RSS

Son birkaç günümüz..

Blogumuza birkaç gündür bir şey yazamadım.

Cumartesi günü, Babaannemizi de alarak, Acity AVM ‘ye gittik, alışveriş yaptık, Öykü almak istediklerini eline alıp, “ anne, bunu almak istiyoyum” diyor, bende alınacak şeye tamam diyor, alınmayacak şey varsa da, yine sepete koyup, kasada çıkartıyorumJ Ardından da, zıpzıp a gittik. Öykü, orada arkadaş edinmeye çalıştı. Kendinden biraz büyük çocuklara “ merhaba” diyerek elini uzatıyor ve “ benim adım Öykü, senin adın ne” diye soruyor, birkaç çocuğa böyle yaklaştı ama çocuklardan biri, Öykü’yü hiç umursamadı, diğer çocukta, adını söyledi gitti, ama Nehir adında bir çocuk vardı ki, karşılıklı konuştular ve birlikte oynadılar. Ayrılırken de, Öykü, güle güle diyerek, öpücük atarak ayrıldılar. Maşallah, kızım, cana yakın ve girişken olacak gibi. Ama tabi karşısına çıkacak kişiler, Öykü’yü bu halinden soğutmazlarsa…

Çok yorulan kuzucum, eve gelince 3-4 saat uyudu. Ardından, Hülya Halasının doğum gününü kutlamaya gittik, orada oynadıktan sonra, Oğuz’u da alarak, anne eve gidelim dedi ve evde vakit geçirdik, Oğuz’la birlikte oyunlar oynadılar.

Pazar günü, kapı çaldı ve karşımızda, Anane ve Bengü yenge veeee yiğenim (halasının kuzusu) Ela, ilk kez, hala evine geldi. Onu görünce, dünyalar benim oldu. Canım benim, şimdi 51 günlük bir melek. Zaman ne çabuk geçiyor, daha doğacağı günü bekliyorduk, şimdi kucağımızda.. Umarım güzel ve sağlıklı bir geleceği olur.
Ela bebek, bize geldiğinde uyuyordu, annesi, onu, Öykü’mün yatağına koydu. Bunu gören Öykü çok ama çok kıskandı, başladı ağlamaya, o benim yatağım diye. Artık özür dileyerek, bebeği başka yatağa aldık. Yatağın Öykü’ye ait olduğunu söyledik. Ama görüyorum ki, kızım, yeni bir kardeşe henüz hazır değil… Ama, Ela, uyurken, yanına gitmiş, hemen arkasından gidip baktım ki, Öyküm, Ela'nın ellerini öpüyor, beni görünce de, anne bak, ben bebeği seviyorum diyor.. Aynı günün akşamına, Özgür, Canan ve Efe (1) geldiler. Getirdikleri pasta ile tekrar iyiki doğdun yaptı Öykü. Her pasta oluşunda bunu huy edindik zatenJ Gündüz uyumadığı için, akşam erken yattı, benimde misafirlerimle ilgilenme imkanım oldu, fakaattt, misafirlerimiz gitmeden az önce uyandı ve gece yattığımızda saat 01.00 falandı.


Pazartesi sabahı, ben işe giderken, babası babaanneye bıraktıktan sonra, uyanan kızım, ağlarken, (ağlamasına kıyamadığım için) anne burada deme gafletinde bulundum.. Beni görür de Öykü, bırakır mı hiç, özellikle de Pazartesi günleri. Sarılıyor, ağlıyor, üzülüyor, gitme diyor, biraz ilgilendim, oynadım ama yine de kar etmedi, hiç sevmediğim, onaylamadığım şeyi yaptım, mutfağa gidip geleceğim kızım deyip, çıkmak zorunda kaldım, çünkü, artık büyüdüğü için, ikna edecek hiçbir yöntem bulamıyorum… Çıktım ama nasıl çıktım, işe geç kalmanın stresi bir yana, Öykü’mü arkamda bırakıp (ağladığını bile bile) işe gelmek, sürekli aradım, zaten ben çıktıktan biraz sonra ağlamayı kesmiş ama onun o üzgün yüzünü, göndermek istemeyişi, beni o kadar yaralıyor ki, şuanda yazarken bile gözlerim dolu dolu oluyor...

