Kızımın okulunda, her hafta, arkadaşları, sınıfından birini HAFTANIN ÇOCUĞU seçerler. Haftanın çocuğu da, bebeklik resimlerini, bebeklik kıyafetlerini okula götürüp, öğretmeniyle birlikte panoyu hazırlayıp, bir hafta sergilenir.. Bu hafta da kızım bitanem, haftanın çocuğu seçilmişti. Çok mutluydu. Panoyu da koyup hazırlamışlar. Hafta sonundan, bebeklik resimlerini ve kıyafetlerini seçerken hem çok heyecanlandık, hemde çok tuhaf olduk.. Zaman ne çabuk geçiyor, ne çabuk büyüyor diye... Canım kızım benim..Ayakkabısını ayağına takıyor parmaklarına geliyor, pantolonu giymeye çalışıyor, dizlerine bile gelmiyor:))))
Haftanın çocuğu..
Gönderen
öykü özdemir
on 17 Aralık 2009 Perşembe
Etiketler:
Günlük,
Günün Mutluluğu
/
Comments: (0)
Canım, tatlım, balım kızım..
Gönderen
öykü özdemir
Etiketler:
Günün Mutluluğu
/
Comments: (0)
Bir pazar gününü, Öykü hiç ağlamadan geçirdi. Gayet huzurlu bir gündü.. Bana söylediği söz: " Anne, demi, bugün mutlu mutlu yaşadık" :):):)
Başka bir akşamda, " anne, hayatımda sen olmasan ben ne yapardım"
Başka bir akşam " anne, bu dünyadaki en iyi arkadaşım sensin"
Güzel kızım, canım kızım benim, o tatlı dilini yerim.. Sen bu lafları nerden duyuyorsunda söylüyorsun...Canım benim... Asıl, sen hayatımızda olmasan biz ne yapardık, sensiz herşey anlamsız olurdu. Rabbim seni bizden, bizi senden ayırmasın"...
Başka bir akşamda, " anne, hayatımda sen olmasan ben ne yapardım"
Başka bir akşam " anne, bu dünyadaki en iyi arkadaşım sensin"
Güzel kızım, canım kızım benim, o tatlı dilini yerim.. Sen bu lafları nerden duyuyorsunda söylüyorsun...Canım benim... Asıl, sen hayatımızda olmasan biz ne yapardık, sensiz herşey anlamsız olurdu. Rabbim seni bizden, bizi senden ayırmasın"...
Erken Çocukluk Döneminde Cinsel Gelişim ve Eğitim
Çocuk yetiştirmek gerçekten çok ama çok zor. Dün, Öykü'nün okulunda verilen seminerde, yine anladım, çocuğumuzu yetiştirirken bazen doğru bildiğimiz yanlışlıkları çok yapıyoruz. Basit bir kelime bile, çocuğumuzun belki geleceğini etkiliyor.. Nebahat Boğut, yine öyle güzel anlattı ki, hangi kelimesini buraya yazayım, nasıl toparlayım bilemiyorum..Umarım yanlış birşeyler yazmam, asında cinsellikle ilgili, hala rahat konuşamazken, dün öğretmen anlatırken, zaman zaman yüzümüz kızarsa bile, çocuklarımızın sorduları sorulara nasıl uygun cevaplar vereceğimiz üzerine uzun uzun anlattı..
Cinsel Eğitim
Ne zaman? Doğumla..
Nerede? Evde, okulda
Neyi? Yaşına uygun
Ne kadar? Yeterli düzeyde
Kim? Anne,baba,öğretmen,medya, vs.
Nasıl? Gerçek bilgiler, uygun dil ve tutum davranış..
Öncelikle çocuk ne soruyor, çok dikkat etmek gerekiyor..
Bir örnek verdi, bir aile, Eskişehir'den Ankara'ya gelmiş... Günün birinde, anne, ben nerden geldim diye sorunca annesi, kızım ben bunu sana daha önce anlatmıştım diyerek, başlamış tıbbi olarak bilgiler vermeye.... Meğerse çocuğun sorduğu, hangi ilden geldimmiş... O yüzden çocuğunuzun sorusunu çok net anlayın ve doğru ve basit olarak cevaplayın diyor Nebahat Hanım.
Çocuk, SORU SORUYORSA..
