Salı günü, öğleden önce canım arkadaşım Mine’den gelen kargoyla çok sevindim. Çünkü içinde, Öykü’me çok güzel, çok şirin bir etek ve gömlek alıp göndermiş, niyetim, Öykü’ye giydirip, resmini çekip, sonra bahsetmekti ama, bitakım sebeplerden dolayı henüz giydiremedim. Hediye aldığım zamanlar, ne diyeceğimi, nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum, ama çokta mutlu oluyorum. Tekrar teşekkürler arkadaşım.
Salı akşamı, babaannelerde yemek yeyip, biraz sohbetten sonra evimize geçtik, ardından Yunus amcamlar bize geldiler ve Öykü, onlarla çok güzel vakit geçirdi. Amcamların, Öykü’yü sevmeleri, onun için gelmeleri, beni ayrıca çok duygulandırıyor. Yapmayı düşündüğüm birsürü aktivite vardı ama yapamadık, sadece aldığım elişi kağıtlarıyla gökyüzü çalışması yapmayı denedik, Öykü, bu çalışmadan ziyade, renkli kağıtların üstünü karalamayı tercih ettiJ
Güneş yapıp kestim, Öykü’de yapıştırdı ama sadece bu kadar, ilerleyen zamanlarda tekrar denemeyi düşünüyorum. Misafirlerimiz gidince, el işi kağıtlarıyla da biraz oynadıktan sonra, bu hafta içi uykumuz düzene girdiği için, kızım, 22.30 gibi uyudu. En çokta buna seviniyorum, her ne kadar kendim için üzülsem de (çünkü Öykü ile ne kadar çok vakit, benim için o kadar zevk) ama onun gelişimi için, böyle olması daha iyi..
Dün de, babaannesi kadınlar gününe götürmüş, ev sahibinin yeni aldığı kanepeleri kalemle çizmiş ve lekesi de çıkmamış. Yaramaz kızım benim. Akşam da, evimizde yemek yedikten sonra, kışın ilk kestanelerinden yaptım, ama yaramaz, yemedi, daha çok, oyuncak kovasına kestaneleri doldurup, gezmeyi ve etrafa dökmeyi seçti. Yine bilgisayarda kendisini izledi. Kanepeleri çektik, üzerinde zıpladı. Bu akşam da herhangi bir aktivite yapamadık. Ama birbirimizle oynadık. Bakalım bu akşam neler yapacağız.
Bir Pazartesi akşamı
Akşam, babamız, Öykü’müzü alıp, eve geçmiş. Bende işten gelince, Öykü, yine bilgisayar başında ve babamızın geçen hafta çektiği park görüntülerini (kendisini) izliyor. Önceki günlerde, patik şeklinde pembe bir çorap almıştım, beğenmediği için giymemişti, bu sefer onu değiştirip, renkli bir patik çorap aldım. “Hıh, bu güzelmiş” dedi ve giydi. Yemek seçtiği gibi, artık kıyafette seçiyor benim güzeller güzelim.
Bir blogda gördüğüm, mandal takma oyunu oynadık fıstıkla. Evcilik oynadık. Öykü, birtek evcilik oynarken sıkılmıyor, diğer aktivitelerde biraz oynadıktan sonra hemen sıkılıyor. Dün akşam, fazla bir aktivitemiz olmadı, çünkü Öykü, kendi görüntülerini izlemeyi tercih etti.
Akşam televizyonun bir faydasını gördüm. Kızım, atv de yayınlanan “ Elveda Rumeli” adlı dizide, bir kızın, haşlanmış yumurta yediğini gördü, yumurtayı pek yemeyen fıstığım, hemen “ anne, yumurta “ dedi, tabi hemen haşladık ve kabuklarını soyması için Öykü’ye verdim, soydu, kesti ve yedi. Buna çok sevindim.
Dergileri karıştırmayı çok seviyor. Dergilerin birinde kayıp balık Nemo gördü. Heyecanlanarak bana gösteriyor. Köpek balığına, “ deniz balığı” diyor ve bana “ anne deniz balığı ol” diyor ve bende, ağzımı ve ellerimi açarak, köpek balığı olup, Öykü’yü kovalıyorum, bunu çok seviyor.Balık, at, inek, koyun, tavşan, domuz, tavuk, kedi, köpek, aslan, deve, (daha aklıma gelmiyor) hepsini tanıyor ve resimlerinden sorunca, tek tek söylüyor maşallah.
Babası, kızımıza, Atatürk nerde diye sorduğunda, Öykü, hemen kalbini gösteriyor. Evet “ Atatürk kalbimizde”. O sonsuza kadar yaşayacak..
