RSS

Madagaskar


Öykü, bu günlerde Madagaskar’ı izlemeye bayılıyor. İzin versek, sabahtan akşama kadar bunu izleyecek. Alex (Alakay), Gloria, Marty, Melman ve diğerleri…. Özellikle dans müziğine hayran ve İngilizce olarak söylüyor, birkaç kez, İngilizce olarak izledik, daha sonra babamız, Türkçesini buldu ve Türkçesini izlemeye başladık, Türkçesinde, şarkıyı da Türkçeye çevirmişler ama Öykü, Türkçesini sevmediJ Gerçekten güzel bir animasyon. Ben bile çok severek izliyorum. Bu filmde, küçük aslanın (Alakay’ın) kaçırılışı ve birde Alex’in (Alakay’ın) dövüş sahnesi var, o sahnelere yaklaşırken, anne bunu kapat, burayı izlemek istemiyoyum diyor ve o sahneleri atlıyoruz, diğer sahnelerde çoğu yeri hatırlıyor, söylüyor, şimdi şu olacak, bu olacak diye.. Oyuncaklarını arıyorum ama bulamıyorum, sadece kuzeni Oğuz’un verdiği Marty ve Melman var, onlarla da çok severek oynuyor. Akşam, eve gitmek için sabırsızlanıyor, niyeymiş, çünkü “ Madagaskarın Tükcesini izliycekmiş”

10 gün oldu..

Memeden keseli 10 gün oldu, beklediğimden daha kolay oldu desem de, her gün işten gelince, yatarken ve sabah uyanınca “ annecim,iyilesti mi “ diye soruyor kuzucum ve cevabı alınca da birdaha sormuyor. Hatta dün akşam, işten gelince hiç sormadı, artık unutuyor diye çok sevinmiştim, fakat, bugün sabah 05.30 gibi uyandı ve emmek istediğini söyledi, tabi ben iyileşmedi annecim deyince başladı ağlamaya, ama nasıl ağlıyor, istiyor, elinde değil yavrumun.. Bende hiç kıyamıyorum ama ne yapayım, artık ilaç kullanmaya başladım ve bebeğime sütümü veremem.Bende tüm içtenliğimle, kızımı karşıma alarak, “ bak annecim, seni çok sevdiğimi, seni emzirmeyi ne kadar çok sevdiğimi biliyorsun değil mi, ama maalesef meme off oldu, doktor amca hergün iğne yapıyor, verebilsem, verirdim, çünkü senin memeyi ne kadar çok sevdiğini biliyorum, lütfen ağlama annecim” dedim. “ Hatta istersen biberondan süt vereyim” dedim. “ hayııyyy, ben memedeki sütü istiyoyumm” diyerek kucağımda uyuyakaldı.
Kıyamam sana güzel kızım. Sen ağladıkça benim içim parçalanıyor, hiç ağlamanı istemiyorum. Hep gül sen meleğim. Bir yanda vicdanım çok rahat otuz ay boyunca emdin ama biryerde bitmesi gerekiyordu bitanem. Üzgünüm.

Doğum Günün Kutlu Olsun Zeynep



27 Mart-Cuma akşamı, Sevgili Zeynep (1) in doğum gününde idik. Ondan önceki gün, yeni gelinimiz Tuğra'nın, 30 Martta, Zeynep'in annesinin doğum günü olduğu için, üçü bir arada kutlandı. Pastaya bayıldım. Gelin Tuğra, Anne Sevda ve birde bebeğin olduğu pasta çok güzel görünüyordu ve Selda'nın ne kadar zevkli olduğunu birkez daha gösteriyordu. Kalabalık bir ortamdı, Öykü'den büyük çocuklar vardı ama ilk başlarda uzak durmasına rağmen, ilerleyen saatlerde çok güzel eğlendiler. Saklambaç oynunu başlattım, bir güzel saklambaç oynadılar, ardından " kutu kutu pense" ye başladık, onu oynadılar, hep birlikte çok eğlendiler. Zeynep'e aldığım doğum günü hediyelerinden biri de masal kitabıydı, Öykü, tabi sahiplendi, benim hediyem, benim hediyem diye kimseye vermedi. Ben elime aldım, bütün çocukları yanımda topladım ve masal kitabından masal okumaya başladım, kendimi kreş öğretmeni gibi düşündüm : ) Çok zevkliydi. Güzel bir akşam geçirdik. Tekrar üçünün de doğum gününü en içten dileklerimle kutluyorum.. Nice sağlıklı, mutlu yıllar dilerim..

