RSS

Hokey Pokey

Öykü'nün zaman zaman baktığı Baby Tv de( http://www.babytvchannel.com/turkey/view_program.aspx?l=4&i=10&p=105&si=7 ) ve tatillerde de animasyon grubunda çalan Hokey Pokey'i adlı şarkıyı Öykü şu şekilde söylüyor

Sağ ayak dışarı,
Sol ayak içeri,
ooo hoki toki,
salla kalçanı,
sağ el içeri
sağ el dışarı
işte şimdi bukadarrr...

(yazmaya çalıştım ama, maşallah öyle tatlı söylüyor ki, dinlemeye doyum olmuyor)

Günün Mutluluğu..

Anneyle karşılıklı, gülüşerek, eğlenerek, dans etmen, şarkı söylemen beni çok mutlu ediyor bebeğim...

Kurabiye yaptık...

Akşam, çok eğlendik.
Uzun zamandır yapmadığımız kurabiyelerimizden yaptık. Öykü, hamurlarla oynamayı, kurabiye yapmayı ve yemeyi çok seviyor. Babaannedeyken, eve gidince kurabiye yapacağımızı söylediğimde, “ anne,eve didelim,kurbiye yapalım” deyip duruyordu, hamuru hazırlamamı, biraz dinlenmesi için bırakmamı zor bekledi. Neyseki, bu arada, mutfakta çalan müzik eşliğinde dans ettik, bana “ anne sende dans et “diyor, biraz dans edince, “ sen yoyuldun, buyaya otuy” diyor ve başlıyor dansın devamına. Terledim diyor ve hırkasını çıkarıyor.Susadım diyor, suyunu içiyor:)
















Kurabiyelerimizin piştiğini öğrenince, daha önce, her seferinde, kurabiye yaptığımızda, Öykü, oturma odamızdaki kanepeleri birleştirip zıplardı, unutmamış, kurabiyeler pişti deyince, hemen beni oturma odasına çağırdı ve halıyı kaldırıp, kanepeleri çekmemi söyledi. Malum, kanepelerin üstünde hem zıplayacak, hem kurabiye yiyecek, tabi önce kurabiyelerimizi yedik, ardından da zıplamaya başladık, daha sonra, kanepeler”su” oldu ve Öykü, suda yüzdü, ben onu sudan çıkardım, Öykü, yine suya atladı, ben yine sudan çıkardım, yüzdük, vs.. oynumuz bu şekilde devam etti..















Akşam, Öykü ile mutfaktayken, bir şey düştü ve ses çıktı. Öykü’nün söylediği kelime “ ödüm patladı”: ))))))))

Babaannelerle A.V.M.de

Dün babaannesi, büyükbabası ve Pınar ablası ile Acity AVM ne giden kızım, 1 saat boyunca zıpzıpta zıplamış, akşam eve geldiğimizde, Öykü de anlatıyor, babaanne ve büyükbabada..
Öykü bana diyorki, “ anne, parka gittik,amca,bize izin vermedi” neden kızım diye sorunca “ yasak dedi” diyor. Birebir günlük ne yaşadıysa, özetini anlatıyor.

Biz Öykü ile oraya gidince neler yapıyorsak, aynısını babaannesine de yaptırmış. Örnek olarak, yürüyen merdivenlerden çıkalım, asansörle inelim demiş, her zamanki gibi, ayran içmiş, patates aldırmış, Burger Kıng’ten oyuncak aldırmış. Burada yürüyelim, şuraya gidelim deyip durmuş.Maşallah nasılda hafızasına kaydetmiş.




Adını tam olarak bilmiyorum, yeni bir uygulama çıkmış, bir resim örneği veriyorlar,( Öykü, Winne The Pooh’u seçmiş) onun üzerine rengarenk kumlardan döküp, resmi oluşturuyorlar, bir nevi boyama gibi. Pınar ablasıyla birlikte bunu yapmışlar, çok güzel olmuş, odasına asacağız.


