RSS

Hiçte komik değil..:)))

Az önce bitanemi aradım.

Tatlı yiyormuş, büyükbaba da, tatlını ben yiycem diye kızdırıyormuş.

O sırada telefona geldi ve " anne, büyükbaba benim tatlımı yiyor " dedi, arkadan büyükbaba, babaanne gülüyor tabi.. Öykü aynen " hiçte komik değil"....: )))))

Çok hazır cevap olacak benim kızım çokkk..

Ayrıca, yine masal kitabı siparişim var.. Bakalım akşam hangi masalı alıp götüreceğim:)

Doğum Günün Kutlu Olsun Pınar..Nice, Mutlu, Sağlıklı Yıllara



19 Mayıs sevgili Pınar'ın doğum günüydü. Halamızın evinde, doğum gününü kutladık. Öykü, Pınar ablasının hediyesini çantasına koymuştu, pastayı üfler üflemez, hemen çantasını açtı ve hediyesini ablasına verdi.
Babaannesi de sağolsun, Pınara hediye alırken, Öykü 'yüde düşünmüş ve elbise ve tişört almış, tabi Öykü çok mutlu oldu, hatta pantolonunun üstünden elbiseyi giydirdik, pantolonu da çıkartmadı : )

Şener amcası, balkonda soğan, biber, domates, çilek yetiştiriyor, Öykü, her gidişinde onlara bakıyor ve o günde bana balkonda, sebzelerin isimlerini sayıyor ve önlerinde poz veriyor, hatta, bu sefer, anne çileğin önünde dur, resmini çekicem, domatesin önünde dur resmini çekicem diye bana pozlar verdirtti, çoğu resmi de çok güzel çekti canım benim..

Amasra....

Evetttt, nereden başlasam, ne yazsam bilmiyorum, anlatması uzun ama yaşadığımız keyif daha da büyük.
Gidelim, gitmeyelim, gidelim, gitmeyelim derken, Pazar sabahı erkenden Bartın’a yola çıktık. 3 saatlik bir yolculuktan sonra (Öykü, bu yolculuk boyunca hep uyudu) Bartın’da kızkardeşim Nurhan üniversitede okuduğu için onun oturduğu eve gittik.Nurhan ve diğer iki kız arkadaşı, Gamze de ordaydı ama biz gelince Ankara’ya döndü, sağolsunlar bizi çok güzel karşıladılar. Kahvaltımızın ardından, Nurhan teyzemizi de alarak, onun rehberliği eşliğinde : ) Amasra’ya gittik.




Plajı gören kızım, durur mu hiç. Daha biz yerleşmemiş, bavulu açmamışız, olduğumuz gibi arabadan iner inmez plaja gidiverdik, denizi, kumu çok seven kızım, oradan aldığımız kova küreklerle güzelce oynadı, suyun içine girdi, çıktı, mutluluğu yüzünden, gözlerinden okunuyordu güzel kızımın. Ama maalesef, ya güneş çarptı, ya su soğuktu, yada yediği dondurmadan artık bilemiyorum, gecesine rahatsızlandı, hala da öksürük ve burun tıkanıklığı devam ediyor. Plajdan çıktıktan sonra, tuttuğumuz eve yerleştik Şunu söyleyebilirim ki otelden daha rahattı. 7-8 yataklı bir evdi, yanımızda birsürü kişi gitseydi, rahat rahat kalırmışız








Akşama doğru, önce Çeşmi-Cihan’da balığımızı yedik, Öykü de zaten sürekli ben balık yemek istiyorum deyip duruyordu, çok beğenerek te yedi. Yemekten sonra Amasra turumuz başladı, önce çarşıyı gezdik, ahşaplarıyla ünlü olan bu yerden, kızımız ahşap oyuncakları görünce, hepsinden istedi, bizde mümkün olduğu kadarını aldık. Çok severek oynadı. Yeni aldırdığı çantanın içine de koydu, kimseye vermedi. Hatta, sabah uyanır uyanmaz da, denize bakan, teraslı balkonda bu oyuncaklarıyla oynadı :)




















Keyfine diyecek yoktu kızımın, benim makyaj malzemelerimle bir güzel makyaj yaptı, teyzesiyle terasta gezindi. Teyzesiyle çekindikleri resime baktıkca çok gülüyorum, ikisi de birbirine nasıl da benziyorlar, nasılda bakmışlar: )))