Zor akşam..

Önceki yazımda sütten kesmeyi yazmıştım fakat dün akşam bugüne kadarının en zoruydu diyebilirim. Oğuzlar bizdeydi, oynadılar, eğlendiler, hiç aklına gelmedi. Fakat Oğuz’lar gittikten biraz zaman geçtikten sonra, ayakkabısını giyip, “ anne, Oğuzlara gidelim” demeye başladı ama gidemezdik çünkü Oğuz uyumuştu, bunu ne kadar anlattıysam da anlamadı ve abartmıyorum belkide bir saat ağladı. Aklıma ne gelirse söyledim, uyguladım, ama bana mısın demiyor, bana vuruyor, tokat atıyor, tutma, yapma diyor, ardından meme istiyor, memeyi unutuyor, Oğuz’u istiyor.....
Çok zor geçti akşamımız, daha sonra sakinleşince, banyo yaptırdım ve güzel güzel uyudu ama gözler şişti, hatta sabah kalktığında bile gözler şiş şişti.
Huysuzlaştı, agresifleşti, çok sinirleniyor. Tabi bunların sebebi ememesi. Ama biliyorum bu günlerde geçecek ama ikimiz içinde dün akşam zordu

Benden izin istedi

Pazar günü araba galerisine gittiğimizde, orada bulunan dergilere bakıp, kısık sesle bir şey söyledi, “ efendim annecim” dedim, “ diiiii yapabiliymiyim?” ( Öykü, 1 yaşından beri genelde, bir şeye adapte olunca, oyuncaklarıyla oynarken ya da severek bir şey yapınca diiiii diye bir ses çıkartır, hatta bu sesi biz çıkartmaya çalışınca, büyükler diyemez diye de bize tepki verir).. Tabi annecim dedim ve başladı dergiyi karıştırırken “ diiii “ demeye… Benden izin alması, beni çok mutlu etti. Canım kızım benim..

İbrahim ve Tuğra'ya mutluluklar


Cumartesi günü, hala oğlu, sevgili İbrahim ve Tuğra’nın düğünündeydik. İkisine de bloğumuz aracılığıyla tekrar mutluluklar diliyoruz.

Düğün başlamadan boş olan pistte çocuklar koşturup durdu, çalan müzikte oynadılar, tabi Öykü’m de.. Az bir müzik sesi duysun, hemen popo kıvırmaya başlıyor: ) Oğuz’un peşinden koşturup duruyor, Oğuz’u bulamayınca “ Oğuzzz, Oğuzzz” diye bağırıp duruyor, tüm düğün boyunca, hep ayaktaydı, ordan oraya koşturup durdu. Ama çok eğlendi, hatta ertesi gün, anne, yine düğüne gidecek miyiz diye bile sordu : )