Akşam, Kıbrısta okuyan kuzeni Coşkun’u sormak için halasının kapısını çaldık. Halamız kapıyı açar açmaz Öykü “ Coşkun geldi mi” diye sordu.. Cevabını da alınca, hemen evimize döndü. Daha sonra Coşkun abisinin geldiğini öğrenince, Pınar ablasının kucağında, “ anne, ben biyazdan geliyim” deyip, Pınar ablasıyla halasına geçtiler……

Aslında hep yazmayı unutuyorum, Öykü, maşallah evimizin yolunu çok güzel biliyor. Sitenin içinde arkada biz kalıyoruz, bırakıyoruz Öykü’yü, hadi bizi evimize götür, hangi yönden gidersek gidelim, apartmanımızın kapısına geliyor, (site olduğu için, bütün apartmanlar aynı ama). Önceden kucaktan inmezdi, şimdi merdivenleri kendi inip çıkıyor. Tabi yorulunca “ anne yoyuldum” deyip, kucağımıza geliyor. Ben merdivenleri çıkarken, 1,2,3,4… diye sayarken, bana kızıyor “ anne sayma “ diyor. Çizmelerini kendi giyiyor… Ben bütün bunları yazarken, yazdıkça yazasım geliyor, ama artık takip etmekte, yazmakta zorlanıyorum. Ne zaman büyüdü benim meleğim de, konuşuyor, yürüyor, koşuyor, merdiven çıkıyor…. Zaman çokkkk çabuk geçiyor..

Bu haftaki oyunlarımız

Bu haftaki oyunlarımız arasında;

-Sulu boya çalışması

-Pastel boya çalışması

-Her zamanki gibi evcilik, özellikle, ben Öykü, Öykü de “ anne” oluyor ve bana “ Öyküüü” diye hitap ediyor yaramaz.. Kendisine yaramaz denilince, ben yaramaz değilim, Öykü’yüm diyorJ

-Kendimize kale yaparak, maç yaptık, Öykü her gol attığında çok sevindi. Hafta sonu, topu ve kale yaptığımız malzemeleri de alarak “ hadi anne top oynayalım “ dedi, çok eğlendi..

-Yatağın üzerinde zıplamak

-Bisiklete binip, evin içinde tur atmak

-Dergi, kitap okumak, karıştırmak,

-Banyoda eğlenceli vakitler, oyuncaklarla oynamak, suda yüzmek, köpükle baloncuklar çıkartmak,

-Doldur-boşalt oyunu (mercimekle)

-Oyuncakçıdan aldığımız, renkli harf ve şekillerden oluşan yapışkan magnetlerle sayıları ve daire, kare, diktörtgen şekilleri ile renkleri pekiştirmek..

Geçen Hafta Olanlar 19/25 Ocak 2009

Bu hafta içi, Öykü’yü sabahları uyurken bıraktık. Uyandığında, babaannesini gördü.

Çarşamba akşamı, babaannelerle birlikte Erhan dayısına bebek görmeye gittik. Zeynep Ela’mız, toparlanmış, büyümüş, her gördüğümde biraz daha büyüyor maşallah. Biz gittiğimizde uyuyordu, çıkmamıza yakın uyandı, pek fazla doyamadım yeğenime. Öykü, Bartın’dan gelen Nurhan teyzesini görünce çok sevindi. Kucağından inmedi, Teyzelerine inanılmaz düşkün. “ Teyzeler” diye hitap ediyor. Onlarla oyunlar oynuyor, Erhan dayısından da biraz çekiniyor. Çok keyifli bir akşam geçirdik Erhan dayısında..

Perşembe akşamı, Oğuz ve Bahar halası bizdelerdi. Öykü, püsküllü eteğini giydi ve elinde mikrofonu ile kıvırta kıvırta dans ederek, kendisinin uydurduğu şarkılar söyledi, tabi benimde dans etmem şartıyla. Öykü, şarkı söylüyor, ben dans ediyorum. Bahar halasıyla biz hayranlıkla izliyoruz fıstığı. Oğuzla yine oyunlar oynadılar.