- Duymazlığa gelme, erteleme, anlayabileceği kadarını anlat, soruları net cevapla,
-Bebekler nasıl oluşur diye sorarsa
doğadan bahsetme, insan yavrusunun oluşumunu anlat, verilen bilgiler doğru ve açık olsun..
-Bebek nasıl dünyaya gelir diye sorarsa,
Kesinlikle, karnımı kestiler, seni çıkarttılar yada ameliyat ettiler vs.. demeyin diyor..
Annelerin karnında güvenli bir yer vardır, bebek orada yavaş yavaş büyür, büyüdükten sonra, özel bir doğum kanalı vardır, doktor ve hemşirelerin yardımıyla dünyaya gelir,
Kesinlikle canım acımadı demeyin diyor Nebahat Hanım... " evvet canım acıdı, ama seni kucağıma alınca unuttum" deyin diyor.. Kesinlikle çok kan kaybettim gibi ifadeler kullanmayın diyor, çocuğun biri nasıl etkilenmişse, kardeşi doğduğunda, " öğretmenim, kardeşim vampir, annemin kanını emdi" demiş....
Anne-baba eşit davranmalı, eşler aynı fikirleri paylaşmalıdır. Çocuğuna anlattığı şeyi, eşe haber vermeli..
LİBİDO : Psikol, doğuştan olan ve biyolojik olaak belirlenen cinsel zevk dürtüsü anlamında Sigmund Freud'un ortaya koyduğu bir terimdir. Freudcu görüşte cinsellik önemli bir yer tutar. Bu görüşe göre, insan yaşamı önemli oranda cinsellik içgüdüsün göre değerlenir. Ancak Freud öğretisinde cinsellik içgüdüsü dar anlamıyla değil, libido denen ilkelbenliğe bağlı ve genel anlamda cinsel özlem denilebilecek ruhsal güç yada diriklik olarak elealınır. Libido çocukta cinsel nitelik taşır. Çocuğun zihinsel gelişimi ilerledikçe, libidonun bir bölümü cinsel işlevini sürdürürken, bir bölümüde kişinin bilim, teknik ve sanata dönük her türlü buluş ve yaratıcı etkinliklerine kaynaklık eder. Libido insan yaşamını oluşturan dönemlerin her birinde ayrı bir nitelik taşır. AĞIZCIL EVRE (Süt emme ve ısırmadan haz duyma evresi) DIŞKI EVRE (Dışkılamadan haz duyma)ve ÜRETKEN EVRE cinselliğin ayrımına varan çocuğun haz kaynağını cinsel organlara yönelttiği evre) çocuğun varlığına yöneliktir. Üç yaşından sonra başkalarına, özellikle anne-babaya yönelir. Beden ve ruhça olağan bir biçimde yetişmekte olan erkek çocuk annesine, kız çocukta babasına karşın aşırı bir sevgi duyarki, Freud buna Oidipus Kompleksi adını verir. Bu dönemden sonra durgunluk evresi başlar. Ergenlik çağından sonra libido yeni bir değişikliğe uğrar.( http://www.botav.org/ tan alıntıdır.)
Cinsel organını merak eden çocuğa, yada oynayan çocuğa kesinlikle tepki vermeyin, Organı için, " iyi, kötü, pis, AYIP, kötü" demeyin. Özellikle " Açma oranı ayıp" diye çok tepki veririz. Nebahat öğretmen AYIP nedir diye sordu, 40kişiden kimse doğru dürüst cevap veremedi, ayıp denen bir kelime yokmuş. ama bu bizim kültürde çok var.. Çocuğunuzun cinsel organı için değişik değişik isimler takmayın, " penis-vajina" kelimelerini kullanın, çocuğunuz, kalbi gibi, eli gibi, onuda organ olarak bilsin, ama özel bir yer olduğunuda hissettirin.. 3.5 yaşına kadar merak edeceği için, görmesine, dokunmasına izin verin, çünkü o zaman sadece merak eder, ama 5 yaşından sonra cinsel kimliği benimseniyor. Kız babaya, oğlan anneye düşkün oluyor. Erkek babası gibi olup, anneye yakışıklı görünmeye çalışıyor, kızda, annesi gibi giyinip, süslenip, babaya güzel görünmeye çalışıyor. 5 yaşından sonra çocuğunuza çıplak görünmeyin, özellikle mahrem yerlerinizi mutlaka kapatın, beraber banyo yapıyor dahi olsanız, mahrem yerlerinizi kapatın, çocuk olayı anlayacaktır, oralarının özel yerler olduğunu, açmaması gerektiğini bilecektir. Her zaman yatak odanızın kapısını kapalı tutun, sadece özel şeylerde kapalı tutmayın. Çocuğunuzun odasının kapısı açık dahi olsa, kapısına vurup, girebilirmiyim diye sorunki, çocukta aynı davranışı size yapsın.