Güle Güle Anne sütü

2 ay önce, Sevgili Tuba’nın adresinde anne sütü ile ilgili

Öykü de 28 aylık ve hala emiyor ve emzirmekten dolayı ben çok mutluyum. Ben çalışan bir anneyim. Kızım henüz 55 günlükken iş başı yaptım. İşe başlarken, stresten, kızımı bırakıp gideceğim üzüntüsünden, benden bir damla süt bile gelmedi ama yılmadım, sürekli sağdım, sağdım, gece gündüz birbirine karıştı ama işbaşı yaptığımda 1-2 biberon süt hazırlamıştım. 1.5 saat süt iznim de olduğu için sabahları bir saat, öğlenleri de yarım saat izin alarak, (işyerim evimize 45 dk uzaklıkta) her öğlen gidip kızımı emzirdim ve geri dönüp işbaşı yaptım. Çok yoğun ve yorucuydu, hiçbir zaman şikayet etmedim. Çalıştığım saatlerde de işyerinde sütümü sağarak, ertesi günün sütünü hazırladım. Zaman zaman biberon tutmadığı oldu, babaannesi sağolsun kaşık kaşık verdi sütü ve böylece ilk 6 ay sırf anne sütü ile besledim güzel kızımı. Anlattığın gibi zaman zaman benimde sütümün az geldiği olmuştur ama ne olursa olsun, hiçbir zaman mama ve emzik vermedim. Hala Öykü, seninleyken fazla yemiyor, artık sütten kes deseler de, biliyorumki, " marketlerde bulunamayacak tek şey anne sütü" neden kızım emmeyi severken, ben emzirmekten vazgeçeyim ki.. Kim ne derse desin, kulaklarımı tıkıyorum ve kızımı emzirmeye devam ediyorum. Birgün gelir, kendi bırakır biliyorum.

Yorumunu yazmıştım. En sonundaki “ birgün gelir kendi bırakır biliyorum” maalesef, bekleyemedim, sağlık sorunlarım sebebiyle ilaç almam gerektiği için memeden kesmek gerekiyordu. Doktorumun önerdiği sütten kesme ilacını bir hafta kullandım ama sütüm kesilmedi, nedendir bilemiyorum ama belki de psikolojiktir, çünkü ben bırakmayı hiç istemiyordum. Ama Cumartesi günü, tam olarak bırakmaya karar verdim, sabahta uzun bir müddet emiştikten sonra, salça sürdüm ve kızım meme isteyince, “ annecim, az önce, yere düştüm ve kanadı, artık meme ememeyeceksin” dedim, fazla bir tepki vermedi, hatta babasına gidip “ baba, anne düstü, memesi kanadı, ben aytık meme emmiycem”.. ve gün içinde, parka gitmeler, oynamalar vs.. hiç aklına gelmedi ama hep meme emerek uyandığı ve uyuduğu için bu anlarda zorlandık. Öğlen meme ememediği için geç yattı, ayakta uyudu desem yeridir. Gece de, “ anne, memen iyilestimi” diye sorup, bendende cevabı alınca, ayrıca düğünde çok yorulması sebebiyle, kucağımda uyuyakaldı. Ama Pazar sabahı en zoruydu diyebilirim kızım için, uyandığında, her zamanki gibi meme emmek istedi. Annecim dedim, dün of oldu ya, kanıyor hala dedim. Canım kuzum, ne yapacağını şaşırdı, başını göğsüme koyuyor, öbür elini atıyor, elini koyacak yer bulamıyor, ne yapacağını şaşırıyor, aynı sigarayı bırakmaya benzettim ben bu işi, tiryaki bir insan nasıl sigarayı zor bırakıyor, kızımda aynısı oldu. Ama yinede hakkını yemeyim, maşallah, uyurken ve ben işten gelince, “ anne, iyilestimi” diyor, “ hayır annecim iyileşmedi” deyince de, gayet mutlu bir şekilde oyununa devam ediyor. Tabi şimdi meme emmediği için, daha bir sarıp sarmalıyorum, (sanki önceden azmış gibi ). Ama gerçekten de, sütten kesmek, bir yönden çok iyi oldu, mesela artık yemekleri çok seçmeden yiyor, bunu yemez dediğim şeyleri bile yiyor maşallah. Umarım hep böyle gider..
Yaaa işte, kızımın çok severek emdiği ve benimde çok severek emzirdiğim emme faslı bitti, bende hala süt var ama artık veremem. Tam 30 aylıkken, 21.03.2009 tarihinde sütü kestim. Bugüne kadar emdiği bütün sütler helal olsun kızıma.. Çok güzel anlardı ama artık kızım da büyüdü : )

Hafta Sonu

Cuma akşamı, babaannede durmadı, eve gideceğim diye tutturdu. Babaanneden çıktık, evimize geldik, daha montunu çıkarmadan, ben babaanneme gideceğim diye başladı ağlamaya, kızım, yeni geldik, birdaha gidemeyiz. en iyisi Hülya halaya gidelim dedim. Önce tamam dedi, karşı Hülya halaya gidince, kapıdan içeri girmedi, " hayııyyy, ben Bahay Halama gidicem"... Artık Bahar halamızı aradık, müsait olduğunu öğrenince, onlara gittik. Öykü ve Oğuz mutlu mutlu oynadılar..