Cuma akşamı, Öykü’m ile oyunlar oynarken, Pınar ablası geldi. Karnesini gösterdi, takdir almış maşallah. Başarılarının devamını diledik, tebrik ettik. Darısı kızımızın başına inşallah.. Pınar ablası da oyunlarımıza dahil oldu. Güzel bir akşam geçirdik.

Cumartesi, oyun alanı çok az olduğu için, odasının şeklini değiştirerek, oyun alanını biraz daha genişletmiş olduk. Odasını değiştirdikten sonra, kızımıza gösterdik, nasıl olmuş diye. Öykü de çok beğendi, “ çok güzel olmuş” dedi. Akşam, Öykü erken uyudu ve o uyurken,Nurhan ve Nesli teyzeleri geldi. Uyandığında teyzelerini gördü, bir utanma, bir sevinme nasıl anlatamam, teyzelere kur yapıyor. Onlarla oynuyor.

Pazar günü sabah uyanır uyanmaz, “ anne, teyzeler nerde” diye sordu, “ kızım, teyzeler uyuyor, hadi sende uyu” deyince, biraz daha sarıla sarıla uyuduk. Öğleden sonra ise, Acity AVM ye gittik, artık her hafta sonu gidiyoruz, bitanem, çocuk oyun alanını çok seviyor ve her hafta sonu zıpzıpa gidelim diye ısrar ediyor, e tabi bizde onun eğlendiğini, mutlu olduğunu bildiğimiz için dediğini yapıyoruz, Bu sefer teyzelerde yanımızdaydı ve teyzelerine hünerlerini göstererek, bol bol eğlendi. Böylece bir hafta sonu daha bitmiş oldu..

Evet yukarıda özetle bir hafta içinde neler yaptığımızı yazmaya çalıştım. Maşallah Öykü, artık her şeyi konuştuğu için, şikayeti nedir, isteği nedir, neyden mutlu oluyor, neyi sevmiyor, ne oynamak istiyor, ne yapmak istiyor, hepsini anlatıyor, ne yemek istiyor, bizde ona göre hareket ediyoruz. Bebekleriyle çok güzel oynuyor. Bu aralar en çok sevdiği oyuncaklar, Legolar, bebekler ve mutfak gereçleri.. Legolarla merdiven, kapı, ev yapıyor. Yaptırıyor. Merdivenlerden bebeklerini çıkartıyor. Birkaç tane küçük bebeği var, bu sabah ben bebekleri deyince, “hayır onlar benim arkadaşlarım “diyorJ Kendi bestelediği şarkıları söylüyor. Sevgisini, kızgınlığını, mutluluğunu çok güzel gösteriyor. Renkleri, sayıları, iç-dış, açık-kapalı, soğuk-sıcak, güzel-çirkin, iyi-kötü (başka aklıma gelmiyor ama bütün bu kavramları biliyor). Bu sabah, uyandığında, artık günlük yaşamımıza o kadar alışmış ki.. ” anne önce sen işe git, sonra babam işe gitsin, ben kahvaltı yapıcam, çay içicem, sonra babaanneyle merdiven yapıcam, aksam da siz geleceksiniz “ diyordu tatlım. Konuşmasına bayılıyorum. Çok seviyorum. Hatta akşam, geldi bana sarıldı ve “ annecim, seni çok seviyorum” dedi ve öptü.. Dünyada bundan güzel başka bir şey olabilir mi bilmiyorum ama beni çok mutlu etti.

Büyümüşte, bütün kelimeleri söylermiş...


Biraz önce kızımla telefonda konuştum. Daha doğrusu o konuştu ben dinledim. Öğrendiği kaç tane kelime varsa, hepsini tek tek telefonda söyledi. Bebek, merdiven, araba, kırmızı, yeşil, mavi, oyuncak, kalem, kağıt, anne, baba, ………………daha neler neler… Telefonu kapatmam gerek ama kapatamıyorum, hala sayıyor…
Maşallah sana bebeğim, maşallah…
Büyümüşte güzel kızım, artık bütün kelimeleri söyler hale gelmiş..

