimde değildi ama seçme hakkım olsaydı,sizden başka kimsenin çocuğu olmak istemezdim. Sevgiler , çocuğunuz...

ÇOCUĞUNUZU TANIYORMUSUNUZ?

Dün akşam,Öykü'nün okulunda;ÇOCUĞUNUZU TANIYORMUSUNUZ konulu seminer vardı.. Biraz gecikmelide olsam, katılma şansım oldu ve iyiki katılmışım. Nebahat Hanım, çok bilgili, çok güleryüzlü ve çok açıksözlü.. Bizi öyle sıkıştırıyorki anlatamam.. Mesela ben, evde Öykü ile ne kadar ilgilenirsem ilgileneyim, ona birşeyler öğretmeye çalışsamda, ne kadar eksik olduğumu birkez daha görüyorum..
İlk konularına yetişemedim ama dinlediğim, not aldıklarım ve aklımda kalanlar şöyle:

-Sizin gibi yaşamasını istermeydiniz?
Katılımcıların çoğu, isteriz yada istemeyiz dedi. Nebahat hanım, şunun farkına varınki, her ne kadar sizin çocuğunuz olsada, o bir birey dedi. O farklı biri dedi. O yüzden sizin gibi yaşamasını ondan bekleyemezsiniz dedi.

-Soru : Biz Kimiz?
Nebahat Hanım bize bunu sordu. Biz Kimiz? Evet biz kimiz. Ve kimse, bu soruyu doğru dürüst cevaplayamadı. Aslında cevabı bir o kadar basit, ama bizim unuttuklarımızdı. Çocuk doğuyor, herşeyi ona endeksliyoruz, yeri geliyor yemeğimizi yemiyor, uyumuyor, ihtiyaçlarımızı görmüyoruz diyor.
Peki biz kimiz diyor? Biz hepimiz önce anne-baba dedik.. Ama değilmiş..
1.si İNSAN ız (İnsan olarak temel ihtiyaçlarımızı görmemiz gerek, yemek, içmek, uyumak vs)
2.si KADIN-ERKEK iz. (Kadın erkek olarak, ihtiyaçlarımızı görmemiz gerek)
3.sü EŞ iz (Eş imizi unutmamamız gerek)
4.sü ANNE-BABA yız.. (Bizim ilk söylediğimiz en son sırada)

Çünkü ilk üçünün farkına varırsak ve uygularsak, bizde, çocuğumuzda daha mutlu olacak.


-O başka bir birey, bizi tanımak isteyen başka bir insan...

-Sınır nedir biliyor mu, yoksa bizi Tanrı mı sanıyor?
Çocuğunuz sınırlarınızı biliyormu, yoksa sizi herşeyi halledebilen biri olarakmı görüyor. Sınırlarınızı bilirse, çocukta ona göre davranır. Çocuğunuza aynı konu için birgün evet, başka birgün hayır demeyin diyor.

-Ona ne kadar dürüst davranıyoruz? Bize ne kadar inanıyor.
Çocuğunuza karşı dürüst olun diyor. Yalan söylemeyin diyor. Çünkü oda sizden görecek ve yapacak diyor.

-Kendinizi paylaşınki, oda paylaşsın..
Günlük işyerinizde neler olduğunu, ne yaptığınızı, detayıyla olmasa da anlatın ki, çocuğunuz da size anlatsın diyor. Direk çocuğa, günün nasıl geçti, ne yaptın diye sorarsanız, çocuk birşey söylemez diyor. Önce, şöyle şöyle oldu diye anlatın çocuğunuza, oda size anlatsın diyor.

-Kendimizde değişiklik yapmalıyız.

-Duygularımızı paylaşmalıyız.
Çocuğunuzla, duygularınızı paylaşın. Üzgünseniz, şuanda çok üzgünüm,çünkü.... diye anlatın diyor. Mutluysanız, şuanda çok mutluyum, çünkü...... gibi kelimeler kullanın diyor.

-Koşulsuz olabiliyormuyuz?
Sizce çocuğunuzu koşulsuz mu seviyorsunuz. Hayır. Karşılık bekleyerek seviyorsunuz diyor. Ama çocuğunuz sizden hiçbir karşılık beklemiyor diyor.

-Davranışlarımızda Kararlı ve tutarlı olabiliyormuyuz?

-Hatayı farkettiğinizde çocuğunuzla paylaşın.
Çocuğunuza karşı özürdilemeyi bilin diyor. Şu konuda hatalıyım, özürdilerim deyin diyor.