Cumartesi öğleden önce ananeye gittik ve akşama kadar oradaydık. Kızım, teyzeleriyle ve daha sonra gelen teyze torunumuz Sıla ile çok keyifli anlar yaşadı. Anne-kız çok mutlu olduk. Akşama da babamız gelince, keyfimiz daha da katlandı.
Bartın'dan gelen Nurhan teyzesini zaten çok özlemişti. Görünce, sarıldı öptü güzel teyzesini..Kucağımda, 7 katı çıktık ve ananeye çıktığımızda kullandığı kelime " çok yoyuldum" ... Arabaya binerken kapısını açtım ve " buyrun hanfendi" dedim, Öykü'nün verdiği cevap " teşekkür ederim", uyanınca, babasının yanına gidip " du, babama bi günadın deyim, babacımmmm günadın".... Oğuz'un babası Hakan abi evde çorapsız dolaşıyordu, Öykü : " Hakan, çoyabın yok, hadi giy" dedi ve Hakan abiye çorabını giydirtti. Öykü'nün üstünü değiştirirken, teyzesi, dur şu memişlerden bir öpeyim dedi... " Benim memisimde süttt yokk.. annede vayy" , merdivenlerden tutunmadan tek başına iniyor, annecim kucağıma alayım mı seni yada tutunarak in bitanem dediğimde, " ben aytık büyüdüm, tek basına inebiliyim" daha neler neler.. Maşallah bitanem..
Bu arada daha önce bahsetmiş olduğum Cemile serisinin kitaplarını hergün okuyorum ama birtanesini değil. En az beş tanesini. En sevdikleri ve okuttuları, " Cemile, banyo yapmak istemiyor", "Cemile Parka Gidiyor", " Cemile kötü söz söylüyor", " Cemile, yeni çizmelerini giyiyor", " Cemile, Doktora Gidiyor"... bunları sürekli okutuyor...: )
En sevdiği oyuncaklarda şu anda hayvanlar.. Aynı hayvanlardan, biri küçük, biri büyük olunca, bu bunun yavrusu diyor...Zaten, hangi hayvanın hangi sesi çıkardığını biliyor, elinde dün gördüğüm tavukla oynarkende " Gıd gıd gıdak, yumurtam sıcak, gelde bi bak" diyordu: ) Atları koşturuyor, konuşturuyor vss..

Masallarr..

Öykü’müze her ne kadar çok tv izlettirmesek de, zaman zaman Baby Tv, Aslan Kral, Çılgın Dostlar, Şirinler gibi çizgi filmleri izliyor. Bu aralar da, Madagaskar’ı çok seviyor. Filmde yer alan müziği Öykü, ” ay layk dı mom it “ (I like the move it-oynatmayı seviyorum) olarak çok güzel söylüyor.
Oğuz’dan kızdığı zaman dil çıkarmayı öğrendi. Bize kızdığı zaman dil çıkarıyor, çok sinirliyse, eline ne gelirse, fırlatıyor, bize vuruyor.. Tabi bu konuda üstüne gitmiyoruz. Yapma dedikçe tam tersinin olacağına inanıyoruz.
Bugünler de, ben işe gelirken çok şükür sorun yaşamıyoruz, hatta “anne sen ise git, ben babamla kalıyım” diyor, ardından, babaanneye gidince, babayı da kovuyor, “ hadiii ise git sen” diye.
Sanırım, akşamları tek tek masal yada boyama kitabı almama alışmış olsa gerek, her akşam eve gidince “ anne, bana ne aldın” diye soruyor, ama almadığımı söyleyince de fazla tepki vermiyor çok şükür.. Tabiî ki, her akşam bir şeyler alıp götürmek yanlış, işe göndermediği zamanlar söz verdiğim için alıyorum: )
Masal kitaplarının başındaki resimlerden, masalın hangi masal olduğunu söylüyor. Ve eksik masalı yada boyama kitabındaki kitap listesindeki resimlerine bakarak, “ bunu almadın, bunu aldın” diye tek tek sayıyor..
- Uyuyan güzel : Yatan güzel
- Kırmızı Başlıklı Kız : Nine ve kurt
- Pinokyo : Pinokyoo
- Keloğlan : Keloğlan
- Alice Harikalar Diyarında : Aliss
- Külkedisi : Külkedisi
- Nasreddin Hoca : Nasedin hoca
- Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler : Yedi cüceler (burada da ezberlediği şey “ ayna ayna söle bana,dünyada güzel varmı benden baska” : )