Amasra-Ağlayan Ağaç-Çakraz

Çarşıdan sonra Ağlayan Ağaç tepesine gittik. Bu uzun yol boyunca Öykü, maşallah hep yürüdü. Ağlayan Ağaç çay bahçesinde çaylarımızı yudumlarken, biz güzel sohbetimizi ederken, Öykü’de yeni aldığımız oyuncaklarla meşguldü, hatta bize çay geldiğini görünce, Öykü de istedi. Ona da sipariş ettik. Arkada oturup, çay için bir bey için, artık Öykü ye ne yaptıysa kaş göz hareketimi yaptı yada bilmiyoruz, Öykü’nün kullandığı cümle “ Şu adam sinirlerimi bozuyor” Surat ifadesini görmek gerekti, Çok tatlıydı canım benim.. Çok güldük..













Ertesi gün, öğleden önce Çakraz, öğleden sonra da Nurhan derse gidip çıktıktan sonra da
İnkum’a gitmekti planımız. Ancak, öğleden önce Çakraz’a gittik, bol yeşil alan, deniz, tepeden bakınca Amasra çok ama çok güzel.. Çakraz’da birkaç motel var, birde plaj var, bunun dışında gezilecek pek yer yok. Ama görülmeye değer. Zaten çok rüzgar olduğu için, sahilde birer bardak çay içtikten sonra kalktık, rüzgar bize o gün gezme imkanı vermedi ne yazık ki, zaten kızımız hasta, iyice hasta olurdu. Bu yüzden tekne turumuzu da iptal ettik. Bizde Bartın’a kızkardeşimin evine geldik. Kızlar okuldayken, bende onlara yemek yaptım, eve geldiklerinde yemek kokusunu almaları, onlara ailelerini anımsattı, ama çokta memnun oldular. Yemekler yendi, biraz dinlendik ve akşam Bartın’ı gezdik, resim çekemedik, Bartın da oldukça güzel bir yer. Sokakları çok dar, ancak bir arabanın sığabileceği şekilde. Park yeri bulmak bile çok zor. Her yer dönüp dolaşıp çarşıdan geçiyor. İlk gittiğimiz için olsa gerek, bana labirent gibi geldi, dönüyor, dolaşıyoruz, çarşıya geliyoruz. Bartın’ın şuanda adını hatırlamadığım parkında çay içtik, Öykü parkta eğlendi ve gece onlarda kalıp, ertesi sabah evimize geldik.
Çok ama çok güzel bir geziydi bizim için. Bize çok iyi geldi. Gitmeyenlere mutlaka tavsiye ederim.Öncelikle babamıza, Nurhan teyzemize, Tuğçe ve Pelin'e herşey için çok teşekkür ederiz. Gerçi, gittiğimiz ilk gün acı bir haberle sarsıldık ama elimizden de bir şey gelmedi. 17 Mayıs’ta sabaha karşı Bahar ablamızın kayınvalidesi Fethiye teyze, ertesi günde Türkan Saylan vefat etti. İkisine de çok üzüldük. Allah rahmet eylesin.. Nur içinde yatsınlar..

Öykü'den kareler.. (Hep böyle mutlu ol bebeğim)
















Eylül'ün annesi Emel..


Akıllı Bebek sitesinde tanışmıştım kendisiyle. İki yıldır msn ve blog aracılığıyla birbirimizi epeyce tanıma fırsatımız oldu ve nihayettt dün akşam da yüz yüze görüşme imkanımız oldu. Evet sevgili Emel’di bu. İkimizde Ankara’da olmamıza rağmen, bir türlü görüşememiştik. En sonunda, dün görüştük ve ben çok mutlu oldum.
Beni tanıyanlar bilir, kızım doğduğundan beri, hiç iş çıkışı bir yere gitmemiştim, işten eve, evden işe gelen biriyim, özel işlerimi de öğlen yemek saatlerinde yapmaya çalışırım. Ama bu anlamda da dün bir ilki gerçekleştirmiş oldum. Kızlarımız evdeyken, bizde arkadaşım Emel ile keyifli bir sohbet ettik. Aynı yazışmalarımızda ve blogundaki gibi sıcak, sevecen, güler yüzlü, içten….. O kadar çok yazışmamıza rağmen, konuşacak o kadar çok şey varmış ki, peşpeşe konular konuştuk. Hiç susmadık desem yeridir : ) (İkimizin resmini çektirdik, ama Emel’den bana gelince yükleyeceğim)
Sağolsun, bana çiçek, kızıma da etek, tişört, güzel yazısıyla içine not yazdığı bir not defteri ve özellikle Anıtkabir Derneğinden aldığı boy takvimi ve Atatürk’le ilgili boyama kitabı ve boyaları vardı. Tekrar teşekkür ederim.
Akşam, eve götürüp, Emel teyzesinin aldığını söyledim kızıma, kıyafetleri henüz giydirmedim ama Öykü, hemen boyama kitabını alarak içindekileri boyamaya başladı, çok sevdi : )