- Davranışı cezalandırın, ödüllendirin.

- Nasıl zaman geçiriyoruz.? Bazen " mış" gibi mi yapıyoruz.
Çocuğunuzla yapmacık zaman geçirmeyin diyor. O zaman inanın, size daha beter işkence ediyorlar diyor, çünkü anlıyorlar diyor, çok yorgunsanız, çocuğunuza bunu izah edin, " şuanda çok yorgunum, seninle oyun oynamam, hem seni, hem beni üzer" deyin diyor. Ama çocuğunuzla yapmacık oynamayın, birlikte mutlu olarak oynayın diyor.

- Çocuk gördüğünümü, duyduğumu yapar?
Çocuk duyduğunu değil, gördüğünü yapar, Size bir deney
Çocuğunuza deyinki, 1,2,3 dedikten sonra kulaklarımızı tutalım, ama siz burnunuzu tutun diyor, çocuğunuzda, burnunu tutacaktır, çünkü gördüğünü yapar diyor.
- Çocuğunuz okuluna dürüstmüsünüz? Kimseyi kandırmayın.

- Çocuğunuzu ve kendinizi olduğunuz gibi kabul edin ve ona söyleyin ve hatta kendinizede söyleyin.
Kimseyi değiştirmeye çalışmayın, çocuğunuzu, eşinizi, kendinizi olduğunuz gibi kabul edin diyor.

Nebahat Hanımın bir sözü : GEREKSİZ MÜDAHELE, MÜCADELENİZ OLACAK..

(Belki bazı yerlerinde yanlış yazmış olabilirim, çünkü o kadar güzel, derin anlatıldıki, ne nerede konuşuldu, hepsini yazamadım)

Öykünün okulunda söylenen şarkı, oyun ve tekerlemeler

OTOBÜS (Şarkı)
Otobüsün tekeri fır döndü
Tekerine tekerine kum doldu
Şoförüne şoförüne ne oldu
Bab ba ba bab
Bib bi bi bib
Vınnnnnn


ÖRÜMCEK (Şarkı)
Bak bak bak bak
Bir örümcek duvara çıkıyor hızlıca
Duvara çıkıyor
Ağını örüyor bir sağa bir sola sallanıyor
Sallan Sallan örümcek
Yaylan Yaylan örümcek



PARMAK OYUNU
Başparmağım, başparmağım nerdesin
Buradayım efendim teşekkür ederim. parmak kaç (parmak arkaya saklanıyor)
İşaret parmağım nerdesin
Buradayım efendim teşekkür ederim, parmak kaç
Orta, yüzük, serçe parmaklarda aynı şekilde devam ediyor

(Biz evde bunu şu şekilde oynardık.
Başparmağım, başparmağım nerdesin,
Burdayım
Bugün nasılsınız
Çok iyiyim efendim, iyi günler, günler.. diye bütün parmaklara oynardık)

ŞARKI
Ay dede ay dede
Evin nerede nerede
Dünya çocuk evinde evinde


TAVŞANIM
Tavşanım tavşanım minik tavşanım
Ayağında patikleri eskimiş
Yırtılmış tavşanım ağlar
Tavşan bana baksana
Tiki tiki yapsana
Avcı amca geliyor
Çabucak kaçsana

Öykü'nün ilk karnesini aldık:)

Anaokulunda her hafta için karne veriyorlar. Sonra scan edip eklerim ama şimdilik birkaç şey yazmak istiyorum.. Öğretmeni, günlük önemli detayları yazıyor,karnesinin arkasına... Fakat, bunları bizim bildiğimizden Öykünün haberi yok ve olmamalı, yoksa öğretmenine olan güveni sarsılırmış.

- Pazartesi günü, Öykü oyun oynarken, öğretmenim çişim geldi dedi ve koşarak tuvalete gittik, Arkadaşları ile çok güzel oynadı İngilizce dersine katılımı çok iyiydi.

- Salı günü sınıfa girince " öğretmenim, ben anneme kakam geldi dedim ve kakamı yaptım" dedi ve yemeklerinin hepsini yedi.

- Çarşamba günü ailelerimizi tanıtırken, benim annemin işi temizlik, babamın işi maç" dedi, uyku saatinde üzerini giydirmemi istedi, neden artık sen büyüdün deyince, " ama annem bana bebeğim diyor, ben bebeğim " dedi, (Nebahat hanım, bunu işaretlemiş özellikle,yani bebeğim demek yok artık:)

- Perşembe günü Öykü, öğretmenim ben bu okulda çok mutluum dedi. Etkinliklerimize keyifle katıldı.