Aslında daha neler neler… Hep yazayım diyorum amaa yazarken, unutuyorum.. Maşallah artık, her kelimeyi, her cümleyi biliyor, konuşuyor o tatlı diliyle.

Cemile..


Sevgili arkadaşım Mine’nin de tavsiyesiyle, dün akşam, büyük bir heves ve heyecanla, CEMİLE SERİ’sini aldım ve eve gittiğimde, Öykü’ye gösterir göstermez, çok sevindi ve okumamı istedi. Beş tanesini okudum. Birini okuyorum, anne bunu da oku diyor. Çok sevdi. Artık yatarken okurum kızım dedim ve mutfağa yemek hazırlamaya geçtim.

Kocaman muzip bir surat, çilli yanaklar ve iki yanda toplanmış kızıl saçlı Cemile ve oyuncak ayısı Tombişle, çok güzel bir kitap serisi.Araştırdığıma göre, yayınlandığı ilk günden beri dünyanın 32 farklı ülkesinde milyonlarca Cemile kitabı satılmış ve okunmuş. Her Cemile hikayesi, kız veya erkek zamane çocuklarının başından geçebilecek evrensel konuları işliyor. Cemile ve onun çocuk dünyası, sevgi, şefkat, sıcaklık, mutluluk ve neşe içeriyor. İçinde bulunduğumuz dünyada ve zamanda fazlasıyla ihtiyaç duyduğumuz değerler anlatılıyor.Karakter eğitimine yönelik mesajlar vermesi, hoşgörü, arkadaşlık, karşılıklı sayı değerle i ve yaşam içinden çıkarılacak ilk dersleri vurguluyor. (Tanıtım bülteninden)

Cemile serisinin kitapları:
Cemile doktora gidiyor
Cemile okula dönüyor
Cemile çişini altına yapıyor
Cemile bir hata yapıyor
Cemile Tombiş'le arkadaşlık etmek istemiyor
Cemile kötü söz söylüyor
Cemile banyo yapmak istemiyor
Cemile Annemle babam kızmamış
Cemile uyumak istemiyor
Cemile parka gidiyor
Cemile oyuncaklarını paylaşmak istemiyor
Cemile kâbus görüyor
Cemile yeni arkadaşını çok seviyor
Cemile yeni çizmelerini giyiyor
Cemile geceyi teyzesinde geçiriyor

Artık kızım, her akşam, bu masalları dinleyerek büyüyecek ve inanıyorum ki, gelişiminde çok katkısı olacak.. Tekrar teşekkürler Minecim..

Doğum Günün Kutlu Olsun Oğuz'cuğum...




Blogumuzda sık sık adı geçen, Öykü’nün hem çok sevdiği, çok iyi anlaştığı, hemde inatlaştığı, sevgili kuzeni Oğuz’un (6) bugün doğum günü..