Tatlı Dillimmm

Bir hafta sonu daha bitti.. Öykü, babaanneye, anne ve baba işe geldiler. Sabah bırakırken uyuyordu, uyandığında, babaannesiyle vakit geçirecek tüm gün.. Dün gece evcilik oynarken, bana “ anne, sen Öykü ol, ben anne olayım” dedi. Ve dediği ben Öykü,Öykü de Anne olarak başladık evcilik oynamaya…
Ben: - Ane, ben yarın nereye gidicem
Öykü - Kızım,ben ve baban yarın ise gidicez, sen babaanneye gidiceksin
Ben - Peki ben babaannede ne yapıcam
Öykü: -Babaannede merdiven yapacaksın, oynayacaksın kızım..
Öykü -Güleceksin, ağlamıycaksın
Daha neler neler.. Ağzım açık kalarak dinledim Öykü’mü. Meğerse, günlük yaptıklarımıza nasılda alışmış, canım kızım benim. Evcilik oynarken, öğrendiklerini, bildiklerini çok güzel uyguluyor, yemek yapıyor, elim yandı diyor, suya tutuyor, yemek sıcak, sen dokunma diyor vs.. daha neler neler, nasıl anlatayım daha bilemiyorum..

Cumartesi günü, yine Acity AVM deki Öykü’nün deyimiyle zıpzıplara gittik. Yine zıpladı durdu.

Çok seviyor. Alışveriş merkezine girince, zemin kattan en yukarıya baktı ve “ Ne kadarda büyüüüükkk “ dedi. Çok hoştu. Biraz gezdik, eğlendik derken, evimize döndük.

Akşama babamızın hala oğlu, İbrahim ve nişanlısı Tuğra misafirimizdi. Onlar geldiğinde Öyküm uyuyordu, uyandığında önce yabancılık çekti ama çabucak alıştı. Kızım, abla ve abi sana pasta getirmişler deyince, hemen, “anne, ben doğum günü elbisemi giyeyim, sende pastayı getir, üfleyim.” Dedi. Aynen söylediği gibi önce elbisesini giydi, sonra salona geçti ve Tuğra ablasıyla bende pastayı alarak içeri getirdik ve “ iyiki doğdun Öykü “ diyerek, pastayı üfledi ve beraber kestik. Her yaş pasta yiyişimizde, kesinlikle Öykü, mumları üfler, ama bu sefer ilk defa, doğum günü elbisesini giydi.:) Tuğra ablasını çok sevdi. “ Abla, beraber oyun oynayalım”, deyip ablayı çağırıyor, ona yemek yapıyor, çay ikram ediyor vs… Misafirler gidince, banyoda çok güzel vakit geçirdik. Bu sefer değişiklik olarak bebeğimizi de yanımıza aldık ve bebeğimizi de yıkadık. Banyodan hiç çıkmak istemiyor yaramaz. Bir şekilde, başka bir şeyle oynayacağımızı söyleyerek çıkartıyorum.

Pazar günü ise kuzeni Oğuz bizdeydi, onunla çok güzel oynadılar, tabi zaman zaman benim veya babamızın müdahale etmesi gerekti, Çünkü aynı oyuncağı istiyorlar, kavga ediyorlar, bende orta yolu bulmaya çalışıyorum, boyama yapacaklarsa, ikisini de boya kutusu ve kağıt veriyorum. Çift ne varsa onları veriyorum. İkisinin birlikte oyun oynaması çok hoş, ikisi de yalnız kalmamış oluyor, ahh bide oyuncak yüzünden kavga etmeseler, ama bunlar da tabi normal şeyler. Akşama, Bahar halasına balık yemeye davetliydik.Babaanneler, Hülya Halalar ve bizler vardık. Güzel bir akşam yemeğinden sonra, yine Öykü ve Oğuz oynadılar, bende onlara eşlik ettim. Öykü mikrofonu alıyor, şarkı söylüyor, ben dans ediyorum vs.. Öykü,herkesin oturduğu odaya gelerek, başladı konuşmaya, odada bulunan herkes Öykü’mü dinliyor, Öykü dinlendiğinin, bakıldığının farkında olduğu için, başlıyor konuşmaya, yaklaşık 10 dakika boyunca o konuştu, biz ağzımız açık onu dinledik, güldük. Canım kızım benim, maşallah sana bebeğim, o ne tatlı dil, o ne güzel cümle kurma… konuştuklarının arasında en çok kullandığı kelime (işaret parmağını
Çok güzel bir gün daha geçirerek ve Öykü’yü zor uyutarak, hafta sonunu bitirmiş olduk.

