RSS

Yuvada bir ilk..

Öykü'yü anaokuluna ilk götürdüğüm gün, Nebahat hanımla yaptığımız sohbetlerin birinde, Nebahat Hanım şöyle demişti " Kaka özeldir, herkes heryere yapmaz, eğer yeni başlayan çocuk, yuvamızda kakasını yaparsa, bu bizim için çok sevindirici olur, çünkü bu olay, bize ve buraya alıştığını, kabullendiğini gösterir, kaka bizim için ödüldür" demişti veeee ilk kez kızım dün kakasını yapmış:))) Öğretmeni ve Nebahat Hanım, babamızı görünce müjdeyi vermişler, tabi bunu bilmeyenler, hahaha ne tuhaf derler ama gerçekten, kendimizi düşünürsek, ne kadar doğru olduğu ortaya çıkar, hakikaten Öykü'm daha da alıştı oraya.
Sabahları çok zor uyanıyor, bugünde zor uyandırdım ama çok şükür gitmekte sorun çıkarmadı, orada yaptıklarını akşam oyun esnasında yada masal okurken anlatıyor, yaptıkları jimnastik hareketlerini de gösteriyor, güzel kızım benim, maşallah, ne güzelde yapıyor...
Ama evdeki hali çok ama çok yaramaz. Beni iki dakika bir yere göndermiyor, yanında durmamı istiyor, misafirim gelse dahi, misafirle yanımda otur diyor ve konuşmayın diyor, ben masal okuyorum diyor:))) daha neler neler.... Ama daha da bir akıllandı sanki, dediklerimizi daha iyi anlıyor....

Öykü'nün anaokulunda 7.günü..

Öykü'nün öğretmeniyle konuştum, maşallah sabahları ağlaması dışında herhangi bir sorunu yokmuş, gayet uyumlu diyor, artık arkadaşlarıyla da oynuyor diyor, yemeklerinide yiyor, diğer çocuklardan önce Öykü bitiriyor tabağını, maşallah bitaneme, uyuturken, bütün çocuklar yatıyormuş, masal okuyormuş ve uyuyorlarmış, Saat : 15.00 de de hadi kalkın deyince kalkıyorlarmış.. yavrum benim, kurallı yaşamaya başlıyor, biryanım üzülsezede bir yanım iyi oluyor diyor..

Dünde işten geldiğimde, Öyküm, sitenin bahçesindeydi, babasıyla marketten yeni gelmişlerdi ve babaannesine bağırıyordu, " babaanne, ben hamuydan bazlama yaptım " diye, öyle sevinçliydiki, beni görünce dahada çok sevindi ve banada ilk anlattığı yaptığı bu etkinlikti, çok mutlu olmuş..

Ağlama kuzum...

Canım kızım, bebeğim, bitanem... Gülyüzlüm... ağlama sen, senin ağlamana dayanamıyorum, ama dayanmak zorundayım, kararlı olmak zorundayım.

Bugün Ramazanın ilk günü. Ben ve baban Allah kabul ederse oruçluyuz. Allah inşallah sanada gösterir bu günleri..Neysee...

Bugün çok zor ayrıldın be bitanem benden, benden sonra babandan. Arabaya kadar iyiydik, arabadan inip, metroya gideceğim anda, gitmek istemediğini, yanımda olmak istediğini, daha neler neler söyledin.. Yaklaşık yarım saat boyunca seni ikna yoluna gittim, ama hiç ikna olmadın, arada sustun, arada ağladın, ama artık baktım yapacak birşey yok, anaokulundan da " kararlı olun" sözlerini hatırlayınca, seni ağlayarak babanla birlikte arabada bırakarak işe geldim, ama nasıl geldim, gel bana sor... Biliyorum, annen yanında olsun, ondan ayrılmayasın, hep onunla oynamak, herşeyi anneyle paylaşmak istiyorsun.. Aynen bitanem, bende aynı şeyleri istiyorum, ama yaşam şartları bizi bu şekilde yaşamaya mecbur kılıyor. Sende alışacaksın güzel kızım.. Benim akıllı, kınalı kuzum..

Az önce aradı, baban yuvaya bırakırken, babadan da ayrılmak istememişsin, ama şuanda öğretmenin kucağında oturuyormuşsun. Biraz sonra kahvaltıya başlayacaksın...

