Kızımın okulunda, her hafta, arkadaşları, sınıfından birini HAFTANIN ÇOCUĞU seçerler. Haftanın çocuğu da, bebeklik resimlerini, bebeklik kıyafetlerini okula götürüp, öğretmeniyle birlikte panoyu hazırlayıp, bir hafta sergilenir.. Bu hafta da kızım bitanem, haftanın çocuğu seçilmişti. Çok mutluydu. Panoyu da koyup hazırlamışlar. Hafta sonundan, bebeklik resimlerini ve kıyafetlerini seçerken hem çok heyecanlandık, hemde çok tuhaf olduk.. Zaman ne çabuk geçiyor, ne çabuk büyüyor diye... Canım kızım benim..Ayakkabısını ayağına takıyor parmaklarına geliyor, pantolonu giymeye çalışıyor, dizlerine bile gelmiyor:))))
Haftanın çocuğu..
Gönderen
öykü özdemir
on 17 Aralık 2009 Perşembe
Etiketler:
Günlük,
Günün Mutluluğu
/
Comments: (0)
Canım, tatlım, balım kızım..
Gönderen
öykü özdemir
Etiketler:
Günün Mutluluğu
/
Comments: (0)
Bir pazar gününü, Öykü hiç ağlamadan geçirdi. Gayet huzurlu bir gündü.. Bana söylediği söz: " Anne, demi, bugün mutlu mutlu yaşadık" :):):)
Başka bir akşamda, " anne, hayatımda sen olmasan ben ne yapardım"
Başka bir akşam " anne, bu dünyadaki en iyi arkadaşım sensin"
Güzel kızım, canım kızım benim, o tatlı dilini yerim.. Sen bu lafları nerden duyuyorsunda söylüyorsun...Canım benim... Asıl, sen hayatımızda olmasan biz ne yapardık, sensiz herşey anlamsız olurdu. Rabbim seni bizden, bizi senden ayırmasın"...
Başka bir akşamda, " anne, hayatımda sen olmasan ben ne yapardım"
Başka bir akşam " anne, bu dünyadaki en iyi arkadaşım sensin"
Güzel kızım, canım kızım benim, o tatlı dilini yerim.. Sen bu lafları nerden duyuyorsunda söylüyorsun...Canım benim... Asıl, sen hayatımızda olmasan biz ne yapardık, sensiz herşey anlamsız olurdu. Rabbim seni bizden, bizi senden ayırmasın"...
Erken Çocukluk Döneminde Cinsel Gelişim ve Eğitim
Çocuk yetiştirmek gerçekten çok ama çok zor. Dün, Öykü'nün okulunda verilen seminerde, yine anladım, çocuğumuzu yetiştirirken bazen doğru bildiğimiz yanlışlıkları çok yapıyoruz. Basit bir kelime bile, çocuğumuzun belki geleceğini etkiliyor.. Nebahat Boğut, yine öyle güzel anlattı ki, hangi kelimesini buraya yazayım, nasıl toparlayım bilemiyorum..Umarım yanlış birşeyler yazmam, asında cinsellikle ilgili, hala rahat konuşamazken, dün öğretmen anlatırken, zaman zaman yüzümüz kızarsa bile, çocuklarımızın sorduları sorulara nasıl uygun cevaplar vereceğimiz üzerine uzun uzun anlattı..
Cinsel Eğitim
Ne zaman? Doğumla..
Nerede? Evde, okulda
Neyi? Yaşına uygun
Ne kadar? Yeterli düzeyde
Kim? Anne,baba,öğretmen,medya, vs.
Nasıl? Gerçek bilgiler, uygun dil ve tutum davranış..
Öncelikle çocuk ne soruyor, çok dikkat etmek gerekiyor..
Bir örnek verdi, bir aile, Eskişehir'den Ankara'ya gelmiş... Günün birinde, anne, ben nerden geldim diye sorunca annesi, kızım ben bunu sana daha önce anlatmıştım diyerek, başlamış tıbbi olarak bilgiler vermeye.... Meğerse çocuğun sorduğu, hangi ilden geldimmiş... O yüzden çocuğunuzun sorusunu çok net anlayın ve doğru ve basit olarak cevaplayın diyor Nebahat Hanım.
Çocuk, SORU SORUYORSA..