- Cuma günü eğlence merkezinde çok eğlendi. Top havuzunda keyifle oynadı.

Nebahat hanımın notu: Kıyafetlerini kendisi giyinmesi için fırsat veriniz...



Öğrencilere tek tek sormuşlar? Sence Dünya Çocuk Evin neden geliyorsun ?
Kızımın cevabı : Çünkü babam işe gittiği için annemde...

Çocukların her biri öyle farklı cevaplar vermişlerki.. hepsi mantıklı, hepsi insanda tebessüm uyandırıyor.


Not: Öykü'nün yaptıklarını yazmayı çok sevdiğimden, günlük tuttuğumdan, Anaokulununda böyle birşey yapması beni çok ama çok mutlu etti...
Kızımla dün masaldaki kahramanları taklit ettik. Özellikle en sevdiği Cemile serisinden..
Öykü, Cemile oldu, bende bazen anne, bazen baba, bazen teyze oldum.. Ve masallarda yer aldığı gibi konuştuk, hareketlerini yaptık.. Öykü, ilk kez yapıyor olmamıza rağmen çok iyiydi. Hatta bir masalla yetinmedi, 3-4 tanesini uyguladık. " Cemile banyo yapmak istemiyor" " Cemile Hastanede Yatıyor" " Cemile geceyi teyzesinde geçiriyor" " Cemile, uyumak istemiyor"... Çok eğlenceliydi..

Anaokulunun verdiği ödevi yaptık. Konu hayvanlardı ve kızım çok başarılıydı. Ödevimizi hatırladığım kadarıyla yazayım:
Ödev kitabının 135.sayfasını yapacaktık bu hafta.

Burada at, fil, aslan, kedi, köpek, tavşan resimleri ve altındada boş daireler vardı.
1- Resimdeki hayvanları tanıyormusun?
Öykü : Aslan, fil, kedi, köpek, tavşan,at... Hepsini bildimmmm dedi..

2- Peki, resimdeki hayvanlardan hangisi evde, hangisi doğada yaşar?
Biraz düşündükten sonra, yardımcı olsun diye, Yunus amcasında hangi hayvanların olduğunu sorunca, hemen hatırladı. " Kedi, köpek" bunlar evde yaşar, diğerlerini göstererek, bunlar yaşamaz dedi. Bunlar nerde yaşar kızım diye sorunca, " ormanda yaşar" dedi.

3- Evde yaşayabilen hayvanların resimlerinin altındaki boş daireleri işaratleyim mi?
Kedi ve köpeği işaretledi, ama boyama yapmayı seven kızım, ardından diğerlerinin altınıda işaretledi.

4- Peki evimizde hangi hayvanı beslememezi istersi diye sorduğumda da, bu sefer verdiği cevaplara tezat oluşturacak şekilde " aslan" dedi, sanırım bunu söylemesinin ardında, Aslan Kral ve Madagaskardaki Alex i çok sevmesi..

Önceki yıl hayvanat bahçesine gittiğimizi hatırlıyormusun diye sorduğumda, maşallah hatırladı ve kimlerle gittiğimizi tek tek söyledi. Peki orada hangi hayvanları görmüştük diye sorunca " Kutup ayısı, aslan, kaplan, fil, kuşlar...." dedi...

Bu Cuma da okulla birlikte gidecekler, babamız diyorki, bende gelmek istiyorum hayvanat bahçesine.. Öykü de diyorki, "hayırr sen büyüksün, sen gelemezsin" :)))))
Çok şükürrrr, sonunda tuvaleti öğrendik, Kızım artık çişi gelince söylüyor ve tuvalete gidiyoruz, oh ben ne kadar güzel bir duymuymuş bu... Aferin bitanem, biraz geç oldu ama iyi oldu:)))

Bugünde, Anaokulu; http://www.goffret.org/anasayfa.asp ye götürdüler. Acaba ne yaptı bitanem, umarım eğlenmiştir..
Sabah, babası kızımı bırakırken, öğretmeni o ara başka çocukla ilgileniyormuş, Öykünün hemen suratı asılmış, gözleri dolmuş, benimle ilgilenmiyor diye. Ama öğretmen, hemen Öyküyle konuşmaya ve okşamaya başlayınca, hemen unutmuş, yüzünde gülücükler saçmaya devam etmiş.:))))