Patlıcan oturtma, bulgur pilavı ve cacık yemişsin:))))

12.45 te Nebahat Hanım aradı, senin sabah iyi olduğunu, fakat Alp ile babası gelince, Alp'in babasını görünce etkilendiğini, ardından Arda'nın ağlamasıyla da etkilendiğini söyleyerek, biraz ağlamışsın, parka götürmüşler ardından sizi, onun dışında gayet uyumluymuşsun. Öğlen yemeğinde patlıcan oturtma, bulgur pilavı ve cacık yemiş ve hepsini bitirmişsin, işte asıl güzel haber buydu.. Sen ilk kez patlıcan oturtma ve bulgur pilavı yedin ve hatta bitirdin:))))) Aferin benim güzel kızıma. Nebahat hanım beni aradığında, uyuyormuşsun, büyükbabası 15.00-15.30 gibi gelsin demiş ama biz 14.30 gibi dedik, bugün biraz daha erken alalım seni:))) Bu hafta biraz zorlu geçecekmiş, ama umarım, öbür haftaya daha rahat edeceksin..

Nebahat hanım, yarın biraz sızlanacağını, gelmek istemeyeceğini söylüyor, bakalım yarın ne yapacaksın.. Ama, daha önce başka bir anaokuluna giden Alp'ten maşallah daha da uyum sağladın benim güzel kızım....

Az önce okulunu aradım bitanem..

Az önce, Merve öğretmeninle konuştum bitanem.. Parktan yeni geliyormuşsunuz.
Genel anlamda, ilk başlayana göre iyi olduğunu, ilk dönemlerde olduğu gibi, bu günlerde arkadaş uyumunu pek beklemediğini ve beklememiz gerektiğini söyledi, ama maşallah uyumluymuşsun, 4 yaş grubundaki İlkim'le biraz oynamışsın, kahvaltı pek yapmamışsın, bir iki kez ağlamışsın, (oda, annemi istiyorum, yada burdan sıkıldım gibi değil, başka oyun oynamak istemişsin, yada başka birşey yapmak istemişsin bu yüzden), maşallah benim yavruma, çabuk uyum sağlayacak....

Bugün bensiz ilk Anaokulu günün...

Bitanem, dün Nebahat Hanım, çocuğun, 7 yaşına kadar, anne karnındaymış gibi, annesini hissettiğini söyledi, ama ben kendime engel olamıyorum, yatıyorum, kalkıyorum, senin anaokuluna gidişini düşünüyorum, biliyorum orada mutlu olacaksın, ama bu alışma döneminde nasıl yapacaksın hiç bilmiyorum, gerçi dün benim olmadığım saatlerde beni aramamış, uyumluydun, sanıyorum, her zamanki gibi, bu seferde beni üzmeyecek ve çabucak alışacaksın.. Elimden geldiği kadar psikolojimi iyi tutmaya çalışıyorum. Ama senin boynunu büktüğünü düşündükçe içim sızlıyor... Ama, eminimki alışınca,

Şuanda saat 09.10 ve sen kahvaltı yapıyorsun, acaba ne yiyorsun bugün.. Sabah uyandığında, kreşe gidicem diye acele ettin, beni bile beklemedin, bende babaya dedimki, " benide metroya bırakırmısın", beni bırakman zor olacak gibi diye düşünsemde, maşallah sen büyük bir olgunlukla " evet evet baba, annemi bıyakalım, bizde kyeşe gidelim " dedin, beni bıraktınız ve anaokuluna gittiniz. Baban seni orada bırakıp geri dönmüş, sende büyük hevesle girmişsin okulundan içeri... Hayırlısı olsun bebeğim, umarım herşey güzel olur, sağlıklı olursun en başında..

Ama şuanda ne yapıyorsun çok merak ediyorum, sürekli arayıpta sorgulamakta istemiyorum

Dünya Çocuk Evi'ne başladık..

Bugün sabah seni 7.30 a doğru uyandırırken" annecim, bugün anaokuluna başlıyorsun" deyince, hemen kalktın, babanı göremeyince, " anne, babam yatıyormu hala" diye sordun, o sıra babanda gelince " günaydıınnn" dedin..
Herzamanki gibi yine kahvaltı yapmadın, mısır gevreği hazırladım ama yemedin, neyseki anaokulunda saat 9 da kahvaltı saati var.. Neyse gelelim Dünya Çocuk evine