Burada yazmakta çekinsem bile, başımıza gelmiştir yada gelecektir.. Çocuğunuz masturbasyon bir şekilde yapar yada yapacaktır diyor. Gördüğünüz zaman şaşırmayın, şok olmayın diyor. 3.5 yaşlarında bu doğaldır diyor. Çocuk canı sıkılınca, tv izlerken, uyumaya çalışırken yaparsa, bu normaldir, ama gün içinde çok yapıyorsa o zaman dikkat edin diyor, eğerki böyle birşey yapıyorsa, kesinlikle TEPKİ VERMEYİN, İLGİLERİNİ BAŞKA YÖNE ÇEKİN, Bazende görmezden gelin.. Kesinlikle AYIP demeyin..
ÇOCUKLARA TACİZ
Çocuklarınızı korkutuyorsunuz,uyarıyorsunuz, yabancıya yaklaşma, ne verirse alma diye, peki yakınlarınıza karşı uyarıyormuyuz, hayır, asıl, tüm tacizler, tanıdıklarımız tarafından oluyor. Bu yüzden çocuğunuza verdiğiniz eğitim, ileride Allah korusun bu tarz birşeyin başına gelmemesini sağlayacak.. Kapısını tıklayıp girmek, kapınızı kapalı tutmak bile, ilerde çocuğunuzun özel alanlarının ve özel yerlerinin olduğunu kavramasında bile yardımcı olacak.
Çocuğunuza deyinki, HİÇ KİMSENİN SENİN ÖZEL YERLERİNE DOKUNMAYA VE DOKUNTURTMAYA HAKKI YOK.
*BİRİSİNİN SENDEN ÖZEL YERLİRENİ DOKUNMANI İSTEMESİ YADA SENİNKİNİDE DOKUNULMASI, SAKLAYACAĞIN BİR SIR DEĞİLDİR
Tuvalet eğitimi hakkındada kısa bir not geçmek istiyorum..
Tuvalet eğitimine 18 aydan erken başlamayın diyor.
Kendisine ait olur bir parçaya sahip çıkamayan çocuk tüm eşyalarına o kadar düşkür olurki, bu durum ilerde görülecek cimrilik davranışını ortaya çıkartır.
Geç başlayan çocukta kurallara uymamayı öğrenir.
Biraz karışık oldu kusura bakmayın:)
Cinsel Eğitim
Ne zaman? Doğumla..
Nerede? Evde, okulda
Neyi? Yaşına uygun
Ne kadar? Yeterli düzeyde
Kim? Anne,baba,öğretmen,medya, vs.
Nasıl? Gerçek bilgiler, uygun dil ve tutum davranış..
Öncelikle çocuk ne soruyor, çok dikkat etmek gerekiyor..
Bir örnek verdi, bir aile, Eskişehir'den Ankara'ya gelmiş... Günün birinde, anne, ben nerden geldim diye sorunca annesi, kızım ben bunu sana daha önce anlatmıştım diyerek, başlamış tıbbi olarak bilgiler vermeye.... Meğerse çocuğun sorduğu, hangi ilden geldimmiş... O yüzden çocuğunuzun sorusunu çok net anlayın ve doğru ve basit olarak cevaplayın diyor Nebahat Hanım.
Çocuk, SORU SORUYORSA..
- Duymazlığa gelme, erteleme, anlayabileceği kadarını anlat, soruları net cevapla,
-Bebekler nasıl oluşur diye sorarsa
doğadan bahsetme, insan yavrusunun oluşumunu anlat, verilen bilgiler doğru ve açık olsun..
-Bebek nasıl dünyaya gelir diye sorarsa,
Kesinlikle, karnımı kestiler, seni çıkarttılar yada ameliyat ettiler vs.. demeyin diyor..