Salı günü, babaanne, Öykü’yü sitedeki güne götürmek istemiş, ama Öykü gitmek istememiş, büyükbabasıyla biraz dışarıda gezince, eve gidecekken, babaannesinin yanına, güne gitmek istediğini söylemiş (Bu arada güne, düğün diyor). Bütün kadınların içinde, ben dans edeyim, siz alkıs yapın demiş, tabi bir güzel dans etmiş, Kendinden 1-2 yaş büyük iki arkadaş edinmiş, biri Furkan, diğeri Damla. Onlarda bizim sitedeler. Furkan, zaten, Öykü’nün park arkadaşı, Damla da üst komşumuzun torunu. Çok iyi anlaşmışlar babaannenin dediği gibi.Akşam eve gelince, Öykü uyuyordu, uyanınca bana diyorki “ anne biliyomusun, ben düğüne gittim, oyada, arkadas vardı, Fukan ve Damla… Fukan baba, ben çocuk, Damla da anne oldu” diye gündüz ne oynadılarsa onları anlattı güzel kızım.. Özellikle “ anne, biliyomusun” diye başlayan cümlesine bayıldım doğrusu.

Şu tek masallık kitaplar var, “ Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler”, “ Uyuyan Güzel”, “ Külkedisi”, “ Kırmızı Başlıklı Kız”, “ Keloğlan masallarının serileri, Nasreddin Hoca’nın masallarının serileri vs.. Her akşam, en az bir iki masal kitabı okuyoruz. Son iki üç gündür “ Alice Harikalar Diyarında” yı okuyordum, bugünlerde de Keloğlan’ı. Hatta babaannaye gidip, “ annem bana Keloğlan okudu” diyormuş, iki gündür de benden Pinokyo nun masalını istiyor, bugünde onu götüreceğim bakalım. Eminim çok sevinecek.. Umarım, böyle hep kitap okumayı, dinlemeyi sever bitanem…

Akşam, birbirinin içine geçip, tek olan oyuncaklarla oynadık. Maşallah hepsini öyle güzel birleştiriyor ki, renklerini sayıyor, özellikle kırmızı renge çok düşkünüz. Kendime kırmızı pijama aldım, sırf Öykü seviyor diye, üzerimde görünce de “ hani bana” deyip durdu.. Demek ki kendime bir şey aldığımda, Öykü ‘ye de aynısından almam gerekecek : )
Kırmızı kutunun altına kırmızı lego parçası, yeşil kutunun altına yeşil lego parçası, mavi ye de mavi lego parçasını koyuyor. Sihir yapıyor, okus, pokus diyor ve kırmızı kutunun içine koyduğu, topu çıkartıp, işte buyada diyor.. Ardından, basketbol oynadık, basket potasına topu atınca, bu sevincini, oley oley, baskeeettt diyerek, zıplayarak gösteriyor.



Aslında güzel kızımın her anını anlatmak istiyorum, ama olmuyor.. Bence kısaca ama okuyana eminim uzunca bir yazı oldu… Ne yapayım, Öykü’cüm,ilerde neler yaptığını okurken, hiçbirşey atlamak istemiyorum..

Parmak boyası..




Akşam, kızıma kavuştum. Birbirimizi çok özlemişiz. Hasretimizi giderdik.
Bu aralar, parmak boyasına bayılıyor. Her akşam, anne parmak boyası aldın mı, yapalım deyip duruyor. Ellerine boyayı döküyor, bir güzel ellerini birleştiriyor, boyayı dağıtıyor, sonra şaappp kağıda ellerini bastırıyor, çok hoşuna gittiği içinde sürekli sürekli bunu yapıyor, ardından da en az 10 kere ellerini sabunluyor, suyu çok sevdiği için, çeşmenin başından ayrılmıyor, tabi birde suyu öyle bir açışı varki, üstü başı su oluyor, bu daha da çok hoşuna gidiyor.

Kuru, pastel,sulu, parmak boyası derken, almadığım boya kaldı mı bilmiyorum. Maşallah resim yapmayı, karalamayı çok seviyor. Boyama kitabındaki resimlerin artık içini boyuyor. Ve öğrendiği üç-dört rengin adını söyleyerek, boyaları alıyor, boyayla işi bitince, tekrar yerine koyuyor..