- Duymazlığa gelme, erteleme, anlayabileceği kadarını anlat, soruları net cevapla,
-Bebekler nasıl oluşur diye sorarsa
doğadan bahsetme, insan yavrusunun oluşumunu anlat, verilen bilgiler doğru ve açık olsun..
-Bebek nasıl dünyaya gelir diye sorarsa,
Kesinlikle, karnımı kestiler, seni çıkarttılar yada ameliyat ettiler vs.. demeyin diyor..
Annelerin karnında güvenli bir yer vardır, bebek orada yavaş yavaş büyür, büyüdükten sonra, özel bir doğum kanalı vardır, doktor ve hemşirelerin yardımıyla dünyaya gelir,
Kesinlikle canım acımadı demeyin diyor Nebahat Hanım... " evvet canım acıdı, ama seni kucağıma alınca unuttum" deyin diyor.. Kesinlikle çok kan kaybettim gibi ifadeler kullanmayın diyor, çocuğun biri nasıl etkilenmişse, kardeşi doğduğunda, " öğretmenim, kardeşim vampir, annemin kanını emdi" demiş....
Anne-baba eşit davranmalı, eşler aynı fikirleri paylaşmalıdır. Çocuğuna anlattığı şeyi, eşe haber vermeli..
LİBİDO : Psikol, doğuştan olan ve biyolojik olaak belirlenen cinsel zevk dürtüsü anlamında Sigmund Freud'un ortaya koyduğu bir terimdir. Freudcu görüşte cinsellik önemli bir yer tutar. Bu görüşe göre, insan yaşamı önemli oranda cinsellik içgüdüsün göre değerlenir. Ancak Freud öğretisinde cinsellik içgüdüsü dar anlamıyla değil, libido denen ilkelbenliğe bağlı ve genel anlamda cinsel özlem denilebilecek ruhsal güç yada diriklik olarak elealınır. Libido çocukta cinsel nitelik taşır. Çocuğun zihinsel gelişimi ilerledikçe, libidonun bir bölümü cinsel işlevini sürdürürken, bir bölümüde kişinin bilim, teknik ve sanata dönük her türlü buluş ve yaratıcı etkinliklerine kaynaklık eder. Libido insan yaşamını oluşturan dönemlerin her birinde ayrı bir nitelik taşır. AĞIZCIL EVRE (Süt emme ve ısırmadan haz duyma evresi) DIŞKI EVRE (Dışkılamadan haz duyma)ve ÜRETKEN EVRE cinselliğin ayrımına varan çocuğun haz kaynağını cinsel organlara yönelttiği evre) çocuğun varlığına yöneliktir. Üç yaşından sonra başkalarına, özellikle anne-babaya yönelir. Beden ve ruhça olağan bir biçimde yetişmekte olan erkek çocuk annesine, kız çocukta babasına karşın aşırı bir sevgi duyarki, Freud buna Oidipus Kompleksi adını verir. Bu dönemden sonra durgunluk evresi başlar. Ergenlik çağından sonra libido yeni bir değişikliğe uğrar.( http://www.botav.org/ tan alıntıdır.)
Cinsel organını merak eden çocuğa, yada oynayan çocuğa kesinlikle tepki vermeyin, Organı için, " iyi, kötü, pis, AYIP, kötü" demeyin. Özellikle " Açma oranı ayıp" diye çok tepki veririz. Nebahat öğretmen AYIP nedir diye sordu, 40kişiden kimse doğru dürüst cevap veremedi, ayıp denen bir kelime yokmuş. ama bu bizim kültürde çok var.. Çocuğunuzun cinsel organı için değişik değişik isimler takmayın, " penis-vajina" kelimelerini kullanın, çocuğunuz, kalbi gibi, eli gibi, onuda organ olarak bilsin, ama özel bir yer olduğunuda hissettirin.. 3.5 yaşına kadar merak edeceği için, görmesine, dokunmasına izin verin, çünkü o zaman sadece merak eder, ama 5 yaşından sonra cinsel kimliği benimseniyor. Kız babaya, oğlan anneye düşkün oluyor. Erkek babası gibi olup, anneye yakışıklı görünmeye çalışıyor, kızda, annesi gibi giyinip, süslenip, babaya güzel görünmeye çalışıyor. 5 yaşından sonra çocuğunuza çıplak görünmeyin, özellikle mahrem yerlerinizi mutlaka kapatın, beraber banyo yapıyor dahi olsanız, mahrem yerlerinizi kapatın, çocuk olayı anlayacaktır, oralarının özel yerler olduğunu, açmaması gerektiğini bilecektir. Her zaman yatak odanızın kapısını kapalı tutun, sadece özel şeylerde kapalı tutmayın. Çocuğunuzun odasının kapısı açık dahi olsa, kapısına vurup, girebilirmiyim diye sorunki, çocukta aynı davranışı size yapsın.