Susam Sokağı

Çocukken, “ Susam Sokağı” adlı bir program vardı, çok severek izlerdik. Geçen aylarda, gazeteden kupon biriktirerek, “ Susam Sokağı-Elmo’nun Dünyası” adlı cdlerimize kavuştuk, hem Türkçe, hem İngilizce. Zaman zaman çok kısa aralıklarla Öykü’m çok severek izliyor, gelişiminde de çok katkısı olduğunu söylemeden edemeyeceğim. Elmo’nun Dünyasında küçük balık var Dorati, Bay Saftirik var, çocuklar var,…. Hepsini maşallah biliyor, Bay Saftirik e çok gülüyor. “ Anne diyor, bay safitik, böyle dondurma yiyo” diyor, yada şöyle yapıyor, böyle yapıyor diye gösteriyor. Peki güzel kızım, küçük balığın adı ne diye soruyorum, “ Doati” diyor. …
Öykü’mün ayağını koklayıp, üff çok kötü kokuyor, dediğimde, nasıl gülüyor anlatamam, bu seferde kokluyor, anne kokuyor diyor gülüyor, anne bidaha yap diyor, belki de 5-6 kez, aynı şekilde yaptırdı bana, çok eğlendi.
Yatarken ben bir şey anlattım, durdu sonra dedi ki. “ hımm, anladım” öyle hoş söylemesi vardı ki, görülmeye değerdi.
Gece yatışlarımız çok eğlenceli oluyor. Gülüyor, eğleniyor, sohbet ediyor, sonra da uyuyoruz.

Ne oldu güzel kızım? " Bisey yok"

Önceki akşam, kızım, yılbaşı ağacının süsleriyle oynuyordu. Birden yüz şekli değişti, bir eliyle, diğer elini kapatarak, öyle masum bana bakıyor ki, hemen anladım, bir şey olduğunu. Ne oldu güzel kızım dedim. “ Bisey yok” dedi, Ama bir yandan da ellerini saklıyor. “ Ver elini bakayım bitanem” dedim, “ Anne bisey yok” demeye devam ediyor, göstermiyor bana. Ama, eline bir şey batmış, hafif kanamış, çok üzüldüm. Sanki annem üzülmesin diye, benden saklıyor.Ağlamadığı gibi, anneye de göstermiyor… Ama ağlayarak tepkisini göstermesini isterdim doğrusu. Acısını, sıkıntısını belli etsin..Çok etkilendim çoookk…

Akşamımız oyunlarla geçti.

Akşamımız, tüm ailece oyun oynayarak geçti ve çok güzeldi. Özellikle, oyunlarımıza babamızın da dahil olması, hem Öykü’yü, hem beni çok mutlu etti. Öykü, çok eğlendi, çok güldü. Neler mi oynadık? Aslında, yaşaması güzel, anlatması biraz zor.

- Öykü’ye almış olduğum abaküsle, hem sayı, hem renk kavramlarını geliştirdik. Çok sevdi.

- Küçük eviyle evcilik oynadık.
- Müzik açarak dans ettik. Daha çok kendi dans etti. Bana “ anne sen otur” diyor.
- http://thecoloringspot.com adresinden almış olduğum hayvan çıktılarını boyadık ve bilmediği hayvanları öğrendik. Hayvanların çoğunun adını biliyor, resimden tanıyor zaten.

- Babasıyla, tatile gitme oyununu oynadık, tatile gidiyoruz, havuza atlıyoruz (havuzda yatağımız), denize giriyoruz, balıklama atlıyoruz, yemek yiyoruz vs….
- Babasıyla, poşeti balon yaparak oynadılar.Havaya atıp tutmaya çalıştılar. Bir poşetin Öykü yü bu kadar güldüreceğini tahmin edemezdim.

