RSS

Monopoly ve Scrabble





Eşimle Öykü doğmadan oynadığımız oyunlar olan Monopoly ve Scrabbale oyunlarını şimdi Öykü ile oynuyoruz. Ama tabi daha başka şekille..

Monopoly oynunda alışverişi öğrendi güzel kızım.
2 lira karşılığında şapka, 5 lira karşılığında ütü, 10 lira karşılığında tekerlek (Öykünün tabiriyle teherlek), 10 bin lira karşılığında ev vs… Öykü bana para veriyor, ben ona bir şey satıyorum, yada tam tersi. Çok severek oynuyoruz..

İkinci oynumuzu da akşam keşfettim. Scrabbele yi çıkarttım, taşlarıyla oynamayı çok sevdi, ama daha çok okey tahtası gibi tahtaya taşları dizmeyi ve dizdikten sonra bana harfleri söyletip, ardından kendisinin söylemesini çok sevdi. Bu sayede harfleri de öğrenmeye başlamış olduk.

Öykü anne, ben çocuk oldum

Dün kızımla oynadığımız evcilik oyununda, Öykü, anne- bende Öykü oldum. Ama, sanki ben oldu, bakışlarını ciddileştirdi, iki ellerini yanaklarıma koydu ve gözlerimin içine baka baka benimle aşağıdaki sohbeti etti.

A : Canım benim, bitanem benim,
Ç : Efendim annecim,
A : Ben işe gideceğim, sen babaanneye gideceksin.
Ç : Ben babaannede ne yapıcam?
A : Babaannede oyuncaklarınla oynuycaksın, babaanneyle oynayacaksın.
Ç : Ama ben seninle oynamak istiyoyum
A : Aksam isten gelince oynayız berabey
Ç : Bana ne alacaksın anneee
A : Sana parmak boyası alıcam bitanem
Ç : Tamam o zaman, siyah,mavi boya al… Anne,, Madagaskarı izleyebiliymiyim?
A : Hayır bitanem, sidiyi Coşkun aldı götürdü (aynen benim izlemesini istemediğim zaman söylediğim bahaneyi bana söylüyor)
Ç : Ama banane, banane, ben Madagaskar’ı izlemek istiyoyum, lütfeennn (Aynen Öykü gibi yapıyorum burada bende)
A : Tamam, Coşkundan alalım sidiyi izlersin ,tamam mı bitanem..
Ç : Tamam anne,..
A : Seni çok seviyoyum bitanem..
Ç : Bende seni çok seviyoyummm Anne…. Ve böyle devam ediyor…

Öykü’nün bana annelik yapması çok hoş ve güzeldi. Canım kızım, kendisine nasıl hitap edersek, ne konuşursak, aynen uyguluyor… Maşallah bebeğim sana..Seni çok seviyoruz bitanem..

Harikalar Diyarııııı


































































Cumartesi günü Nurhan teyzemizi de alarak, Sincan Harikalar Diyarına gittik. Şimdiye kadar neden gitmemişsek, gerçekten harikaydı. Masal ve tv kahramanları çok güzeldi. Öykü, hepsini bildiği için, her gördüğünde aaa Şirinler, aaaa Buz Devri, aaaa Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler, aaa Pinokyo ve daha neler neler.... Resimleri küçülterek ekledim ama o kadar çok resim çektik ki.. Hangisini ekleyeceğimi şaşırdım. Gerçekten Öykü için, bizim içinde öyle, çok güzel bir gündü. Masal kahramanlarına dokundu, öptü, üstüne bindi vs.. Kaydıraklardan kaydı, dondurmasını, mısırını yedi vs... O günü anlatmaya kelimeler yetmez, gerçekten çok güzeldi... Kızım da çok mutluydu.












Ardından da, dayımıza gittik, anane, Bengü yenge, Nesliş ve Nurhan teyzeyle bayan bayana oturduk, sohbetler ettik, Öykü'yle oynadık, Öykü, yine Zeynep Ela'yı kıskandı, Zeynep Ela maşallah, her hafta daha da büyüyor, canım benim.. Nurhan teyzesinin şalını alarak, başörtüsü yaptık ve Öykü nine oldu. Hatta bir eline baston, diğer eline puseti alarak " ıhh, ben nine oldum, ben çok yaslandım" diyerek oyunlar oynadık.