Burada yazmakta çekinsem bile, başımıza gelmiştir yada gelecektir.. Çocuğunuz masturbasyon bir şekilde yapar yada yapacaktır diyor. Gördüğünüz zaman şaşırmayın, şok olmayın diyor. 3.5 yaşlarında bu doğaldır diyor. Çocuk canı sıkılınca, tv izlerken, uyumaya çalışırken yaparsa, bu normaldir, ama gün içinde çok yapıyorsa o zaman dikkat edin diyor, eğerki böyle birşey yapıyorsa, kesinlikle TEPKİ VERMEYİN, İLGİLERİNİ BAŞKA YÖNE ÇEKİN, Bazende görmezden gelin.. Kesinlikle AYIP demeyin..
ÇOCUKLARA TACİZ
Çocuklarınızı korkutuyorsunuz,uyarıyorsunuz, yabancıya yaklaşma, ne verirse alma diye, peki yakınlarınıza karşı uyarıyormuyuz, hayır, asıl, tüm tacizler, tanıdıklarımız tarafından oluyor. Bu yüzden çocuğunuza verdiğiniz eğitim, ileride Allah korusun bu tarz birşeyin başına gelmemesini sağlayacak.. Kapısını tıklayıp girmek, kapınızı kapalı tutmak bile, ilerde çocuğunuzun özel alanlarının ve özel yerlerinin olduğunu kavramasında bile yardımcı olacak.
Çocuğunuza deyinki, HİÇ KİMSENİN SENİN ÖZEL YERLERİNE DOKUNMAYA VE DOKUNTURTMAYA HAKKI YOK.
*BİRİSİNİN SENDEN ÖZEL YERLİRENİ DOKUNMANI İSTEMESİ YADA SENİNKİNİDE DOKUNULMASI, SAKLAYACAĞIN BİR SIR DEĞİLDİR
Tuvalet eğitimi hakkındada kısa bir not geçmek istiyorum..
Tuvalet eğitimine 18 aydan erken başlamayın diyor.
Kendisine ait olur bir parçaya sahip çıkamayan çocuk tüm eşyalarına o kadar düşkür olurki, bu durum ilerde görülecek cimrilik davranışını ortaya çıkartır.
Geç başlayan çocukta kurallara uymamayı öğrenir.
Biraz karışık oldu kusura bakmayın:)
Cinsel Eğitim
Ne zaman? Doğumla..
Nerede? Evde, okulda
Neyi? Yaşına uygun
Ne kadar? Yeterli düzeyde
Kim? Anne,baba,öğretmen,medya, vs.
Nasıl? Gerçek bilgiler, uygun dil ve tutum davranış..
Öncelikle çocuk ne soruyor, çok dikkat etmek gerekiyor..
Bir örnek verdi, bir aile, Eskişehir'den Ankara'ya gelmiş... Günün birinde, anne, ben nerden geldim diye sorunca annesi, kızım ben bunu sana daha önce anlatmıştım diyerek, başlamış tıbbi olarak bilgiler vermeye.... Meğerse çocuğun sorduğu, hangi ilden geldimmiş... O yüzden çocuğunuzun sorusunu çok net anlayın ve doğru ve basit olarak cevaplayın diyor Nebahat Hanım.
Çocuk, SORU SORUYORSA..
- Duymazlığa gelme, erteleme, anlayabileceği kadarını anlat, soruları net cevapla,
-Bebekler nasıl oluşur diye sorarsa
doğadan bahsetme, insan yavrusunun oluşumunu anlat, verilen bilgiler doğru ve açık olsun..
-Bebek nasıl dünyaya gelir diye sorarsa,
Kesinlikle, karnımı kestiler, seni çıkarttılar yada ameliyat ettiler vs.. demeyin diyor..