Çok güler yüzle karşılandık orada, giden 3-4 çocuktan biriydin, ama kendi yaş grubun henüz gelmemişti, ortam sakinken, bütün okulu gezdin, oyuncaklarla oynadır, yavaş yavaş grub oluşunca da kahvaltıya indin, kahvaltıda, zeytin, domates ve salatalık yedin, peyniri sevmediğin için, ne ben yedirebildim, nede öğretmenin Merve Hanım... Kahvaltıdan sonra yukarı sınıflara geçtiniz, bu arada bana " anne sen gidebilirsin " dedin, bende orta katta, Nebahat Hanımın odasında beklemeye başladım. Sonra aşağıya indiniz ve parka gittiniz, parkta diğer arkadaşların kumla oynarken, sen salıncaktaydın, kumla oynadınmı göremedim bitanem, ama bir ara parkın oraya gelme gafletinde bulundum, ve sen beni görünce, kurtarıcın gelmiş gibi. sevinçle " aanneeee" diye bağırdın ve yüzünü buruşturdun, bana oyuncak vermiyorlar dedin, içeri girelim dedin.. içeri girdik, biraz beraber oynadık, ardından öğretmenin çağırınca, " geliyorum öğretmenim" dedin ve yukarı çıktın, orada da biraz oynadıktan sonra, artık sıkılmaya başladın ve yanıma geldin.. Bu sefer ben senin yanındayken ne yapmak istiyorsan onu yapmak istedin, ben yokken, beni çok aramıyorsun, ama beni görünce, beni bırakma istemiyorsun güzel kızım...Yemekten önce, boyama dersiniz vardı, ve sen güzel şekiller çizerek, diğer çocuklardan erken kalktın masadan... Sonra yemek saati, yapılan patates yemeğini yemedin ama makarnanın hepsini bitirdin, öğretmen başkasına sorarken, sende dedin ki " ben önce bitirdim yemeğimi".... sohbetlere katılman çok iyi maşallah bitanem sana..

Yemekten sonra, evimize geri döndük,seni Sergül halaya emanet edip, bende işe geldim. Sende zaten hemen uyumuşsun. eee tabi sabah erken kalktın ve gün içinde çok yoruldun..

Genel olarak bugün hem mutluyum, hem hüzünlü, hem endişeli, hem rahat.. Nebahat hanım dediki " Çocuk 7 yaşına kadar, anne karnındaymış gibi, sizin düşüncelerinizi hisseder, o yüzden önce siz rahat olun " dedi.. Gerçekten haklı, ben huzurluysam, sende huzurlusun, ben değilsem sende değilsin... Umarım çabuk alışırsın güzel kızım, üzülmeden, psikolojin değişmeden.. Tabi şimdiye kadar çoklu arkadaş ortamını ve kurallarla yaşamayı öğrenmemiştin, bundan sonra bunları da öğreneceksin, söz dinlemeyide... Daha neler neler...

Ama bugün gördümki, doğru yer seçmişiz gibi görünüyor, umarımda yanılmayız..
Canım kızım, herşey senin iyiliğin için, güzel eğitim alman için..
Umarım burası bizim için hayırlı olur bebeğim.. Seni çok ama çok seviyoruz..

Saçlarını kestirdik (09.08.2009)

Sergül halana alıştın bitanem, oda sağolsun sana iyi bakıyor, tabi her zamanki gibi fazla yemek yemiyorsun..
Sergül abla diyorki,akşama kadar ağlamıyor, sanıyorum nazın bize...
Hala bensiz oyun oynamıyorsun, illaki yanında olacağım.
Perşembe günü, Oğuzda aramıza katıldı ve Sergül halan ikinize birden bakıyor:)

Pazar günü, benim kuaförde işim vardı, anne bende saçlarımı kestireceğim dedin, aslında ben senin saçlarını uzatmak istiyordum, ama bencilliğin gereği yok diye düşündüm, çünkü, saçlarını bağlatmıyorsun, sıcakta da zor oluyor, bide baktım sende istiyorsun, küt kestirdik saçlarını, çok ama çok yakıştı bitanem, sende çok sevindinl

Öykü'den inciler

Sen işe gidince ben çok üzülüyorum, hep seni düşünüyorum
diyorsun seni kerata seni..:))) bende hep seni düşünüyorum bebeğim benim

İnsanı düzelttiğinde, dünya kendiliğinden düzelir..

Dünya Çocuk Evi sahibi, öğretmeni Nebahat Boğut'un paylaştığı bir yazı, çok hoşuma gitti bitanem, ilerde sende okuyasın diye buraya ekliyorum:

Adam, bir haftanın yorgunluğundan sonra pazar sabahı kalktığında bütün haftanın yorgunluğunu çıkarmak için eline gazetesini aldı ve bütün gün miskinlik yapıp evde oturacağını düşündü.
Tam bunları düşünürken oğlu koşarak geldi ve sinemaya ne zaman gideceklerini sordu. Baba oğluna söz vermişti bu hafta sonu sinemaya götürecekti ama hiç dışarıya çıkmak istemediğinden bir bahane uydurması gerekiyordu sonra gazetenin promosyon olarak dağıttığı dünya haritası gözüne ilişti.
Önce dünya haritasını küçük parçalara ayırdı ve oğluna eğer bu haritayı düzeltebilirsen seni sinemaya götüreceğim
Dedi sonra düşündü; oh be kurtuldum en iyi coğrafya profesörünü bile getirsen bu haritayı aksama kadar düzeltemez.
Aradan on dakika geçtikten sonra oğlu babasının yanına koşarak geldi ve baba haritayı düzelttim artık sinemaya gidebiliriz dedi.
Adam önce inanamadı ve görmek istedi.
gördüğünde de halen hayretler içindeydi ve bunu nasıl yaptığını sordu.
Çocuk : “Bana verdiğin haritanın arkasında bir insan vardı

İNSANI DÜZELTTİĞİM ZAMAN DÜNYA KENDİLİĞİNDEN DÜZELMİŞTİ.” yanıtını verdi.