Yoyuldum, beni kucağına al

Gün boyu parkta, sitenin içinde gezip, dolaşan, oynayan kızım, öyle uyanık ki, eve dönerken, kesinlikle merdivenleri çıkmıyor, babaannenin sırtına yada benimleyse benim kucağıma geliyor ve öyle çıkıyor ve kucağımıza almamız içinde " yoyuldum,beni kucağına al" diyor. Ama merdivenlerden inmeye gelince, çok güzel iniyor : ) ) Parktaki kaydıraklardan kayarken, sitenin içinde koşarken, hiç yorulduğu aklına gelmiyor, hatta eve zor alıyoruz : ) )

Anneler Gününüz Kutlu Olsun


En güzel şey anne olmak,
En güzel şey çocuk sahibi olmak.
Allah isteyen herkese bu duyguyu yaşatsın..

Tüm annelerin anneler günü kutlu olsun..

Doğum Günün Kutlu Olsun Minaa


04.05.06 (ne güzel bir tarih değilmi) dünyaya gelen sevgili Minasu'nun Pazartesi günü doğum günüydü, ama benim ancak bloga yazmak yeni aklıma geldi. Bu yüzden lütfen kusuruma bakma Mine'cim..

Sevgili Mina'nın doğum gününü telefonla ve mesajla kutlamıştım ama blogda da yer vermemek olmazdı. Tekrar en içten dileklerimle kutluyor, sağlıklı, mutlu, başarılı yıllar diliyorum.

Aşı olurken, hiç ses çıkarmaman,
Aşıyı ve muayeneyi büyük olgunlukla atlatman,
Cemile korktu ama ben hiç korkmadım anne demen,
Aşı yapan doktora teşekkür etmen
Çok şükür sağlıklı olman........

Beni çok ama çok mutlu etti bebeğim..

(İyiki varsın güzel kızım, senin olman zaten benim en büyük mutluluğum)

Hepatit A aşısı olduk


Dün akşam Öykü’me, bugün aşı olacağını anlattım. Bu konuda Cemile serisindeki “ Cemile Doktora Gidiyor” adlı masal çok faydalı oldu. Kitabı artık ezberlediğimiz için, (Cemile doktora aşı yaptırmaya gidiyor, fakat korkuyor, çok acıyacak diye, daha sonra doktora gidiyorlar, aşısını oluyor, çok az acıdığını ve izinin çıktığını söylüyor, doktor da ona şeker verecek ama en son şekeri başka bir hastaya verdiği için, Cemileye vereceği şeker kalmıyor ve üzülüyor (Öykünün en sevdiği kısımda ayrıca bu doktorun yüzünü buruşturup üzülmesi, aynısını yapıyor : ) Masal kitaplarımızı ve şekerimizi de yanımıza alarak doktora gittik. Muayene olmayı beklerken, yine Cemile kitaplarını okuduk, sıra muayeneye gelince (aslında korktum, önceden çok ağlardı çünkü) hiç sorun çıkarmadı maşallah. Evde oynadığımız doktorculuk gibi, ağzına, kulaklarına, sırtına baktı doktor, gelişimini beğendi. Boyu 93 cm, kilosu ise 15 kğ. (maşallah bitaneme) Ardından da aşımızı yaptı ve hiç şikayet etmedi, hatta “ anne, Cemile korkuyor ama ben hiç korkmadım” bile dedi. Tombiş’e de anlattı. Acıdı mı kızım diye sorunca da şu kadarcık izi çıktı, az acıdı diye cevap verdi. Maşallah bitaneme.. Anne, evimize gidelim dediyse de, babaanneye gitmek zorunda kaldı. Babaanneye gelince de, babaanneye anlattı. Büyükbabasıyla birlikte Cemile masallarını okurken, babasıyla ben de işe geldik..