Annelerin karnında güvenli bir yer vardır, bebek orada yavaş yavaş büyür, büyüdükten sonra, özel bir doğum kanalı vardır, doktor ve hemşirelerin yardımıyla dünyaya gelir,
Kesinlikle canım acımadı demeyin diyor Nebahat Hanım... " evvet canım acıdı, ama seni kucağıma alınca unuttum" deyin diyor.. Kesinlikle çok kan kaybettim gibi ifadeler kullanmayın diyor, çocuğun biri nasıl etkilenmişse, kardeşi doğduğunda, " öğretmenim, kardeşim vampir, annemin kanını emdi" demiş....
Anne-baba eşit davranmalı, eşler aynı fikirleri paylaşmalıdır. Çocuğuna anlattığı şeyi, eşe haber vermeli..
LİBİDO : Psikol, doğuştan olan ve biyolojik olaak belirlenen cinsel zevk dürtüsü anlamında Sigmund Freud'un ortaya koyduğu bir terimdir. Freudcu görüşte cinsellik önemli bir yer tutar. Bu görüşe göre, insan yaşamı önemli oranda cinsellik içgüdüsün göre değerlenir. Ancak Freud öğretisinde cinsellik içgüdüsü dar anlamıyla değil, libido denen ilkelbenliğe bağlı ve genel anlamda cinsel özlem denilebilecek ruhsal güç yada diriklik olarak elealınır. Libido çocukta cinsel nitelik taşır. Çocuğun zihinsel gelişimi ilerledikçe, libidonun bir bölümü cinsel işlevini sürdürürken, bir bölümüde kişinin bilim, teknik ve sanata dönük her türlü buluş ve yaratıcı etkinliklerine kaynaklık eder. Libido insan yaşamını oluşturan dönemlerin her birinde ayrı bir nitelik taşır. AĞIZCIL EVRE (Süt emme ve ısırmadan haz duyma evresi) DIŞKI EVRE (Dışkılamadan haz duyma)ve ÜRETKEN EVRE cinselliğin ayrımına varan çocuğun haz kaynağını cinsel organlara yönelttiği evre) çocuğun varlığına yöneliktir. Üç yaşından sonra başkalarına, özellikle anne-babaya yönelir. Beden ve ruhça olağan bir biçimde yetişmekte olan erkek çocuk annesine, kız çocukta babasına karşın aşırı bir sevgi duyarki, Freud buna Oidipus Kompleksi adını verir. Bu dönemden sonra durgunluk evresi başlar. Ergenlik çağından sonra libido yeni bir değişikliğe uğrar.( http://www.botav.org/ tan alıntıdır.)
Cinsel organını merak eden çocuğa, yada oynayan çocuğa kesinlikle tepki vermeyin, Organı için, " iyi, kötü, pis, AYIP, kötü" demeyin. Özellikle " Açma oranı ayıp" diye çok tepki veririz. Nebahat öğretmen AYIP nedir diye sordu, 40kişiden kimse doğru dürüst cevap veremedi, ayıp denen bir kelime yokmuş. ama bu bizim kültürde çok var.. Çocuğunuzun cinsel organı için değişik değişik isimler takmayın, " penis-vajina" kelimelerini kullanın, çocuğunuz, kalbi gibi, eli gibi, onuda organ olarak bilsin, ama özel bir yer olduğunuda hissettirin.. 3.5 yaşına kadar merak edeceği için, görmesine, dokunmasına izin verin, çünkü o zaman sadece merak eder, ama 5 yaşından sonra cinsel kimliği benimseniyor. Kız babaya, oğlan anneye düşkün oluyor. Erkek babası gibi olup, anneye yakışıklı görünmeye çalışıyor, kızda, annesi gibi giyinip, süslenip, babaya güzel görünmeye çalışıyor. 5 yaşından sonra çocuğunuza çıplak görünmeyin, özellikle mahrem yerlerinizi mutlaka kapatın, beraber banyo yapıyor dahi olsanız, mahrem yerlerinizi kapatın, çocuk olayı anlayacaktır, oralarının özel yerler olduğunu, açmaması gerektiğini bilecektir. Her zaman yatak odanızın kapısını kapalı tutun, sadece özel şeylerde kapalı tutmayın. Çocuğunuzun odasının kapısı açık dahi olsa, kapısına vurup, girebilirmiyim diye sorunki, çocukta aynı davranışı size yapsın.