Halasına giderken, benim topuklu ayakkabılarımı giyiyor. Anne halaya gidicem deyince, dolaptan, itinayla ayakkabılarımı alıyor, giyiyor, takır tukur, karşıya geçiyor, ayakkabıyı çıkartıyor, itinayla koyuyor, eve dönüşte de aynı şekilde, takır tukur, ayakkabıyı çıkarınca, aldığı yere tekrar koyuyor benim güzel kızım…

Akşam, oyun oynarken, yapmış olduğum ambulans sesi taklidine çok güldü. Defalarca ambulans oldum. Sevdiği, eğlendiği bir şey olunca, sürekli tekrarlatıyor yaramaz. Bıkana kadar, aynı oyunu defalarca oynuyoruz. Masalımızı okumadan da uyumuyoruz. Şuanda en sevdiği masal “ Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler”…

I LOVE YOUR BLOG



Ben hediye almaktan çok, vermeyi sevenlerdenim. Hediye alınca da ne diyeceğimi, nasıl teşekkür edeceğimi bilemem. Çok mahçup olurum. Ama şu bir gerçek ki, hediye almakta, vermekte çok güzel…

Şimdi de, yine nasıl teşekkür edeceğimi bilmediğim iki arkadaşım, http://www.zeynepeylul.net/ (Emel) ve http://hayatimardam.blogcu.com/ (Dilek) bizim blogu I LOVE YOUR BLOG ödülüne layık görmüşler. Kendilerine sonsuz teşekkür ediyor ve bloğumuzu takip ettikleri için, güzel, değerli yorumlarını yazdıkları içinde sonsuz teşekkür ediyorum.

Şimdi bu ödülle ilgili 3 kural varmış.

1. Seni ödüllendiren blog yazarının linkini vermek
2. Bu ödülü başka 7 blog sahibine linklerini vererek göndermek.
3. Seçilen blog yazarlarını durumdan haberdar etmek.

Bilemiyorum, beni seçen arkadaşlarımı bende seçebiliyormuyum, Ama sevdiğim bloglardan ikisi yukarıda var zaten ama ben yine de 7 taneye uymaya çalışayım.

Benimde çok takip ettiğim, hatta bizi tanımayan blog arkadaşları da var.

http://duruturkyilmaz.blogcu.com/
https://www.blogger.com/blogin.g?blogspotURL=http%3A%2F%2Fwww.minasuabay.com%2F

http://ikizdunyasi.blogspot.com/
http://dorukveneslihan.blogspot.com/
http://ekinsutepe.blogspot.com/ (henüz yeni bir blog, ama çok yakında güzel yazılarını bekliyorum)
http://ecrinece.blogspot.com/ (kendileri bu blogu takip ettiğimi bilmiyorlar)
http://ertunungunlugu.blogcu.com/

Üzgünüm..

Bu sabah, her zaman olduğu gibi, Öykü, uyurken babası babaanneye çıkardı, arkasından da ben, çantasını çıkardığımda, Öykü’mün uyanmış olduğunu duydum, tam ağlayacakken, “buradayım annecim “ deyince, çok mutlu oldu, hemen odaya geçtik ve emişerek uyudu, tam ayrılacakken de bu sefer sarıldı, bırakmadı, uyuyor, bırakmıyor, en sonunda uyandı, ama yine bırakmıyor, sevdiği neler varsa, hepsini denedim, ama yine de, oynayacaksa benimle oynamak, gitmek istiyorsa benimle gitmek istiyor,”bende senle ise geleceğim” deyip durdu. En sonunda, büyükbabasıyla birlikte, bana el sallayarak, parka gittiler, bende gecikmeli olarak işbaşı yaptım..


Güzel kızım…
Seninle evde fazla vakit geçiremediğim için,
Sen bana sarılırken, beni bırakma derken, seni bırakıp işe gelmek zorunda olduğum için,
Sen bana, ben sana doyamadığım için,

Üzgünüm…hemde çok... Bugün mesai nasıl biter, eve nasıl gelirim, bilmiyorum.. Sen uyurken bile seni özlerken, her anım seni düşünerek, seni özleyerek geçiyor....... yazacak çok şey var ama yazamıyorum.. Tıkandım..