Annelerin karnında güvenli bir yer vardır, bebek orada yavaş yavaş büyür, büyüdükten sonra, özel bir doğum kanalı vardır, doktor ve hemşirelerin yardımıyla dünyaya gelir,
Kesinlikle canım acımadı demeyin diyor Nebahat Hanım... " evvet canım acıdı, ama seni kucağıma alınca unuttum" deyin diyor.. Kesinlikle çok kan kaybettim gibi ifadeler kullanmayın diyor, çocuğun biri nasıl etkilenmişse, kardeşi doğduğunda, " öğretmenim, kardeşim vampir, annemin kanını emdi" demiş....
Anne-baba eşit davranmalı, eşler aynı fikirleri paylaşmalıdır. Çocuğuna anlattığı şeyi, eşe haber vermeli..
LİBİDO : Psikol, doğuştan olan ve biyolojik olaak belirlenen cinsel zevk dürtüsü anlamında Sigmund Freud'un ortaya koyduğu bir terimdir. Freudcu görüşte cinsellik önemli bir yer tutar. Bu görüşe göre, insan yaşamı önemli oranda cinsellik içgüdüsün göre değerlenir. Ancak Freud öğretisinde cinsellik içgüdüsü dar anlamıyla değil, libido denen ilkelbenliğe bağlı ve genel anlamda cinsel özlem denilebilecek ruhsal güç yada diriklik olarak elealınır. Libido çocukta cinsel nitelik taşır. Çocuğun zihinsel gelişimi ilerledikçe, libidonun bir bölümü cinsel işlevini sürdürürken, bir bölümüde kişinin bilim, teknik ve sanata dönük her türlü buluş ve yaratıcı etkinliklerine kaynaklık eder. Libido insan yaşamını oluşturan dönemlerin her birinde ayrı bir nitelik taşır. AĞIZCIL EVRE (Süt emme ve ısırmadan haz duyma evresi) DIŞKI EVRE (Dışkılamadan haz duyma)ve ÜRETKEN EVRE cinselliğin ayrımına varan çocuğun haz kaynağını cinsel organlara yönelttiği evre) çocuğun varlığına yöneliktir. Üç yaşından sonra başkalarına, özellikle anne-babaya yönelir. Beden ve ruhça olağan bir biçimde yetişmekte olan erkek çocuk annesine, kız çocukta babasına karşın aşırı bir sevgi duyarki, Freud buna Oidipus Kompleksi adını verir. Bu dönemden sonra durgunluk evresi başlar. Ergenlik çağından sonra libido yeni bir değişikliğe uğrar.( http://www.botav.org/ tan alıntıdır.)
Cinsel organını merak eden çocuğa, yada oynayan çocuğa kesinlikle tepki vermeyin, Organı için, " iyi, kötü, pis, AYIP, kötü" demeyin. Özellikle " Açma oranı ayıp" diye çok tepki veririz. Nebahat öğretmen AYIP nedir diye sordu, 40kişiden kimse doğru dürüst cevap veremedi, ayıp denen bir kelime yokmuş. ama bu bizim kültürde çok var.. Çocuğunuzun cinsel organı için değişik değişik isimler takmayın, " penis-vajina" kelimelerini kullanın, çocuğunuz, kalbi gibi, eli gibi, onuda organ olarak bilsin, ama özel bir yer olduğunuda hissettirin.. 3.5 yaşına kadar merak edeceği için, görmesine, dokunmasına izin verin, çünkü o zaman sadece merak eder, ama 5 yaşından sonra cinsel kimliği benimseniyor. Kız babaya, oğlan anneye düşkün oluyor. Erkek babası gibi olup, anneye yakışıklı görünmeye çalışıyor, kızda, annesi gibi giyinip, süslenip, babaya güzel görünmeye çalışıyor. 5 yaşından sonra çocuğunuza çıplak görünmeyin, özellikle mahrem yerlerinizi mutlaka kapatın, beraber banyo yapıyor dahi olsanız, mahrem yerlerinizi kapatın, çocuk olayı anlayacaktır, oralarının özel yerler olduğunu, açmaması gerektiğini bilecektir. Her zaman yatak odanızın kapısını kapalı tutun, sadece özel şeylerde kapalı tutmayın. Çocuğunuzun odasının kapısı açık dahi olsa, kapısına vurup, girebilirmiyim diye sorunki, çocukta aynı davranışı size yapsın.