Oradan da geldikten sonra, Oğuz'u özleyen kızımla, birde Bahar halasına uğradık, öğleden önce çıktığımız eve, akşam geldik.. Pınar ablası, kendi harçlığından, Öykü'müze ilk kez oyuncak almış, akşam ailecek bize oturmaya geldiler ve hediyesini de getirdi, sağolsun düşünmüş almış hemde kendi harçlığıyla, buradan tekrar teşekkür ederiz. Tabi Bahar Halası ve Oğuza da, çünkü sinemaya gittiklerinde Öykünün en ç ok sevdiği film olan Madagaskar'ın kahramanlarının bardağını almışlar. Öykü, buna da çok mutlu oldu..







Çok yorucu ama bir o kadar da güzel bir gündü.








Öykü, Oğuz'un 23 Nisan gösterisinde..





Öykü, 23 Nisan gösterisi için, büyükbabası ve babaannesiyle birlikte Oğuz'un kreşine gitti. Oğuz'un okulunu beğenip beğenmediğini sorunca, güzel kızım, çok beğendiğini söyledi. Seni kreşe göndereyim mi diye sorunca " hıhı, çok beğendim" dedi... Bu dönem yazdıracağız, umarım kolay adapte olur bitanem..

23 Nisan




23 Nisan'da Bahar Hala, Oğuz ve biz Optimum Alışveriş Merkezine gittik. Playland'ı gören Oğuz ve Öykü durur mu, çok sevinerek, mutlu olarak eğlendiler. Top havuzunu çok sevmeyen kızım, kaydıraktan kaydı, merdivenlerdin inip inip çıktı, tren, salıncak, at arabası, otobüs, helikopter, orada ne varsa hepsine bindi. Mutluluğu gözlerinden okunuyordu. Zaten gün onun günü olduğu için de, bizde doyasıya eğlenmesini istedik. Bütün çocukların 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun..



23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Kutlu Olsun

Küçük hanımlar, küçük beyler!
Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldız ve istikbal ışığısınız.
Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizlersiniz.
Kendinizin ne kadar önemli, değerli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız.
Sizlerden çok şeyler bekliyoruz.

M.Kemal ATATÜRK

Hafta sonumuz

Cuma günü akşamı, Yunus Amcamlara gittik. Evlerinin dubleks olması ve merdivenli olmasından dolayı, Öykü, her zamanki gibi yine merdivenlerden inip inip çıktı. Önceki gittiğimizde oynadığı oyunu unutmamış, oyuncakları tek tek alıp aşağıya indiriyor, sonra “ ben bunlayı yeyine koyum” diyerek, tek tek oyuncakları alıp yukarı çıkıyor. Merdivenlerden inip çıkmayı çok seviyor, hatta ertesi gün yine, anne, Yunus Amcalara gidelim bile diyor…

Cumartesi günü de, yine gezme günümüzdü, Nurhan teyzesinin geleceğini bildiğimiz için, bütün aile annemlerde toplandık. Yunus amcamlarda vardı ve çok kalabalıktık. Öykü, ananesine çıktığında uyuyordu, uyandığında Ela’yı gördü, Öykü’yü kıskandırmamak için, Ela’yı, Öykü uyurken sevebildim, bilemiyorum, benim kızım çok kıskanç, ikinci bebekte ne yapacağız diye düşünüyorum, gerçi böyle bir durum olursa, sanırım yavaş yavaş alıştırırım kardeş fikrine, buna zamanla bakacağız : ) Nurhan teyzesi gelince, bir sevinç, bir sevinç anlatamam, “ seni çokk özledim” diye sarılmalar, teyzeye kur yapmalar neler neler. Tabi aynısını bu sefer akşam Yunus amcama da yaptı. Kendini sevdirmeyi çok güzel beceriyor. Cumartesi ananeye gitmeden önce, karşı komşumuz olan Hülya halasına gitmişti. Hülya halasının mutfağına girerek, “ buyalayda çilek vaymı” diye sormuş, halası da olmadığını söyleyince, mutfakta karpuzu görmüş, “ aaa, kaypuz,, tadı çok lezzetli oluy, ben bundan yiyebiliymiyim” diye sormuş, tabi üç dilimi mideye indirmiş, eve geldi, bana diyorki “ anne, ben Hülya halamda, üç dilim kaypuz yedim” afiyet bal şeker olsun kızıma..Halası hayret ediyor, karpuzun lezzetli olduğunu, geçen seneden beri unutmadığına, konuşmasına….…