Şimdilik bu kadar, ama uykumuz gelip, yatana kadar oyunlar oynadık. Öykü çok güldü. Hep gülmesi dileğiyle…İkinizi de çok seviyorum..

Oyun kartları

http://www.eslflashcards.com/ adresinden almış olduğumuz kartlarla, kim ne yapıyor sorusunu sorduk bu hafta sonu. “ Diş fırçalayan, yemek yiyen, spor yapan,ağlayan, yüzen, balık tutan, şarkı söyleyen, ip atlayan vs.. “ resimleri göstererek, tek tek, ne yapıyor diye sorduğumda, hepsine doğru cevaplar verdi. Ama çabuk sıkılarak, kartları alıp, sigara böreği sardı annesi gibi

Anne ile sohbet..

Kızım büyümüşte annesiyle sohbet etmelere başlamış. Çok güzel, anneyle konuşman bebeğim..

Herşey seninle güzel bitanem..

Hafta sonları gelince çok mutlu oluyorum, çünkü ailemle geçireceğim iki gün oluyor. Sabah uyanışlarım daha huzurlu, günüm daha mutlu geçiyor.

Bu hafta sonu da yine güzel hafta sonlarından biriydi. Kahvaltımızı yaptıktan sonra, babaanne, Sergül ve Bahar hala ile Oğuz ve Pınar’ı da alarak, Acity Alışveriş Merkezine gittik. Öykü, burada bulunan çocuk bahçesine onun tabiriyle “zıpzıp”ları çok seviyor, akşamdan beri, zıpzıpa gideceğim diye çok heyecanlanıyordu. Tabi, AVM de biraz gezdikten sonra, zıpzıplara gittik. Yine çok eğlendi. Zıpladı durdu. Baba sen gel bana ban, baba sen git, babaanne gelsin bana baksın, orada bulunan herkesi çağırıp, kendisine baktırdı:)

Evimize dönüşte çok yorulduğu için arabada uyuyakaldı. Akşama babaanneler ve Bahar halalar, yemeğe davetliydi. Bir ara beni çağırarak “ anne evcilik oynayalım, hala sende gel dedi “ Bahar halasına ve bana yemekler yaptı. Çaylar, kahveler ikram etti. Akşam babaanneler bizdeyken:
Öykü-Babaanne sen kötüsün, büyükbaba sen kötüsün, hala sen kötüsün, baba sen kötüsün, anne sen kötüsün”
Anne- eee kızım kim iyi?
Öykü: Ben iyiyim”
Anne :Hayır sen kötüsün
Öykü : Hayıııırrrr ben iyiyim”
:):):)
Kaldırdığımız oyun çadırını nereden hatırladıysa, onu kurdurdu, ama çok mutlu oldu. İçinde zıpladı, dans etti, yemek yaptı, vs.. Günün sonunda anne yorgun ama mutlu, Öykü de mutlu bir şekilde uyuduk..