Akşama Öykücüm, Oğuz’a hediyesini vermek için sabırsızlanıyor.: ))) Eminim, yine pastayı senmi üflersin, benmi üflerim yada pastanın üzerindeki süsler, senindi benimdi tartışması yaşanır: ) )

İyiki doğdun Oğuzcuğum…Seni çok seviyoruz.

Bitanem, meleğim..


Bitanem, meleğim, dünya güzelim, tatlı dillim, öyle güzel konuşuyorsun ki, maşallah, Bitiyorum konuşmana, kullandığın kelimelere, cümlelerinin düzgünlüğüne… Binlerce kez maşallah..

Dün akşam babaanneye çıktığımda, sen masada oturuyordun ve düşmüş olduğun için, elinin kenarı çizilmiş, hafif kanamıştı, kıyamam sana.. Sende, hemen peçete sardırmışsın bileğine ve hiç hareket ettirmiyorsun. Yalnız, hafif yaralanan bileğini hiç kıpırdatmıyor, sanki alçılı gibi, “ anne, ıhhh, “ deyip duruyorsun, peçete düşünce, hemen ağlıyor, anne sarr diyorsun.. Üzerini bile değiştirmedin, acıyor diye.. Halbuki acımıyor ama sen naz yapıyor, ilgi istiyorsun.. Bütün ilgim, sevgim zaten sende meleğim.
“ Oduncunun çocukları “ adlı masal kitabını aldım dün akşamda.Çok sevindin, resimlerden sana neler olduğunu anlattım ve sende, benden sonra tek tek anlattın yemekte… Diğer okuduğum masallarda da, “ ayna ayna söyle bana, benden güzel varmı dünyada” diyorsun,. Masal kitabının arkasındaki diğer masal kitaplarına bakıp, “ sunu aldın, sunu aldın, bunu almadın” deyip duruyorsun, tabi, masal kitaplarını da kapaktaki resimlere bakarak, isimlerini sayıyorsun. Kırmızı Başlıklı Kız masalında, kurt, nineyi yutunca,, yaaa niye yuttu diye kızıyorsun.. Babaannenin seni uyuturken söylediği ninniyi söylüyorsun Yağmur deyince, başlıyorsun “ yağ yağ yağmur….”, aydede deyince “ aydede, aydede, senin yüzün nerede “ diyorsun….. ve bu liste böyle uzayıp gidiyor..
Evimize gelince de http://www.eslflashcards.com/ adresinden aldığımız çıktılarla, eşleştirme oyunu oynadık. Maşallah hepsini de isimlerini sayarak eşleştirdin, çok hoşuna gitti. Sana kestane yaptım ve çok severek yedin. Hafta sonu Toyikide görüpte, çok beğendiğin oyuncağı, (çok düğmesi olan, ışıklı, sesli, banyosu, vc si olan çok güzel bir oyuncak) çok istediğin için, ertesi gün babacığın gidip aldı ve sen çok mutlu oldun. Oyuncakta, tuvalet var, ses çıkartıyor ve sen diyorsun ki, “ büyükler buyaya tuvalete gider”, küvet var, onun içinde “ Öykü, buyada banyo yapay”, vs…. Tuvaletin ne işe yaradığını bilen sen, bez bağlatmakta hala inat ediyorsun, bakalım, bahar ayı gelince, umarım başlayacağız tuvalet eğitimine.
Yeni aldığımız bu oyuncağı hemen babaanneye götürdük ve oynamaya başladın, çoğu bebekler, çocuklar, yanlarında bir eşya,bir oyuncak taşırmış, sende artık bu evi taşıtıyorsun, akşam evimize, sabah babaanneye geliyor. Akşam geç yatmış olmana rağmen, sabah erkenden uyandın, “ eyvaahh dedim, yine Öykü, beni işe yollamayacak dedim. Fakat, önce anne gitme dedin ama daha sonra konuşmalarımın da etkisiyle “ anne, sen ise git, ben babamla kalıyım” dedin, benden ayrılırken de el sallayarak, “ seni seviyorum” sözcüğüme, “ bende seni seviyoyum, güle güle” diyerek karşılık verdin ve annenin işe güzel başlamasına sebep oldun teşekkür ederim bebeğim..