Pazar günü de, sabahtan Oğuz geldi, Oğuz’la oynadılar. Benimle evcilik oynamayı çok seviyor, “ anne, beyabey oyun oynayalımmı” diye soruyor, benimle oynarken de kimseyi istemiyor, Oğuz’u, babayı bile.. İkimiz oynayacağız, yemek yapacağız, kek yapacağız vs… Oğuzla oynarlarken, işlerimi bitirdim, daha sonra, Oğuz, Öykü ve Pınar, dışarıda biraz oynadılar, akşam babaannesinin doğum gününü bizde kutladık (daha doğrusu kimsenin haberi yoktu, sürpriz yapacaktık) yalnız bitanem, nerden duyduysa, (sanırım ben Bahar halasına söylerken duydu), hemen salona koşup, “ iyiki doğdun babaannecim” dedi… Tabi herkes şaşırdı.. Olan benim süprizime oldu ama Öykü’nün bu yaptığı da daha güzel oldu. Babaannesi çok mutlu oldu.. Pastayı önce yine kendi üfledi, sonra Oğuz, sonra da babaanne : )

Öykü, bu aralar, en çok evcilik oynamayı,banyo yapmayı, Madagaskar’ı izlemeyi, hayvanlarla oynamayı,parka gitmeyi, dışarıda oynamayı seviyor. Hafta sonu aktivitelerimizden biri de hayvanları eşleştirmek oldu.Aynı hayvanları bulduk ve adlarını söyledik. Maşallah, hepsini de biliyor ve birleştiriyor. Balıklar suda yaşarlar, ayılar, aslanlar vs.. ormanda yaşarlar…..
Masal kitaplarımıza düşkünlüğümüz devam ediyor, yalnız bana okutmuyor, resimlerden kendisi, aynı benim ona okuduğum gibi okuyor, ben masal bitince “ masalda burada bitmiş” diyorum ve aynı ses tonlamasıyla, Öykü de aynı şeyi yapıyor, masalı bitince..
Saklambaç, yakalamaca en sevdiği oyunlardan..
Bebek olmayı çok seviyor. Inga, ınga yapıyor, anne beni kucağına al diyor, bana süt ver diyor: )
Bu aralar çok geç yatıyor,ışıkları söndürmeme rağmen, önce kendi yatağına yatıyor, sonra “anne beni mutfağa götüy” diyor, hadiii mutfağa götüyorum, sandalyeye oturuyorum, Öykü kucağımda, biraz durunca,”anne simdi de oturma odasına götüy” diyor, bu seferde oraya, orada da biraz yattıktan sonra,”anne beni yatağıma götüy” diyor. Son durak yatağında uykuya dalıyor : )

Sinirlenince, dediği yapılmayınca, maalesef vuruyor, buna nasıl engel olacağımı bilemiyorum. Yaptığının yanlış olduğunu, vurmaması gerektiğini söylüyorum ama yine de aynı şeyi yapıyor.

Hülya halasına gidip, orada tavlanın pullarıyla oynamayı çok seviyor.
Bütün çocuklar gibi parka gitmeyi, kaymayı çok seviyor.Cumartesi öğleden önce parka gittik, fakat kaydıraklar ıslaktı, merdivenlerden inip inip çıktı, taşları kaydıraklardan attı, biraz sallandı bu şekilde eğlendi, Öykü yaşlarında bir çocuk daha geldi. “ Anne,bak bi çocuk daha geliyor” diyor bana. Çocuğa da, “ buyalaydan kayma, çünkü ıslak” diye de akıllar veriyor..

O kadar çok yazacak şey varki… Cümleleri, hareketleri, uyuması, uyanması, siniri, ağlaması, mutluluğu, yaramazlığı, yazdıkca yazılıyor ama biryerde de akla gelmiyor… Maşallah bitanem sana, annen ve baban seni çok seviyor..

Mustafa Kemal Atatürk




Ey Türk Gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur.Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir.
İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır.
Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin!
Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir.
İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.
Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.
Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler.
Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler.
Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı!
İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!


Hafta sonumuz




Cuma akşamı, Erhan dayıya gittik. Ela’mızı ve onları çok özlemiştik. Anane, dede, Nesliş teyze, dayı ve yengemizle çok güzel vakit geçirdik. Ela’ya yine doyamadım, hemen uyudu ve zaten kucağıma aldığımda da Öykü’nün kıskançlığıyla karşılaştım. Ne yapacağız bu yaramazı bilmiyorum, bana Ela’yı sevdirtmiyor. Erhan dayısıyla, Nesliş teyzesiyle oynadılar, eğlendiler. Güzel bir akşamdı fakat Ela’mın, ertesi gün hasta olduğunu duyduğumda çok üzüldüm, grip olmuş yavrucak, buradan ona çok geçmiş olsun..