Pazar günü evimizdeydik. Kahvaltıdan sonra babamızı sitenin toplantısına gönderdik, bizde Öykü ile evcilik oynadık. Bana yemekler yaptı. Et yaptı, çorba yaptı, kek yaptı. Tadına baktı “ hımm çok güzel olmuş “ dedi. Ben yok güzel olmamış deyince “ hayırrrr çok güzel olmuş “ diye itirazlar etti:) Telefonda konuşmalar yaptık. Ben işteyim, Öykü evde. Öykü ağlıyor, annesi işten çabucak geliyor:) Yaramaz, demekki bazen telefonda masus ağlıyormuş:) Bu hafta sonu banyomuzu gündüz saatine aldık ve banyoda da çok keyifli dakikalar geçirdik. Küvetin içinde, havuzdaymış gibi hareket ediyor, havuza atlıyor, dalıyor, ayaklarını küvetin dışına çıkartıp “ Dodo (Coşkun) böyle yapıyo anne “ diyorJ, yalnız, banyoda saçına şampuan sürdürmeyi hiç sevmiyor. Zoraki şampuanlıyorum. Güzel bir banyonun ardından uyuyakaldı. Akşama Hülya halasındaydık, Oğuzla oynadılar, resim yaptılar. Gece yatarken, uzun bir sohbet ettik güzel kızımla. Artık her şeyi konuşuyor. Yatmadan önce, ona kendisinin yaptığı, yaşadığı günlük olayları masal şeklinde anlatıyorum. Dün gecede yine anlattıktan sonra, hadi kızım, şimdi de sen bana masal anlat deyince, kendi yaşadıklarını anlatıyor banaJ Anne ise gitmis, baba, Öyküyü babaanneye götürmüs, büyükbabada varmıs, halada varmıs Oğuzda gelmis, Pınar da gelmis…. Diye masalını anlatmaya devam ediyor. Maşallah bitanem sana…Dün akşam ilk kez, anne küçük Öykü nerede diye soru sordu bana. Şimdi, Öykünün büyüdüğünü ve küçük Öykünün nerede olduğunu açıklamakta güçlük çektim. El hareketleriyle sen doğduğunda işte bu kadardın, sonra bu kadar, sonra bu kadar, bu kadar,şimdide böyle oldun güzel kızım dedim. Ama anlamadı yine küçük Öykü nerede dedi. Bak şöyle anlatayım dedim. Oyuncak hamuruyla oynuyorsun ya sen dedim, kabından biraz aldın, o küçük bir parça dedim, ardından biraz daha aldın birleştirdin ne oldu dedim” büyüdü” dedi. İşte sende öyle büyüyorsun dedim.
Ama sorularımız başladı, ve vereceğimiz cevaplar çok önemli, Bazen tıkanacağım, bazen anlatmakta zorluk çekeceğim, ama umarım, sorularına uygun ve anlaşılır bir şekilde cevaplar veririm. Biliyorum uzun bir yazı oldu, ama yinede yaşadıklarımızı tam olarak kelimelere dökemiyorum. Canım kızım, ileride bunları okurken neler düşünecek, doğrusu çok merak ediyorum.

Ayrıca bunları da yazmadan geçemeyeceğim:
- Öykü maşallah uzun zamandır çok güzel kalem tutuyor ve yüz şekli çiziyor, (Gözleri, kaşları, burnu, ağzı, yanakları, saçları ve boynu olmak üzere). Kuru kalem, pastel boya, sulu boya her türlü boyalarla oynamayı çok seviyor.

- Oyuncaklarıyla daha güzel oynuyor. Babamızın aldığı oyuncak ev, mutfak setleriyle çok güzel oyunlar oynuyor. Legolarıyla merdiven, araba, vss yapıyor.

- Yemek yedikten sonra “ eline sağlık”,
Bir şey isteyip verince “ teşekkür”,
Hapşurunca “ çok yaşa” yada kendisine denildiğinde “ sende gör”,
Banyodan çıkınca “ sıhhatler olsun”,
Yeni şeyler giyinince “ çok güzel oldun” ,
Ayrılırken “ güle güle” gibi sözleri kullanıyor, maşallah kibar kızıma.. Zaten artık bütün kelimeleri söylüyor.
- Meyveleri, hayvanları, mobilyaları, hareketleri biliyor.
- Artık kapalı kapıları kulpundan açarak giriyor.
....................

Mobilyaları öğrendik..

http://thecoloringspot.com/ adresinden evdeki mobilyaların (koltuk, televizyon, bilgisayar, masa, buzdolabı, bulaşık makinesi vs.) boyama çıktısını alıp, akşam evimizde kızımızla oynadık. İlk önce, gösterdiğim her resmin adını sordum. Maşallah hepsinin adını da tek tek söyledi. Bizim ona yaptığımız gibi, oda bize soruyor, “ baba bu ne?” baba da, “ sen söyle kızım” deyince, hemen adını söylüyor. Daha önce de bu aktiviteden uygulamış ve meslekler ile hayvanları öğrenmiştik. Dün akşamda mobilyaları öğrendik. Bulaşık makinesi ne işe yarar kızım deyince “ bulaşık yıkar” masa ne işe yarar kızım deyince “ yemek yenir” vs.. bütün mobilyaları nasıl kullanacağımızı öğrendik. Tabi pastel boyalarımızla boyayarak.