Meleğim..

Az önce, bebekliğine ait fotoğraflarına baktım, zaman ne çabuk geçiyor güzel kızım…
Sana her bakışımda, senin büyüme hızına yetişemediğimi, seni doya doya sevemediğimi, seninle çok zaman geçiremediğimi düşünüyorum....
Seni o kadar çok seviyorum ki meleğim… Sevgim, burnumun kemiklerini sızlatıyor, kalbimin atışını değiştiriyor. Allahım seni korusun.. Yüzün hep gülsün meleğim…

Hafta sonumuz...










Cuma akşamı, babaanneden çıktıktan sonra, “ anne, Oğuz’a didelim” diyen kızımı kıramadım ve Bahar Halasına gittik. Öykü, hepimizin evini çok iyi biliyor. Arkada biz duruyoruz, kızım hadi bizi evimize götür diyoruz, önden tıpış tıpış gidiyor,” karşı daireyi gösteriyor, buyası Hülya halanın, buyası bizim” diyor, Bahar halasının evinin yolunu biliyor ve ben arkada, Öykü önde, Bahar halaya gidiyoruz. (Bahar ve Hülya halalar ile babaannelerle aynı sitede oturuyoruz)

Öykü’m, Oğuz ile birlikte çok güzel oynadı, hala ile bana da sohbet etme imkanı doğdu. Oğuz, Öykü’ye, “ Aslan Kral”, “ Bugs Buny”, “ Scoby doo”, “ Kayıp Balık Nemo” birçok cd hediye etti, Öykü de buna çok sevindi, hafta sonu, sürekli, dvd ye koyup, izlemek istedi, zaman zaman buna izin verdik, izlediği Aslan Kral ı çok sevdi.Filmdeki müzikleri kendi tarzına göre kendi söyledi. Oğuz sinemadan bahsetmiş “ anne sinema ne demek” diye sordu, anlatınca bizde gidelim dedi, bakalım artık ne zaman gideceğiz.

Cumartesi günü, babamız işe gitti, bizde Öykü’m ile vakit geçirdik, oynadık. Babamız işten geldikten sonra, hem Öykü’ye, hemde bana sevgililer günü hediyesi almış, teşekkür ederiz canımcım.. Tabi,Öykü oyuncaklarını görünce çok mutlu oldu. Hemen onlarla oynamaya başladı. Sevgililer Günü olmasına rağmen, özel bir kutlama yapamadık. Zira bize her gün sevgililer günü:) Akşam da sevgili Yunus Amcamlar misafirimizdiler. Gerçi, bu özel günde sizi rahatsız etmek istemeyiz deseler de, bize geldikleri için, çok mutlu olduk. Zaten Öykü’nün, Yunus amcama karşı, ayrı bir sevgisi var. Onları görünce ayrı seviniyor, bütün hünerlerini, şımarıklıklarını gösteriyor. Misafirlere çay ikram edip, koltuğa oturup, büyük adam gibi, sohbet ediyor, eller ve yüz şekli, şekilden şekle giriyor:) Daha sonra, adam olacağım dedi ve bıyık yaptık, başına da, bone taktı, çok komik oldu. Öylece amcama sürpriz yaptı. Aaa tabi atlamayım, makyaj yapmayı öğrendik. Çok ısrarına dayanamayıp, makyaj malzemesi kutumdaki göz fırçasıyla gözlerine, ruj fırçasıyla dudağına, allık la da yanaklarına boya sürdük, birkez göstermem yetti. Hangi fırçanın, neye yaradığını çok güzel kavradı. Kendisi yetmiyormuş gibi. Anne duy, sana da sürücem diyerek, bana da far ve ruj sürdü, tabi ardından kendi parmaklarına ve benim parmaklarıma da oje sürmeyi ihmal etmediJ Süslenmeyi çok seviyor yaramaz..