Bir blogda gördüğüm, mandal takma oyunu oynadık fıstıkla. Evcilik oynadık. Öykü, birtek evcilik oynarken sıkılmıyor, diğer aktivitelerde biraz oynadıktan sonra hemen sıkılıyor. Dün akşam, fazla bir aktivitemiz olmadı, çünkü Öykü, kendi görüntülerini izlemeyi tercih etti.
Akşam televizyonun bir faydasını gördüm. Kızım, atv de yayınlanan “ Elveda Rumeli” adlı dizide, bir kızın, haşlanmış yumurta yediğini gördü, yumurtayı pek yemeyen fıstığım, hemen “ anne, yumurta “ dedi, tabi hemen haşladık ve kabuklarını soyması için Öykü’ye verdim, soydu, kesti ve yedi. Buna çok sevindim.
Dergileri karıştırmayı çok seviyor. Dergilerin birinde kayıp balık Nemo gördü. Heyecanlanarak bana gösteriyor. Köpek balığına, “ deniz balığı” diyor ve bana “ anne deniz balığı ol” diyor ve bende, ağzımı ve ellerimi açarak, köpek balığı olup, Öykü’yü kovalıyorum, bunu çok seviyor.Balık, at, inek, koyun, tavşan, domuz, tavuk, kedi, köpek, aslan, deve, (daha aklıma gelmiyor) hepsini tanıyor ve resimlerinden sorunca, tek tek söylüyor maşallah.
Babası, kızımıza, Atatürk nerde diye sorduğunda, Öykü, hemen kalbini gösteriyor. Evet “ Atatürk kalbimizde”. O sonsuza kadar yaşayacak..
8-9 Kasım 2008
Cumartesi, babamız işe gitti, bizde Öykü’mle evde vakit geçirdik. Babamız işten gelince, havanın güzel olmasından dolayı, Pınar’ı da alıp, Öykü’nün çok sevdiği parka gittik.Babamız, bizi parka bıraktı, markete gitti, dönüşte, babasını gören kızımın, sevincini anlatmaya kelimeler yetmez, yerinde zıplıyor “Ümit baba geldiii” diyeJ Parkta gönlünce oynayan kızım, eve gelince yorgunluktan uyudu,
Akşam da, önce, teyzemlere, ardından da, ananeye gittik. Çok güzel bir akşam geçirdik. Öykü, yine, ananesinde de zıplayacak bir yatak buldu. Zıplayıp durdu. Teyzemlerde, Sıla (8), Öykü’yü, sıkıştırıp, sıkıştırıp öptü, Öykü de sürekli geldi bize şikayet etti, ananeye gidince de ananeye şikayet etti. Maşallah, bütün cümleleri kuruyor ve tam anlamıyla konuşuyor.” Bazen, uygun kelime bulamayınca “ eee “ diye düşünüyor, kelimeyi bulursa söylüyor, bulmazsa, değiştiriyor.Pazar günü de, son iki haftadır Hülya halasına gitmeyen kızım, “ hala ya git “ dedi ve aldı dışarı ayakkabılarını, halasına geçti, bende bu fırsattan istifade, hemen ev işi yaptım, Öykü geldiğinde işlerim bitmişti. Akşama Fenerbahçe-Galatasaray maçını izlemeye, babaanneler, Bahar Halalar ve Hülya halalar misafirimizdi. Öykü, nerdeyse maç izletmeyecekti, babasına, “ baba müzik aç” diye ısrar etti ve ısrarları sonuç verdi.Maç başlamadan açılan müzik eşliğinde, Oğuz ve Öykü, dans ettiler.
Öykü, özellikle misafir olduğunda, müzik açtırıyor, onlara dansını gösteriyorJ Yaramaz olan Öykü, Oğuz’u da görünce iyice yaramazlaştı, evin altını üstüne getirdiler, koştular, oynadılar, gürültü yaptılar. Ama eğlendiler. (benim içinde önemli olan o). Misafirlerimiz gidince, banyomuzu yaptık, ama ne banyo, Öykü ile banyoya girince çıkmak bilmiyoruz zaten. Öykü, küvetinin içinde, sürekli denizdeymiş gibi yüzme hareketleri yapıyor.
Son bir haftadır, tatil görüntülerini izleyen kızım, banyodan sonra yine tatil görüntülerini izledi. Babaya “ baba, beni denize götür” diyor. Çok özlemiş canım kızım. Kendisini izlemeyi çok seviyor. Tatil görüntülerinden sonra, bu seferde, babasının parkta çekmiş olduğu video görüntülerini, ya da resimlerine bakıyorJ
Hayatım, Bitanem, Babacım
Dün öğlen, Sergül Halası ve Babaannesiyle markete ve parka giden kızım, keyifli anlar geçirmiş.