Boya olan ellerimizi de bir güzel sabunla yıkadık, tabi sabunu eline alan Öykü, bırakır mı hiç, uzunca bir süre sabunla oynadı.

Yatmak üzereyken, maalesef, düştü ve sehpaya çarptı, dudağı kanadı. Bitanem, çok ağladı, o ağladı ama babası ve bende çok üzüldük. Allah bütün çocuklarımızı korusun..

Hala oldum..

4 Ocak 2009 Pazar akşamı, dünya güzeli Zeynep Ela’mız dünyaya geldi. Hala olmak çok ama çok güzelmiş. Öykü’ye bakınca, ne kadarda büyüdüğünü gördüm. Zaman ne çabuk geçmiş, daha dün gibi, Öykü’mün doğduğu an, emdiği an, mutluluğu, huzuru….
Ben Ela’yı her kucağıma alışımda Öykü çok kıskandı, onu bırak, beni kucağına al deyip durdu, bana küstü, demek ki henüz kardeşe hazır değiliz.
Akşam, dayımıza giderken, Öykü’me kırmızı ve yeşil ışıkları öğrettim. Zaten renkleri biliyordu. Şimdi kızım, kırmızı ışıkta ne yapılır deyince “ dururuz”, yeşil ışıkta ne yapılır diye sorunca da “ geçeriz” diyor.
Dayısın da, Yunus amcasını da gördü, onunla yakalamaca oynadılar, gülüştüler, eğlendiler. “ Anne, ben Yunus amcaların evine gidicem, orada merdiven çıkıcam” deyip durdu, başka
zaman gideriz diyerek oyaladım.
Gece yatarken, loş ışıkta, ellerimizin gölgeleriyle oynadık,bu oyun Öykü’nün çok hoşuna gitti. Ellerimizle kuş yaptık, köpek yaptık. Parmaklarımızı saydık. İki gecedir, önce Öykü, masalları okuyor bana. Masal kitabında, kahramanlar neler yapıyorsa, resimlerden anlatıyor bana:) Ardından, kitaptan bir bölüm seçiyor, anne burayı oku diyor.

Sabah uyandığında,
Öykü: -Anne ben nereye gidecem
Anne: - Babaanneye bitanem
Öykü: - O zaman sende işe gidicen
Anne : - Evet annem,
Öykü : - Beni yalnız bırakama..
Anne : - Seni yalnız bırakmıyorum ki bitanem, seni çok seven babaannenle olacaksın.
Öykü : - Sana izin vermiyorum, işe gitme…
Anne : …………….

Sonunda izin alarak, öpüşüp, koklaşarak, işe geldim.

Hafta sonu aldığımız kırmızı çizmelerini çok seviyor. Kendi tek başına giymeyi de öğrendi. Sürekli, gidip, çizmelerini giyiyor, kızım çizmelerle halıya basılmaz deyince de, sadece kapının önünde giyiyor, zıplıyor, hatta asker yürüyüşü, postacı yürüyüşü vs. yürüyüş taklitleri yapıyoruz, çok hoşuna gidiyor. Bugünler de en çok oynadığı oyuncakları: Oyun hamurları ve legoları. Özellikle, legolarını çok seviyor, koltuk, merdiven, ev yaptırıyor yada yapıyor. Babamızın aldığı mutfak setlerini de ayrıca çok seviyor. Yemek pişiriyor, bulaşık yıkıyor, buzdolabına yiyecek koyuyor vs... Oyuncaklar, gerçekten, bir çocuğun gelişimi açısından çok önemli gerçekten..

Akşamları işten eve gelince, bana sarılıp “ anne, seni çok özledim” demesi varki, içim gidiyor. Canımın içinin, özellikle, konuşması, o tatlı dili, hani derler ya, “ ağzından bal damlıyor” aynen öyle, Öykü’mün her konuşması, her hali, beni çok ama çok mutlu ediyor. Allah bu mutlulukları herkese yaşatsın..