Büyüdü benim güzel kızım...


Öykü, herşeyi merak ettiği için, şimdi bütün konularda NEDEN? diye soruyor.

Sabah yine ayrılmak istemiyordu, fakat, kıyafet alacağımı söyleyince, bir an sustu, “ kırmızı, mavi, yesil pantolon,bide bluz al “ dedi…. Masraf çıktı yani: ) Kızım büyümüşte, kıyafet istermiş annesinden : )

Dün gittiği top havuzunda, saçındaki tokayı kaybetmiş yada orada çalışan kız almış, artık o kadarını bilmiyorum, “ anne, abla, sacımdaki tokayı aldı” diye bana şikayet ediyor, galiba, ordaki kız aldı gerçekten…yoksa Öykü’m niye böyle bir şey desin ki..

Akşam, çıkardığım kolyemi takıyor ve kolyede bulunan siyah ve kırmızı renkleri tek tek sayıyor, “ bu kıymızı, bu siyah, bu kıymızı, bu siyah”,,

Doğum günü akşamı...


Ümit, doğum günü kutlamasını pek sevmez, ama ben inşallah ömür boyu doğum gününü kutlamayı ihmal etmeyeceğim. Özel günleri kutlamayı, hatırlamayı, hatırlanmayı çok severim. Kendi doğum günümde de, pasta üflemek, bana hediye verilmesi, beni çok utandırır, çok terlerim, mahcup olurum karşımdaki insanlara. Ama başkalarının güzel günlerinde elimden ne gelirse yapmaya çalışırım.
Kızımla birlikte, 3 Marta girdiğimiz gece saat 00.00 den sonra, babamızın doğum gününü kutladık. Tabi doğum günü olurda, pasta olmaz mı, hemen pastayı sordu, palyaçolu olsun dedi. Sebebi, hala doğum günündeki pastayı unutmamış olması.
Akşamda, sevgili babamızın doğum gününü kutladık. Tabi, benim aklımdan daha başka şeyler geçiyor olsa da, imkanlar el vermedi. Önceki akşamdan bir şeyler hazırlamama rağmen, sağolsun Bahar ablada bana yardım etti ve çok güzel bir menü ile misafirlerimizi ağırladık. Öykü ve Oğuz her zamanki gibi çok yaramazdılar, ordan oraya koştular, oynadılar. Öykünün odasını talan ettiler. Öykünün dansı görülmeye değerdi doğrusu. Bu günlerde en çok sevdiği ve dans ettiği şarkılar : Hadise'den " Dümtek " ve " Delioğlan", çok seviyor ve çok güzel dans ediyor.
Babamıza hediyeler verilirken, Öykü, hemen “ benim hediyem nerde” dedi ve bende verince, hemen babaya gidip doğum gününü kutladı ve hediyesini verdi:), Babaannesi tüm gün boyunca neler yaptığını anlatırken " neden anlatıyosunnn" diye babaanneye kızdı:)
Oldukça güzel ve yorucu bir akşamdı.

Doğum Günün Kutlu Olsun Hayatım..


Zaman çok çabuk geçiyor. Seni tanıyalı, 12 yıl oldu. 12 yıldır, her doğum günün ayrı heyecan veriyor. Bir yıl daha yaşlanıyoruz ama bir yıl içinde de neler neler yaşıyoruz. Her doğum günün de sana nasıl bir sürpriz yapsam, ne alsam, senin için en güzeli nedir, neler yapabilirim, seni nasıl mutlu edebilirim diye düşünüyorum. Canım kocacığım, iyiki hayatıma girdin, iyiki eşim oldun ve dünya güzeli Öykü’müzün babasısın. Öykü ve ben çok şanslıyız. Yüce Allah, yeni yaşında ve ilerleyen yıllarda da, sana sağlık versin, seni bize bağışlasın. Mutlu, güzel yıllar göstersin.Öykü ve ben seni çok ama çok SEVİYORUZ. DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN. İYİKİ DOĞDUN BİTANEM