Markette, babaannesi istediğini al kızım deyince, bakmış, bakmış, en sevdiği olan peynirli çubuk krakerden almış, marketten sonra, parkta çok eğlenmiş, çocuklardan biri şeker yiyormuş ve çevresindekilere şeker veriyormuş, Öykü’de bakmış bakmış, sonra kızın yanına gidip, “abla, bana da ver“ demiş, birkaç kez şeker istemiş ve yemiş.
Parkta Öykü’den küçük bir çocuk kaymış ve düşmüş, akşam eve geldiğimde ilk havadis buydu. “ Anne, parkta, kaydırak, çocuk, düş”…ardından “Babaanne,beni yine döv”… Babaannenin dövdüğü falan yok. Yaramaz, kim severse, yada kim sinirlendirirse, şikayet ediyor. “ Baba, beni yine dövdü, anne beni yine dövdü” vs..
Babaya, “hayatım “, “ümitcim”, “ sevgilim” “ bitanem” diyor.Aralarındaki sevgi anlatılmaz maşallah….
Akşam, evimize gelirken, Öykü’nün sesini duyan, Şener abi ve Hülya halası, kapıya çıktılar, Öykü, son bir haftadır, “ size gelmem” diye tutturuyor. Bizde açıkcası, sürekli oraya giden Öykü’nün neden gitmediğini merak ediyoruz. Ama, sanırım, evini özlüyor, çünkü akşam babaannedeyken, eve gitmek için acele ediyor.
Akşam evimizde de yine kurabiye yaptık ve afiyetle yedik. Yaptığımız kurabiye çok sağlıklı olduğu için, Öykünün yemesi beni çok mutlu ediyor. Yine tatil görüntülerini izledi, çok zevk alıyor izlerken, babasına “ beni denize götür” diyor. Özlemiş güzel kızım, denize girmeyi, kumda oynamayı. Umarım, bu yaz yine gidebiliriz…
Markette, babaannesi istediğini al kızım deyince, bakmış, bakmış, en sevdiği olan peynirli çubuk krakerden almış, marketten sonra, parkta çok eğlenmiş, çocuklardan biri şeker yiyormuş ve çevresindekilere şeker veriyormuş, Öykü’de bakmış bakmış, sonra kızın yanına gidip, “abla, bana da ver“ demiş, birkaç kez şeker istemiş ve yemiş.
Parkta Öykü’den küçük bir çocuk kaymış ve düşmüş, akşam eve geldiğimde ilk havadis buydu. “ Anne, parkta, kaydırak, çocuk, düş”…ardından “Babaanne,beni yine döv”… Babaannenin dövdüğü falan yok. Yaramaz, kim severse, yada kim sinirlendirirse, şikayet ediyor. “ Baba, beni yine dövdü, anne beni yine dövdü” vs..
Babaya, “hayatım “, “ümitcim”, “ sevgilim” “ bitanem” diyor.Aralarındaki sevgi anlatılmaz maşallah….
Akşam, evimize gelirken, Öykü’nün sesini duyan, Şener abi ve Hülya halası, kapıya çıktılar, Öykü, son bir haftadır, “ size gelmem” diye tutturuyor. Bizde açıkcası, sürekli oraya giden Öykü’nün neden gitmediğini merak ediyoruz. Ama, sanırım, evini özlüyor, çünkü akşam babaannedeyken, eve gitmek için acele ediyor.
Akşam evimizde de yine kurabiye yaptık ve afiyetle yedik. Yaptığımız kurabiye çok sağlıklı olduğu için, Öykünün yemesi beni çok mutlu ediyor. Yine tatil görüntülerini izledi, çok zevk alıyor izlerken, babasına “ beni denize götür” diyor. Özlemiş güzel kızım, denize girmeyi, kumda oynamayı. Umarım, bu yaz yine gidebiliriz…
Anne lütfen izin ver
Akşam eve gittiğimde, kapıda beni karşılayan kızımla, önce hasret giderdik, ardından yemek yedikten sonra, daha önce de yapmış olduğum ve yinede bahsetmek istediğim Akıllı Bebek sitesinden tanımış olduğum, sevgili arkadaşım Dilek’in blogunda görmüş olduğum patates püresinden civciv yaptık.
