RSS

Öyküm

Güzeller güzeli kızımla Aralık ayı ve benim en yoğun çalıştığım ay olduğu için, bu aralar çok vakit geçiremiyoruz ama bu bayram tatili bizim için çok iyi olacak, umarım imkan olursa, kızımla bol bol eğleneceğiz, aktiviteler yapacağız. Sabırsızlıkla tatilin gelmesini bekliyorum.

Öykü’m, her geçen gün büyüyor, daha çok kelime, hareket, yeni şeyler öğreniyor. Her gün bizi şaşırtıyor, hem çok yaramaz, hem çok akıllı maşallah. Neler yaptığını, bu satırlara sığdıramıyorum ama her hali öyle güzel ki…

Hafta içi, Kuzeni Coşkun, Kıbrıs’tan geldi. Öykü’nün, Coşkun’a karşı ayrı bir sevgisi var, Coşkun’u görünce, nasıl da seviniyor anlatamam. Ona komiklikler yapıyor, onun dikkatini çekmeye çalışıyor. Odasına çağırıyor, oyuncaklarını gösteriyor, Coşkunun da onunla oynamasını istiyor.

Bayramda da Nurhan teyzesi gelecek, ona da ayrı düşkünlüğü olduğu için, eminim teyzeyi görünce çok sevinecek.

Önceki akşam, Hülya halasındaymış (ben çalışıyorum tabi), halası, üzerinde çilek olan bir pasta vermiş, Öykü, çilek demiş ve yemek istemiş,tadını beğenmeyince de bırakmış. Ardından, boynunu kaşımaya başlamış. Alerji oldum demiş. Tabi, halası, Şener abi şaşmış kalmış, kaşıntıyı, alerjiyi nerden biliyor diyeJ

Meyve deyince, çoğu meyvenin adını biliyor ve söylüyor, hayvanları biliyor, kıyafetleri biliyor…resimlerden hepsini tek tek göstererek adını söylüyor..

Belki geç, belki tam zamanında bilemiyorum ama, sayıları da öğrendik. Zaten kaç yaşında olduğunu, Parmaklarıyla da gösteriyordu, Artık sayıları da öğrendik sayılır. Ama tabi, 1,2,3,4 e kadar sayıyo, ardından 8,9,10 diyor, ben söyleyip, Öykü ardımdan söylerse güzelce söylüyor, ama ezbere ancak bukadar. Akıllı kızım, eminim yakında hepsini de öğrenecek. Bana bu aralar günleri soruyor, “ Anne bugün günlerden ne”

24-30 Kasım 2008

Bir haftadır, birşeyler yazamıyordum ama yine dolu dolu geçirdik bir haftayı. Öykü, çok inatçı bir çocuk oldu, her istediğini ağlayarak yaptırmaya çalışıyor, kıyafet giymiyor, istediği olana kadar ağlıyor, okuyorum, araştırıyorum ama yine de bu durumla şimdilik baş edemiyorum. Ağlamasına kıyamıyorum ama her ağladığını da yapmak istemiyorum. Daha çok araştırıp, daha çok şey öğrenmem lazım. Biliyorum ki bu dönemi de atlatacağız, ama umarım, Öykü'nün gelişimi açısından en iyi şekilde atlatırız



Öykü, bardaklara suyu öyle güzel boşaltıyorki, bardak taşmıyor.



Çarşaba günü, Yunus amcamlara gittik. Burada Öykü, çok eğlendi. Zaten, Yunus amcamı çok seviyor, Yunus amcam da, Öykü'ye olan düşkünlüğünü, konuşmasından, Öyküyle oynumasından, ilgilenmesinden çok belli ediyor. Yukarıdaki resimde, hep birlikte, Öykü'nün sitesine ve resimlerine bakarkenki halimiz. Öykü'ye bakarmısınız. nasılda pür dikkat kendine bakıyor, çok seviyor kendisine bakmayı




Perşembe akşamı, büyükbabamız ve babaannemizin 44.evlenme yıldönümleriydi (Maşallah). Hep birlikte, evlenme yıldönümlerini kutladık. Daha nice mutlu yıllar geçirmek dileğiyle..




Cuma akşamı, Nesliş teyzemiz bize geldi, kaldı, o akşam, Özgür,Canan ve oğulları Efe de misafirimizdiler. Çok güzel bir akşam geçirdik. Öykü, Efe ile iyi anlaştı fakat, abla olduğunun da farkındaydı.Canan, odada Öykü'nün sürekli oturup, bilgisayara baktığı koltuğa oturduğunda, Öykünün kullandığı cümle: " anne, abla, koltuğa oturdu, ben şimdi nereye oturucam" tabi hepimiz öylece kalakaldık, Öykü hiç bu kadar uzun bir cümle kurmamıştı. Çok hoşumuza gitti bu durum.

