RSS

Tatlı Dillimmm

Bir hafta sonu daha bitti.. Öykü, babaanneye, anne ve baba işe geldiler. Sabah bırakırken uyuyordu, uyandığında, babaannesiyle vakit geçirecek tüm gün.. Dün gece evcilik oynarken, bana “ anne, sen Öykü ol, ben anne olayım” dedi. Ve dediği ben Öykü,Öykü de Anne olarak başladık evcilik oynamaya…
Ben: - Ane, ben yarın nereye gidicem
Öykü - Kızım,ben ve baban yarın ise gidicez, sen babaanneye gidiceksin
Ben - Peki ben babaannede ne yapıcam
Öykü: -Babaannede merdiven yapacaksın, oynayacaksın kızım..
Öykü -Güleceksin, ağlamıycaksın
Daha neler neler.. Ağzım açık kalarak dinledim Öykü’mü. Meğerse, günlük yaptıklarımıza nasılda alışmış, canım kızım benim. Evcilik oynarken, öğrendiklerini, bildiklerini çok güzel uyguluyor, yemek yapıyor, elim yandı diyor, suya tutuyor, yemek sıcak, sen dokunma diyor vs.. daha neler neler, nasıl anlatayım daha bilemiyorum..

Cumartesi günü, yine Acity AVM deki Öykü’nün deyimiyle zıpzıplara gittik. Yine zıpladı durdu.

Çok seviyor. Alışveriş merkezine girince, zemin kattan en yukarıya baktı ve “ Ne kadarda büyüüüükkk “ dedi. Çok hoştu. Biraz gezdik, eğlendik derken, evimize döndük.

Akşama babamızın hala oğlu, İbrahim ve nişanlısı Tuğra misafirimizdi. Onlar geldiğinde Öyküm uyuyordu, uyandığında önce yabancılık çekti ama çabucak alıştı. Kızım, abla ve abi sana pasta getirmişler deyince, hemen, “anne, ben doğum günü elbisemi giyeyim, sende pastayı getir, üfleyim.” Dedi. Aynen söylediği gibi önce elbisesini giydi, sonra salona geçti ve Tuğra ablasıyla bende pastayı alarak içeri getirdik ve “ iyiki doğdun Öykü “ diyerek, pastayı üfledi ve beraber kestik. Her yaş pasta yiyişimizde, kesinlikle Öykü, mumları üfler, ama bu sefer ilk defa, doğum günü elbisesini giydi.:) Tuğra ablasını çok sevdi. “ Abla, beraber oyun oynayalım”, deyip ablayı çağırıyor, ona yemek yapıyor, çay ikram ediyor vs… Misafirler gidince, banyoda çok güzel vakit geçirdik. Bu sefer değişiklik olarak bebeğimizi de yanımıza aldık ve bebeğimizi de yıkadık. Banyodan hiç çıkmak istemiyor yaramaz. Bir şekilde, başka bir şeyle oynayacağımızı söyleyerek çıkartıyorum.

Pazar günü ise kuzeni Oğuz bizdeydi, onunla çok güzel oynadılar, tabi zaman zaman benim veya babamızın müdahale etmesi gerekti, Çünkü aynı oyuncağı istiyorlar, kavga ediyorlar, bende orta yolu bulmaya çalışıyorum, boyama yapacaklarsa, ikisini de boya kutusu ve kağıt veriyorum. Çift ne varsa onları veriyorum. İkisinin birlikte oyun oynaması çok hoş, ikisi de yalnız kalmamış oluyor, ahh bide oyuncak yüzünden kavga etmeseler, ama bunlar da tabi normal şeyler. Akşama, Bahar halasına balık yemeye davetliydik.Babaanneler, Hülya Halalar ve bizler vardık. Güzel bir akşam yemeğinden sonra, yine Öykü ve Oğuz oynadılar, bende onlara eşlik ettim. Öykü mikrofonu alıyor, şarkı söylüyor, ben dans ediyorum vs.. Öykü,herkesin oturduğu odaya gelerek, başladı konuşmaya, odada bulunan herkes Öykü’mü dinliyor, Öykü dinlendiğinin, bakıldığının farkında olduğu için, başlıyor konuşmaya, yaklaşık 10 dakika boyunca o konuştu, biz ağzımız açık onu dinledik, güldük. Canım kızım benim, maşallah sana bebeğim, o ne tatlı dil, o ne güzel cümle kurma… konuştuklarının arasında en çok kullandığı kelime (işaret parmağını
Çok güzel bir gün daha geçirerek ve Öykü’yü zor uyutarak, hafta sonunu bitirmiş olduk.