Amcamın, Öykü’ye güzelce anlatmasıyla, işte tamam dedim, Öykü artık tuvalete hazır dedim, altındaki bezi çıkardım, alıştırma külodu giydirdim, çişi gelince, nereye gideceğimizi, nasıl oturacağımızı anlattık ve kendisi de tekrarladı.. Ama her oturuşumuzda bir şey yapmadı. Ertesi günde, aynı şekilde, bez bağlamadım, sürekli takip ediyorum, götürdüm, fakat, çiş yapmadı, “kızım çişin gelince nereye gideceğiz “ diye sorunca, tuvalete deyip, lazımlığını gösteriyor, fakat iş yapmaya gelince yapmıyor.. “ Derken, bu hafta sonu olan tuvalet eğitimimizi erteledik, çünkü mevsimin kış olmasından dolayı, üşütür diye korkuyorum. Ama yavaş yavaş alıştırmaya da karar verdim. Yaramaz, tuvaletin, bezinin ne işe yaradığını biliyor. Ama iş başa düşünce, bunu yapmıyor.

Pazar günü, planımız, ananelere gitmekti ama maalesef planlar uymadı. Akşama babaanneler, Hülya ve Bahar halalar misafirimizdi, Oğuz ile Öykü, bütün yaramazlıklarını gözler önüne serdiler. Çok şımardılar, oynadılar, eğlendiler, yoruldular. Babaanneler ve Oğuzlar gidince, Hülya halasıyla birlikte parmak boyası yaptık, zaten Öykü, parmak boyasını çok seviyor, ne zaman parmak boyası desem, sevinç çığlıkları atıyor. Ellerinin izini çıkardık, tabi, parmak boyası yapılırda banyo yapılmaz mı, Hülya halası ve Pınar ablasının da seyriyle, Öykü, güzel bir banyo yaptı. Geç saatlere kadar uyumadı.. Anne yorgun, Öykü mutlu mutlu uyudu. Okuduğum “ Pamuk Prenses” adlı masalı çok beğendi ve tekrar okumamı istedi. Ben okuduktan sonra, bu sefer, “ anne ben sana masal okuycam” dedi ve bana Öykü, okudu. Hatta bazı yerlerinde aynı benim gibi, ses tonunu değiştirerek anlattı.:) Akıllı bıdığım…

Sürekli oynadığımız oyunları, tekrar yazmıyorum.
Yoğun, yorgun, güzel bir hafta sonu da böylece bitmiş oldu.

Uykumu alamadım..

-Günaydın annecim,
-Günadınnn..
-Rüyanda ne gördün?
-Annemi,babamı...
-Nasılsın peki bitanem?
-Uykumu alamadımmm..


Akşam, babayla ve Oğuzla oyunlar oynadıktan sonra kullandığı kelime : " Çokk eğlendim" Eğlendim diyen dillerini yerim senin...

Bi fikyim vay..

Benimle hangi oyunu oynayacağına karar verdiğinde;
- Bi fikyim var deyip, beni yönlendiriyorsun. Anne, suraya otuy, ellerini yüzüne koy, şöyle yap, böyle yap.... Bu beni çok mutlu ediyor bebeğim..

Sabahları, " anne, hadi uyannnn, sabah oldu" diyerek, anneni uyandırman ayrıca çok ama çok mutlu ediyor bitanem..

Bu haftaki oyunlarımız















Her hafta sonu olduğu gibi, bu hafta sonu da, yine zıpzıp a gittik. Bu sefer, Oğuz da yanımızdaydı ve Öykü ile Oğuz çok eğlendiler.





























Kağıt havlu rulosuyla, içinden boncuk boşaltmaca, flüt yapmaca ve boyama gibi oyunlar oynadık.





























Öyküm, erkek kılığına büründü ve babaya süpriz yaptık. Çok eğlendik.











































Parmak boyalarıyla çok eğlendi ki, hala bana, Anne parmak boyası yapalım diyor:)
Bunların yanı sıra, evcilik, saklambaç, kuru boya, pastel boya, sulu boya çalışmalarımız devam etti. Bebekken kullandığımız biberonlar, şimdi de Öykü'nün Ayşe bebeğinin biberonu oldu ve onlarla, bebeğinin karnını doyurduk, sıcak mı, soğuk mu diye de, elinin üstüne döküp, denemeyi ihmal etmedi benim güzel kızım..