Burada yazmakta çekinsem bile, başımıza gelmiştir yada gelecektir.. Çocuğunuz masturbasyon bir şekilde yapar yada yapacaktır diyor. Gördüğünüz zaman şaşırmayın, şok olmayın diyor. 3.5 yaşlarında bu doğaldır diyor. Çocuk canı sıkılınca, tv izlerken, uyumaya çalışırken yaparsa, bu normaldir, ama gün içinde çok yapıyorsa o zaman dikkat edin diyor, eğerki böyle birşey yapıyorsa, kesinlikle TEPKİ VERMEYİN, İLGİLERİNİ BAŞKA YÖNE ÇEKİN, Bazende görmezden gelin.. Kesinlikle AYIP demeyin..
ÇOCUKLARA TACİZ
Çocuklarınızı korkutuyorsunuz,uyarıyorsunuz, yabancıya yaklaşma, ne verirse alma diye, peki yakınlarınıza karşı uyarıyormuyuz, hayır, asıl, tüm tacizler, tanıdıklarımız tarafından oluyor. Bu yüzden çocuğunuza verdiğiniz eğitim, ileride Allah korusun bu tarz birşeyin başına gelmemesini sağlayacak.. Kapısını tıklayıp girmek, kapınızı kapalı tutmak bile, ilerde çocuğunuzun özel alanlarının ve özel yerlerinin olduğunu kavramasında bile yardımcı olacak.
Çocuğunuza deyinki, HİÇ KİMSENİN SENİN ÖZEL YERLERİNE DOKUNMAYA VE DOKUNTURTMAYA HAKKI YOK.
*BİRİSİNİN SENDEN ÖZEL YERLİRENİ DOKUNMANI İSTEMESİ YADA SENİNKİNİDE DOKUNULMASI, SAKLAYACAĞIN BİR SIR DEĞİLDİR
Tuvalet eğitimi hakkındada kısa bir not geçmek istiyorum..
Tuvalet eğitimine 18 aydan erken başlamayın diyor.
Kendisine ait olur bir parçaya sahip çıkamayan çocuk tüm eşyalarına o kadar düşkür olurki, bu durum ilerde görülecek cimrilik davranışını ortaya çıkartır.
Geç başlayan çocukta kurallara uymamayı öğrenir.
Biraz karışık oldu kusura bakmayın:)
Ne zamandır yazmıyorum... nereden başlasam, ne anlatsamki.. biraz karışık olsun ne yapalım..
Öykü, önceleri süt içmiyordu, "annecim, süt içersen, hergün boyun uzar, büyürsün, bizim gibi olursun" dedim, şimdi yatmadan önce süt içiyor, fakat süt içtiğinin ertesi sabahı bana söylediği söz " anne, niye senin kadar olmadım"....:))))) dedimki, annecim hemen olmaz, yavaş yavaş yavaş büyüyecek, uzayacaksın...
Her sabah ve her gece dişler fırçalanıyor, ben unutsam bile, Öyküm hatırlatıyor.
Caillou hala vazgeçilmezimiz. Sabahları Caillou başladı diye uyandırıyorum.
Pazar günümüz çok sakin ve huzurlu geçti. Öykü akşamında bana " anneee, bugün mutlu mutlu yaşadık " değilmi dedi... Allahım yarabbim.. Çok güldüm... Sonrada bana, " sen bu dünyadaki en iyi arkadaşımsın" diyor, öpüyor, kokluyor... Canım, kınalı kuzum benim, kendisini anne, beni çocuk yapıyor, ve Öyküde kendimi izleme imkanım oluyor, hatalarımı yada yaptığım güzellikleri görebiliyorum. Buda çok güzel birşey...
Şuanda en çok istediği oyuncak " Hamburger partisi-oyun hamuru", hafta sonu almaya gittik ama kalmamıştı, onun yerine oyun hamurları, boya kalemleri ve boyama kitabı aldı, Samtoy'u baştan aşağı dolanıyor, herşeyi almıyor, istediğini seçiyor, aldığı oyun hamurlarıyla çok güzel oynuyor, yemek yapıyor.. Çok fazla oyuncakla oynamıyor..