Önce, patateslerimizi ezdik, tabi ezerken de, Öykü, arada sırada atıştırdı, civcivlerimizi yapınca da, kafalarını yediJ Fazla yemek yemeyen kızım için, birlikte yemek yapmak, onun yemesini sağlıyor, bunu fark ettim. Bundan sonra, her fırsat bulduğumda, birlikte bir şeyler hazırlayacağız. Mesela önceki günden kalan kurabiyeleri görünce onları da yedi. Kendisi yaptı yaJ
Sonra yine kanepeleri çektik, üzerinde zıpladı, babasının sırtına çıktı, oynadılar birlikte, saklambaç, kovalamaca oynadık, dergilerimizi karıştırdık, ojemi bulan kızım, illa oje sürücem diye çok ısrar etti, artık biraz kendi parmaklarıma sürdürdüm, birazda kendi parmaklarına ama tabi arkasından çıkardık. Çoraplarını çıkardı, ayakları çıplak dolaşmayı çok seviyor. Ayaklarını sert basa basa bir koşuyor ki anlatamam. Güya benden kaçıyor. O kaçıyor, ben kovalıyorum, yada ben kaçıyorum, Öykü kovalıyor, bundan çok mutlu oluyor.
Son iki gündür, Öykü, benden bir şey yapmamı isterken “anne, lütfen izin ver “ diyor. Allahım, o ne tatlı dil, insan izin vermek istemese de, Öykümün o tatlı diline dayanamıyorumJ (Tabi kurallar çerçevesinde). Ben Öykü’den bir şey yapmasını isteyince, “tamam izin verdim” diyorJ
Bu sabah, yine uyur şekilde, babaanneye götürürken, yolda uyandı, babaanneye çıkınca, tekrar uyutayım dedim ama, Öykü, boynuma yapıştı, “ anne, eve” dedi, canım kızım, evine gitmek istedi, ama keşke gidebilseydik, uzun uğraşlar sonunda, tekrar, koynumda uyuyakaldı ve bende geç kalmış bir şekilde işe geldimL (Senden ayrılmak çok zor be güzel kızım)
Hafta sonumuz 1-2 Kasım 2008
Cuma akşamı, Nurhan teyzemiz ve Yunus amcamlar geldiler. Teyzesini karşısında gören kızım çok mutlu oldu. Yunus amcamla saklambaç ve yakalamaca oynadılar. Evdeki kalabalığın bütün bakışları Öykü de olunca, Öykü, yine danslar etti, güldü, eğlendi.
Teyzemiz bizimle kalınca, sabah, uyandığında, teyzesini yanında gördü, hemen “baba nerde” dedi ve “ günaydın” dedi. Teyzesiyle oynadılar, öğlene doğru, teyzemizi yolcu ettik.” Teyze otobüse bindi, okula gittiL neyse uffff” diye bir cümle kullandı yavrum.
Teyzesinin gitmesine üzülse de, parkı görünce çok mutlu oldu. Parkta iki saat boyunca, eğlenen kızımla, geçen haftadan ertelediğimiz spor aktivitemizi, parktaki spor aletlerine gidip, onları tanıtarak ve her birine kendince oturarak, yapmış olduk. Yüksek yüksek kaydıraklardan tek başına kayması, merdivenleri yardımsız çıkması, kaydıraktan ters kayması, parkta özgürce oynaması, arkadaş edinmesi, babasını ve beni çok mutlu etti açıkcası.
Parkta, çok yorulan kızım, eve gelince güzel bir uyku uyudu. Akşam da, önce yumurta boyama, ardından da kurabiye yaptık. Kurabiyenin hamurunu merdane ile açıp, kalıplarla şekil verdik ve kalıplarımızın hepsinin şeklini öğrendik. Bu aktiviteler, Öykü’yü çok mutlu etti.Kurabiyeler pişince de afiyetle yedik.
Dolapta, bebekken çok az kullandığı emzikleri bulan kızım, ağzından çıkarmadı hiç, anne meme deyip durduJ Tabi bu sefer, oyun niyetineJ
Akşam, babasını duştan çıkınca gören kızım, “sıhhatler olsun “ dedi ve bizi çok şaşırttı. Buradan da belli olduğu gibi, bizler çocuklarımıza bir örneğiz, ne konuşursak, nasıl davranırsak aynı şekilde davranıyorlar. Bazen farkında olmuyoruz ama ne konuşursak hepsini kaydediyorlar. Bu yüzden iyi örnek olmalıyız her zaman.
Yalnız bu aralar uyku sorunumuz var. Gece geç yatıyor, sabahta geç kalkıyor. Uyutmak istesem de uyumuyor. Önceden, ne güzel düzenliydi, akşam 22.30 dan sonra uyur, sabahta 07.30 gibi uyanırdı. Saatlerin geri alınması ve Öykü’nün oyuna doymayışı, sanırım uyumama nedenlerimizden. Umarım en yakın zamanda düzene girer.