Lise yıllarım..











Bugün işyerime sürekli olarak görüştüğüm lise arkadaşım Nurgül geldi ve elinde lisede 1997 yılında mezun olmadan çekildiğimiz fotoğraflar vardı. Fotoğraflara bakınca, zamanın ne çabuk geçtiğini, o günlerin güzelliğini, masumiyetini, hayallerini, daha neler anlatsam bilmiyorum, çok şeyler düşündüm, çok duygulandım....
Zaman çok çabuk geçiyor, kimi hayallerime kavuşmuşum, kimini ertelemişim… Ama, o zamanki bakışlar, o zaman ki gülüşler, o zaman ki hayata bakış şuanda yok tabi.. Şuan mutsuz muyum HAYIR.. Tam tersi, şimdi daha da mutluyum ama insan geçmişe dönünce, o güzel günleri de unutamıyor. Kim derdi ki, şimdi dünya iyisi eşim Ümit’le evleneceğimi, dünya tatlısı kızımız Öykü’müzün olacağını….

Bitanem Öykü’m, umarım seni de güzel bir gelecek bekliyordur. Senin için zaman zaman çok endişeleniyor, korkuyorum, (sanırım bütün annelerde vardır bu). Ama her şeyin hayırlısı diyorum. Öncelikle, sağlıklı, mutlu, başarılı, dürüst, vatana millete hayırlı bir insan ….. olarak büyümeni diliyorum.

Anne ve babalar ise, çocuklar okula..


Son iki gündür, " anneler ve babalar ise, çocuklay okula" diyorsun,
Bugün sabah, ben " anne ve baba işe, Öykü, okula deyince, hayııyyyy, Öykü, babaanneye " dedin.. Günlük rutinimizi maşallah ne güzelde biliyorsun güzel meleğim...

Bende Seni Çok Seviyoyum..

Dün, kızımla başbaşayken:
- Seni Seviyorum Bebeğim dedim,
- Annecim, bende seni çok seviyoyum dedi....

Kızımdan bunu duymak, herşeye değer...
İnan güzel kızım, sana olan sevgimi anlatmaya kelimeler yetmez...
SENİ ÇOK AMA ÇOK AMA ÇOKKKKK SEVİYORUMMMM

Dopdolu bir hafta sonu daha...






Eveeett… Bir hafta sonu daha bitti ve Öykü babaanneye, anne ve baba işe geldi. Yine çok güzel, dolu dolu bir hafta sonu geçirdik. Zaten, Öykü’mün mutluluğu, gülümsemesi, onun da çok eğlendiğini gösteriyordu.

Cuma akşamı, Erhan dayımıza gittik. Ela bebeği gördük, tabi yine Öykü, Ela’yı kucağıma alınca kıskandı o ayrı. Ama çok keyifli bir akşam geçirdik. Öykü, çok eğlendi. Özellikle, “anne robotumu giydiy” dedi (robot= uyku tulumu), tulumunu giydirince, salona öyle bir giriş yaptı ki, atlayarak “ süpriizzz” dedi. Ve başladı, o güzel tulumlu haliyle dans etmeye, ama maşallah öyle güzel dans ediyor ki anlatamam.. Çok güldürdü ananeyi, dedeyi, teyzeyi,dayıyı, yengeyi….Ben olmadan da dans etmiyor, illaki ya yanında olacağım dans edeceğim, yada oturup onu seyredeceğim:) Güzel bir akşamdan sonra evimize döndük. “ “Anne yarın Şeyican ablaya, sonra da zıpzıpa gideceğiz “ diyerek uyudu.