Cumartesi ve Pazar benim sınavım vardı,kızımla birlikte sınava gittik, kızım, üniversite kapısından içeri girdi, gezdi, merdivenlerden indi çıktı, inşallah dedim, üniversitede okuduğun zamanları da görürüz. İlk gün bizimle birlikte Sergül halamız geldi, ben sınavdayken, okulun dışında gezmişler, taş oynamış vs.. Ben sınavdan çıkınca da, “ anne seni cok ösledimmm” deyip sarılması dünyalara bedeldi. Hep birlikte Carrefoura gittik, Toyiki’ye uğradık, hayvanlarından fil eksikti onu aldık, ardından yemek yeyip, atlı karıncaya bindik. Eve gelince, sitenin içinde Oğuz’u gören kızımın mutluluğuna diyecek yoktu. Nasıl seviniyor anlatamam, arabanın kapısının açılmasını zor bekledi, Oğuzla da kavuşunca, sarılmalar, özledim demeler…. Oğuzlar da Hülya halalarla birlikte İstikbal’e gidiyorlardı, Oğuz’u gören ve orada da oyun parkının bulunduğunu bilen Öykü durur mu hiç… Bende gidicem diye başladı ağlamaya, her ağladığında yapmamaya çalışsamda, kıyamadım yine, bu seferde halalarla birlikte İstikbal’e gitti, Öykü ve Oğuz, oyun parkında oynadılar, coştular, eğlendiler, akşama doğru eve geldiğimizde, Öykü yine durmadı, illaki parka gidelim, ama nasıl ısrar… Yine mutlu olsun diye, dediğini yaptım ama benim de takatim kalmadı hiç.. Biraz parkta eğlendikten sonra, Bahar halasına gittik, orada Oğuzla biraz oynadıktan sonra, yorgunluktan uyuyakaldı meleğim.

Pazar günü de yanımızda Pınar vardı, ben sınavdayken, arabayı çok kalabalık olmasından ana yola parketmiştik, zaten uyurken bırakmıştım bitanemi, ben gidince hemen uyanmış, arabanın içinde biraz sıkılsalar da resim yapmış, oyalanmış güzel kızım. Sınavdan çıktıktan sonra, önce Atatürk Orman Çiftliğinde güzel bir yemek, ardından da Hayvanat Bahçesine gittik, evde oynadığı hayvan figürlerinin ve izlediği Madagaskar’daki hayvanların gerçeklerini görünce, daha değişik oldu. Mutlu oldu. Havanın güzelliğinden dolayı, dondurma da yedi. Hatta günün sonunda, “ bugün cok eglendimm” bile dedi..Bize de çok iyi geldi.Az önce Emel’in blogunda Hayvanat Bahçesine gittiklerini okuyunca, umarım dedim aynı zamanda değildir, yoksa ikimizde çok üzülürdük, onlarda yine Pazar günü gitmişler ama saatlerimiz uyuşmadı, ama en yakın zamanda yine orada buluşmaya karar verdik.
Eve gelince, aşağıda çocuklarla oynadı. Hatta 6 yaşında bir çocukla tanışması..
Öykü – Meyaba
Çocuk- Merhaba
Öykü – Senin adın ne.
Çocuk- Furkan
Öykü- Benim adımda Öykü Özdemir, beyabey oynayalım mı?

Bayıldım diyaloga.. Artık öyle güzel konuşuyor ki.. Takip etmekte, yazmakta zorlanıyorum. Maşallah güzel kızıma. Arkadaş edinmeyi de bilirmiş. Furkan ve daha sonra gelen Engincan adlı arkadaşlarıyla ve Pınar ile birlikte topla oynadılar, saklambaç oynadılar, çok eğlendi.. Eve gelince de, önce banyo, ardından bebek taklidi yapmalar, anneyle oynamalar, baş aşağı durmaya çalışmalar, neler neler. Bana artık masal okutmuyor, kendi okuyor ; ) Ahşap yapbozlarını bozuyor yapıyor, yerine koyarken, “ anne, bu buyayamı” diye soruyor ama ben daha cevap vermeden onu yerine koyuyor, benimle dalga geçiyor yaramaz. Boyamalar, yapbozlar, masallar, oyuncak hayvanlar, küçük evimiz, şuandaki favorilerimiz.. Tabi yaz geldikçe, dışarıdan eve ne kadar girersek, bunlara devam…