Cumartesi akşamı, babaanneler, Hülya halalar ve Bahar halalar, yemeğe davetliydi. Akşam, güzelce yemeğimizi yedik, Öykü ve Oğuz, zaman zaman çok iyi anlaştılar, zaman zamanda çok atıştılar. Oğuz, Öykü'yü kızdırınca, Öykü " döverim seni " diyor ve Oğuza vuruyor. Cumartesi gününden bir anı: Öykü'ye misafirlerimiz gidince, banyo yaptıracağımızı söylemiştim, ben unutmuştum, Öykü unutmamış, misafirler giderken, öyle çok sevindiki. Bizde ne oluyor dedik, birde baktık ki; banyonun kapısında bekliyor, " süper, süper, banyo yapıcam" diyor.

Pazar günü de, Oğuz bize geldi. Oğuzla birlikte yediler, içtiler, oynadılar. Resim yaptılar. Öykü, göz, kaş, burun ve ağız çiziyor. Gün boyu, üstünü değiştirmedi,pijamayla dolaştı evin içinde, pijamasını çıkartıp, pantolon giydirdim, çok ağladı, unutturdum, başka şeylerle oyaladım derken, daha sonra tekrar başladı ağlamaya, ne yaptıysam, başaramadım ve Öykü, galip geldi ve pijamasını yine giydi. Evcilik oynadık, Ben servis şoförü oldum, Öykü, servise bindi, okula gitti, okulda matematik dersine girdi, sayıları saydı, sonra parka gitti, kaydırağa bindi. Patates kafa adlı oyuncağımızla, kafaya, gözlerini, ağzını, burnunu, kulaklarını, kollarını çok güzel bir şekilde yerleştiriyoruz artık. Yatağına çıkmayı ve içinde zıplamayı çok seviyor. Diğer oynumuz ise, çember çevirme ve daha sonra da, içinde-dışında oynunu oynamak oldu.

Öykü, maşallah, iç-dış, açık-kapalı,soğuk-sıcak, üşümek-terlemek, aşağı-yukarı, (şuanda aklıma gelenler) hepsini biliyor. Ben çocuk oldum, Öykü anne oldu, bana yemek yaptı, yemek yedirdi, şurup içirdi. Şurup içirme de aynı benim taktiği kullandı.
Çok yoğun ve güzel bir hafta sonu da böylece bitmiş oldu. Teyzemizin, Cananların ve babaannelerin resmini çekemedik malesef.

Hafta Sonumuz 21-22-23 Kasım 2008

Çok güzel ve yoğun bir hafta sonu geçirdik.

Cuma akşamı, çok değerli dostum, arkadaşım, Şehrican ve Taylan misafirimizdi. Çok güzel, keyifli bir akşam geçirdik. Öykü, ikisini de çok sevdi. Onlara çay-kahve yaptı ikram etti. Taylan abisini ayağa kaldırdı dans ettiler beraber.







Babamızın aldığı oyun hamurlarıyla, nihayet Öykü'yü tanıştırmış oldum. Öykü, oyun hamurlarıyla oynamayı çok sevdi. Ben şekil yaptıkça, şekillere yardım etti. mesela eşek yaptıysam, kuyruğunu yaptı, adam yaptıysam, gözlerini yaptı vs.. Evde bulunan, rakam ve harfli puzzlelardan kalıplar çıkardık. Bu aktivite, Öykü için çok eğlenceli ve iyi oldu.






Cumartesi akşamı, yakışıklı Efe'nin (1) doğum günündeydik. Öykü, evdeyken, " İyiki doğdun Efes (Efe) " demeye başlamıştı bile. Evde hediye paketini gördüğünde, onu Efe'ye aldığımızı söylemiştim. Canan ve Özgür, bizi çok güzel ağırladıktan sonra, pasta mumları üflendi. Tabi, her ne kadar Efe'nin doğum günü de olsa, Öykü de mum üfledi. Zaten, pastanın gelmesini dört gözle bekliyordu. Pasta üflendikten sonra, hemen, hediye paketini alıp, Efe'ye getirdi (Bunu ben söylemedim, öğretmedimde:) ) Tabi Öykü'nün bu ince düşüncesi bizi çok mutlu etti.

Pazar günü, yine oyun hamurlarıyla oynamaya devam ettik. Yukarıdaki şeklin kafa yapısı, kulakları ve gözleri sadece bana ait olup, gerisini hep Öykü yaptı. Öğleden sonra ise Nesli teyzemiz geldi, teyzesini kapıda gören kızım, teyzesine sarılıp " Nesli teyze, seni çok özledim" dedi. Teyzesi de Öykü yü çok özlemiş biraz hasret giderdikten sonra, Öykücük uyudu. Teyzesiyle çok görüşemediler. Akşam da, Bahar halası ve Oğuz geldiler. Oğuz gelirde, yaramazlık yapmadan dururlar mı? Dans ettiler, zıpladılar, bağırdılar, oyun hamurlarıyla şekiller yaptılar, Puzzle yaptılar vs.. Maşallah hızlarına yetişemedik. Güzel ve yoğun bir hafta sonu da böylece bitmiş oldu..