Cumartesi sabah, canım arkadaşım Şehrican’a kahvaltıya davetliydik. Bu Öykü ile benim ilkimdi, Öykü ile yalnız başına, bir yere gittik.Gayette rahat gittik, tabi ben biraz yoruldum. Bizi bilmeyenler şaşıracak ama, biz babamız olmadan, pek bir yere gitmeyiz. Şehrican ablasından içeri girer girmez, “ buyada ne kokuyo”, “ hımmm, böyek kokuyo” dedi. Sen nerden de biliyosun börek kokusunu:)






Güzel bir kahvaltıdan sonra, Öykü, Şehrican’la beni köpek:) yaptı. Biz köpek olduk, biz kaçtık, Öykü bizi kovaladı, biz yorulduk ama Öykü hiç yorulmadı, biraz dinlenelim diye oturduk, hemen, iki elini yanağına koyarak, “ ufff,, sıkıldım” dedi:) Ordan oraya koştuk durduk. Şehrican ablasıyla, karşılıklı oturup, sohbet ettiler. Sohbet ederken, gün içinde, annesinin ve babasının işe gittiğini,
kendisinin babaanneye gittiğini, vs.. günlük rutin şeyleri anlatıyor, bacak bacak üstüne atıp:) Çok ama çok eğlendik. Öğlen, evimize döndüğümüzde, yorgunluktan uyuyakaldı ve tüm öğleden sonrası uyumakla geçti. Akşama Hülya halasına balık yemeye davetliydik. Babaanneler, Bahar Halalar, oldukça kalabalık bir akşam yemeğinden sonra, Nurhan teyze ve Gamze ablasının bize gelmesiyle evimize geçtik. Nurhan teyzesinin sesini duyunca, odadan kapıya bir koşturuşu vardıki anlatamam, zaten koşacağım diye de takıldı düştü yavrum, ama teyzeyi görünce, “ Nunan teyze, seni çok özledim “ diye sarılıp durdu. Nurhan ve Nesliş teyzesi bizde hep birlikte kalırlar, ama bu sefer Nesliş teyzemiz değil de Gamze ablamız vardı. Öykü’ye, bitanem, Gamze abla bizde kalsın mı diye sorduğumda “ Hayııyy, Nesli teyze kalacak” deyip, izin vermedi.. Eee Nesli teyze kalmış olsa, tabi Gamzeye yatacak yer olmayacaktı:)))

Pazar öğleden sonra ise Etlikte yeni açılan Antares AVM ne gittik. Biraz alışverişten sonra, Öykünün heyecanla beklediği çocuk oyun alanına gittik ama maalesef burada Öykü’nün zıplayacağı bir şey yoktu. Toplar, kaydırak ve birtakım oyuncaklar vardı. Çok kalabalık olduğu için, önce beni içeri almadılar, Öykü girdi oyun alanına, bir kere kaydı, etrafına bakındı, tanıdığı kimseyi göremeyince hemen yüzü buruştu ve tam ağlayacakken benim sesimi duydu. O yüzünün şekli beni çok etkiledi. Hemen yanına girdim ve ona ne yapacağını anlatarak, onu izledim. Benim varlığımı hissedince rahat etti ve güzelce oynadı. Önceden, bensiz oyuncaklarıyla oynardı, ama şimdi, “ anne, hadi odama didelim,oyuncaklarıyma oynayalım” deyip, odasına götürüyor:) Bu arada, yazmayı unuttum, Öykü’mün iki tane azı dişi daha çıktı. Kızım dişlerin çıkmış deyince, çok mutlu oluyor, bakayım deyince açıyor ağzını gösteriyor:)
Eveeett… Bir hafta sonu daha bitti ve Öykü babaanneye, anne ve baba işe geldi. Yine çok güzel, dolu dolu bir hafta sonu geçirdik. Zaten, Öykü’mün mutluluğu, gülümsemesi, onun da çok eğlendiğini gösteriyordu.



Pazar akşamı da, Yunus amcamlar misafirimizdi. Öykü, Yunus amcama da ayrı düşkünlüğü olduğu için, onları görünce çok mutlu oldu. Yunus amcamla yine, saklambaç oynadılar, karşılıklı sohbet ettiler, gün sonunda çok yorgun olduğu için, erkenden uyudu güzel yavrum.
Marifetleriyle, danslarıyla, konuşmalarıyla yine Öykü bizi çok mutlu etti. Güzel kızım, Allah seni nazarlardan saklasın, her anın anlatmaya, yazmaya değer ama hepsini aklımda tutamıyorum ki. Ama şunu biliyorum, o tatlı dilin, o güzel hareketlerin, hayatımızda olman, bizi ÇOK AMA ÇOK MUTLU EDİYOR…. SENİ ÇOK SEVİYORUZ MELEĞİM..