Babası ve benimle, üçlü oyunlardan çok zevk alıyor, özellikle yatmadan önce, babasının, benim sırtıma çıkmalar, saklanmalar, zıplamalar, çok eğleniyor, yatmak bile istemiyor.
Saklambaç, top yakalama, suluboya, kuruboya, parmakboyası, masallar, kek ve kurabiye yapmak (bana yardım ediyor, hatta toz bile alıyor, bunuda gururla herkese söylüyor) şuanda en sevdiği oyunlar.
Cumartesi Hepatit A nın ikinci doz aşısı oldu, hastaneye severek gitti. Fakat aşı olurken normal olarak ağladı, ağlarkende, hep bize " anne, baba, sizi çok seviyorum" diyerek ağladı. Önüne gelen akrabalarına " ben aşı oldum" dedi.
Renklerden siyah, beyaz, kırmızı, mavi, mor, yeşil, açık yeşil, turuncu gibi renkleri çok iyi biliyor.
C.tesi günü yine Yılbaşı ağacımızı süsledik, süsleri Öykü taktı, çok sevdi, yeni yıl hediyesi olarakta bizden " Hamburger partisini" istiyor.. Okuluna da NoelBaba gelecekmiş ve hediyeler getirecekmiş:)
Öykü, önceleri süt içmiyordu, "annecim, süt içersen, hergün boyun uzar, büyürsün, bizim gibi olursun" dedim, şimdi yatmadan önce süt içiyor, fakat süt içtiğinin ertesi sabahı bana söylediği söz " anne, niye senin kadar olmadım"....:))))) dedimki, annecim hemen olmaz, yavaş yavaş yavaş büyüyecek, uzayacaksın...
Her sabah ve her gece dişler fırçalanıyor, ben unutsam bile, Öyküm hatırlatıyor.
Caillou hala vazgeçilmezimiz. Sabahları Caillou başladı diye uyandırıyorum.
Pazar günümüz çok sakin ve huzurlu geçti. Öykü akşamında bana " anneee, bugün mutlu mutlu yaşadık " değilmi dedi... Allahım yarabbim.. Çok güldüm... Sonrada bana, " sen bu dünyadaki en iyi arkadaşımsın" diyor, öpüyor, kokluyor... Canım, kınalı kuzum benim, kendisini anne, beni çocuk yapıyor, ve Öyküde kendimi izleme imkanım oluyor, hatalarımı yada yaptığım güzellikleri görebiliyorum. Buda çok güzel birşey...
Şuanda en çok istediği oyuncak " Hamburger partisi-oyun hamuru", hafta sonu almaya gittik ama kalmamıştı, onun yerine oyun hamurları, boya kalemleri ve boyama kitabı aldı, Samtoy'u baştan aşağı dolanıyor, herşeyi almıyor, istediğini seçiyor, aldığı oyun hamurlarıyla çok güzel oynuyor, yemek yapıyor.. Çok fazla oyuncakla oynamıyor..
Babası ve benimle, üçlü oyunlardan çok zevk alıyor, özellikle yatmadan önce, babasının, benim sırtıma çıkmalar, saklanmalar, zıplamalar, çok eğleniyor, yatmak bile istemiyor.
Saklambaç, top yakalama, suluboya, kuruboya, parmakboyası, masallar, kek ve kurabiye yapmak (bana yardım ediyor, hatta toz bile alıyor, bunuda gururla herkese söylüyor) şuanda en sevdiği oyunlar.
Cumartesi Hepatit A nın ikinci doz aşısı oldu, hastaneye severek gitti. Fakat aşı olurken normal olarak ağladı, ağlarkende, hep bize " anne, baba, sizi çok seviyorum" diyerek ağladı. Önüne gelen akrabalarına " ben aşı oldum" dedi.
Renklerden siyah, beyaz, kırmızı, mavi, mor, yeşil, açık yeşil, turuncu gibi renkleri çok iyi biliyor.
C.tesi günü yine Yılbaşı ağacımızı süsledik, süsleri Öykü taktı, çok sevdi, yeni yıl hediyesi olarakta bizden " Hamburger partisini" istiyor.. Okuluna da NoelBaba gelecekmiş ve hediyeler getirecekmiş:)