Öykü'den inciler..


Salı gününden itibaren, Sergül halan ve Nesliş teyzen sana bakıyor ve bizde kalıyorlar. Oğuzda gelmiş, onunlada yine türlü türlü yaramazlıklar yapmışsınız.

Teyzen ve halana söylediğin sözler
- Annem işten gelince, siz eve gideceksiniz

Niye eşyalarını dağıttın diye sorduklarında ise
- Annem bana bu hakkı verdi demişsin.

Canım benim, yerim seni..
Ben seni yerimde, sen hiçbirşey yememişsin, saat 14.00 oldu ve sen iki salatalık ve bir armut yemişsin:(

Tatil





































Artık, ne kadar az yazıyorum öyle değilmi bitanem.. Maşallah senin hızına da yetişilmiyor, bende işlerden fırsat bulamıyorum.

25 Temmuz-4 Ağustos 2009 tarihleri arasında İzmir, Özdere'de Grand Efe adlı otele gittik. Sen her zamanki gibi tatili yine çok sevdin, Kumda kale yapmayı, şekiller yapmayı, hatta suyun içine deniz kumunu koyup, sütlü kahve yapıp (gerçektende tam benziyordu) bize ikram etmeyi, denizdeki dalgalara oynamayı, akşam parka gitmeyi, damacanadan kendine su almayı, sütlü mısır gevreğini, dondurmayı, kolayı, mısırı, oyuncak topları, çok sevdin..
Ama beni denize göndermedin, benim denize girmemi istemedin, sende girmedin, zorla bir kaç defa soktum seni denize ama. Dalgalarla çok güzel oynadın, suda yüzmeye çalıştın, anne ben daldım dedin ....

Yalnız kucağımdan hiç inmedin, her banyo yaptırdığımda, sanki sana işkence yapıyormuşum gibi, ağlayıp durdun, tatilde, bezini bıraktırmayı düşündüm, ama sen yine hazırlıklı değildin, önceleri alıştırma külodu kullandım, çişini ona yaptın, kakanı iki gün tuttun, en sonunda, plajda mayona yaptın ve sen ağlarken, herkes bize bakarken, ben orada kakanı değiştirdim ama çok zor oldu, ondan sonrada zaten bez bağladık, ne zaman, nasıl öğreneceksin bilemiyorum bitanem, umarım kreşte öğreneceksin, bu arada, haftaya 17 Ağustosta kreşe başlamış olacaksın inşallah, hadi bakalım hayırlısı, inşallah kolay alışır, adapte olursun, gerçi şimdiden, ben kreşe gidicem diyorsun ama alışırsın inşallah.. Dün akşam, babaannenler, Hülya halanlarla birlikte yine aynı otele gittiler bir hafta kalacaklar, bu arada da sana, Nesliş teyzen ve Sergül halan bakıyor, bugün ilk günümüz, Oğuzda gelmiş ve yaramazlığınız üzerinizdeymiş, her zamanki gibi yine yemek yemiyormuşsun, abur cuburla geçiştiriyormuşsun.:( Bu aralar, uykunu alamadıysan ve uykun geldiği zamanlarda, aşırı siniri oluyosun, yanına baban dahil kimseyi yaklaştırmıyorsun, ağlayarak her dediğini yaptırmaya çalışıyorsun, bunda sana kızamam, çünkü bunda bizimde hata payımız çok yüksek, her dediğini yaptık çünkü.... geçen gün, düğüne gitmiştik ve sen orada düştün, bacağın biraz kanadı, ama sen en az yarım saat ağladın, annecim, uyu dedim, dedinki, " davul beni çok rahatsız ediyor" bende davulu düşünme, beni düşün dedim. sende bana " ozaman sende beni düşün" dedin, bitanem, zaten hep ben seni düşünüyorum, aklımdan çıkmıyorsunki güzel kızım benim.. Şimdiden çok hazır cevaplısın biliyomusun, ve Türkçeni çok güzel kullanıyorsun, maşallah sana yavrum...

Öbür hafta için çok heyecanlıyım, bakalım kreşte neler yapacaksın... Umarım senin için en doğru yerdir ve sağlıklı ve mutlu bir şekillde kreşe gider gelirsin güzel kızım, Artık babaannen bakmayacak sana....