17 Kasım 2008

Akşam babaannemizden geldikten sonra, önce kitaplarımıza baktık. Yuvarlak, yıldız, kare, üçgen şekilleriyle dolu kitapçıkta şekilleri öğrenmeye çalıştık.













Daha sonra da, kurabiye yapmasını ve yemesini çok seven kızım için, alternatif olarak, cevizli kurabiye hazırlamaya başladık. Tarifini nereden aldığımı net hatırlamıyorum ama, yapmak isteyenler için aşağıya yazıyorum.
cevizli kurabiye
125 gr margarin
1 su bardağı pudra şekeri(azaltabilirsiniz)
yarım çaybardağı süt
1 yumurta
1 kabartma tozu
1/2 su bardağı
dövülmüş ceviz
3 su bardağı un
hazırlanışı: tüm malzemeyi karıştırıp yoğurun yarınsaat üstünü örtüp dinlendirin hamuru rende ile açıp kalıplarla kesebilrisiniz veya elde şekil verebilirsiniz z 175 derecede 15-20 dk kadar pişirin..fırından çıktıktan 5 dk sonra tarçınlı şekeri veya pudra şekeri serpebilirsini zz..

Önce cevizleri ezdik. Ceviz ezerken, ezilen cevizlerden yemeyi de ihmal etmedi doğrusu:)

Yukarıdaki iki fotoğrafta da, kurabiye hamurunu hazırlarken:):):) Nasılda eli yüzü, un oldu, temizliği zor oldu ama, Öykü, bunu yapmaktan çok mutlu oldu. Onun da mutluluğu herşeye değer...

Fakat, kurabiyemizi yapmadan, uyuyakaldı.
Sabah, uyanır uyanmaz, kızım, sana kurabiye yaptım deyince, yataktan öyle hevesle kalktıki, görülmeye değerdi doğrusu:)
Kurabiyelerimiz, ay, yıldız, ağaç, ayıcık, kalp, kelebek şekillerinden oluşuyor ve Öykü, maşallah, hepsinin ismini tek tek sayıyor. Yaptığımız kurabiyeler, hem karnını doyuruyor, hemde şekilleri öğrenmemize süper etki sağlıyor..

Hafta Sonumuz 15-16 Kasım 2008

Kızımın, saçları uzayıp, gözüne değdiği ve bağlatırken sorun çıkardığı için, Pazar günü saçlarımızı kestirmeye gittik. Tabi, evdeyken, kuaföre gitme fikrine alıştırdık. Abi saçımızı kesecek, çok güzel olacağız, oradan, atlı karıncaya binmeye gideceğiz vs. diye. Kızım bu fikre alıştı, fakat, kuaföre gelince, yine fön makinesinin sesinden korktu, saçını yaptıran bayan, sağolsun, bize müsade edince, kızım kucağımda, saçlarını kestirdik. Saç kesimi bitince, " çok güzel oldum" deyip durdu, çıkarkende saçını kesen kuaför abisine teşekkürlerini iletti.




Kuaförden sonra, atlı karıncaya bindireceğimizin sözünü vermiş olmamızdan dolayı, sözümüzü yerine getirdik. Atlı karınca, araba vs. derken, bunlara binerken çok eğlendi. Tabi, jetonlarını kendi atarak çalıştırıyor. Bu ayrı bir zevk veriyor ona.Evde de kumbarasına, sürekli bozuk paraları atıyor, kumbarasından ses çıkıyor, buda ayrı mutluluk veriyor.









Renklerin ismini söyleyerek, patates baskısı çalışması yaptık. Bu çalışmada, Öykü'nün çok hoşuna gitti. Önce, kızım, patates baskısı yapalımmı diye sordum, Öykü de isteyince, bu çalışmayı yaptık. Ben birkez gösterdim, gerisini hep bitanem yaptı..

Legolarımızdan kale yaptık. Kale yaparken, yine renkleri saydık.Renlerin isimlerini söylüyor ama, şimdilik, kırmızı ve mavi renklerini biliyor.Cuma iş çıkışında da suluk almıştım, Suyunu, suluğundan içmeyi çok seviyor.




Kuaför abisinden esinlenen kızımda, kuaför oldu ve benim saçlarımı kesti:)

TRT 1 de izlediği bir programda " Boş şişeler, dolu şişeler" adlı şarkıyı ezberlemiş. Sürekli, Boş şişeler, dolu şişeler deyip durdu:) Dolu ve boşu da öğrenmiş oldu.