Burada yazmakta çekinsem bile, başımıza gelmiştir yada gelecektir.. Çocuğunuz masturbasyon bir şekilde yapar yada yapacaktır diyor. Gördüğünüz zaman şaşırmayın, şok olmayın diyor. 3.5 yaşlarında bu doğaldır diyor. Çocuk canı sıkılınca, tv izlerken, uyumaya çalışırken yaparsa, bu normaldir, ama gün içinde çok yapıyorsa o zaman dikkat edin diyor, eğerki böyle birşey yapıyorsa, kesinlikle TEPKİ VERMEYİN, İLGİLERİNİ BAŞKA YÖNE ÇEKİN, Bazende görmezden gelin.. Kesinlikle AYIP demeyin..
ÇOCUKLARA TACİZ
Çocuklarınızı korkutuyorsunuz,uyarıyorsunuz, yabancıya yaklaşma, ne verirse alma diye, peki yakınlarınıza karşı uyarıyormuyuz, hayır, asıl, tüm tacizler, tanıdıklarımız tarafından oluyor. Bu yüzden çocuğunuza verdiğiniz eğitim, ileride Allah korusun bu tarz birşeyin başına gelmemesini sağlayacak.. Kapısını tıklayıp girmek, kapınızı kapalı tutmak bile, ilerde çocuğunuzun özel alanlarının ve özel yerlerinin olduğunu kavramasında bile yardımcı olacak.
Çocuğunuza deyinki, HİÇ KİMSENİN SENİN ÖZEL YERLERİNE DOKUNMAYA VE DOKUNTURTMAYA HAKKI YOK.
*BİRİSİNİN SENDEN ÖZEL YERLİRENİ DOKUNMANI İSTEMESİ YADA SENİNKİNİDE DOKUNULMASI, SAKLAYACAĞIN BİR SIR DEĞİLDİR
Tuvalet eğitimi hakkındada kısa bir not geçmek istiyorum..
Tuvalet eğitimine 18 aydan erken başlamayın diyor.
Kendisine ait olur bir parçaya sahip çıkamayan çocuk tüm eşyalarına o kadar düşkür olurki, bu durum ilerde görülecek cimrilik davranışını ortaya çıkartır.
Geç başlayan çocukta kurallara uymamayı öğrenir.
Biraz karışık oldu kusura bakmayın:)
Ne zamandır yazmıyorum... nereden başlasam, ne anlatsamki.. biraz karışık olsun ne yapalım..
Öykü, önceleri süt içmiyordu, "annecim, süt içersen, hergün boyun uzar, büyürsün, bizim gibi olursun" dedim, şimdi yatmadan önce süt içiyor, fakat süt içtiğinin ertesi sabahı bana söylediği söz " anne, niye senin kadar olmadım"....:))))) dedimki, annecim hemen olmaz, yavaş yavaş yavaş büyüyecek, uzayacaksın...
Her sabah ve her gece dişler fırçalanıyor, ben unutsam bile, Öyküm hatırlatıyor.
Caillou hala vazgeçilmezimiz. Sabahları Caillou başladı diye uyandırıyorum.
Pazar günümüz çok sakin ve huzurlu geçti. Öykü akşamında bana " anneee, bugün mutlu mutlu yaşadık " değilmi dedi... Allahım yarabbim.. Çok güldüm... Sonrada bana, " sen bu dünyadaki en iyi arkadaşımsın" diyor, öpüyor, kokluyor... Canım, kınalı kuzum benim, kendisini anne, beni çocuk yapıyor, ve Öyküde kendimi izleme imkanım oluyor, hatalarımı yada yaptığım güzellikleri görebiliyorum. Buda çok güzel birşey...
Şuanda en çok istediği oyuncak " Hamburger partisi-oyun hamuru", hafta sonu almaya gittik ama kalmamıştı, onun yerine oyun hamurları, boya kalemleri ve boyama kitabı aldı, Samtoy'u baştan aşağı dolanıyor, herşeyi almıyor, istediğini seçiyor, aldığı oyun hamurlarıyla çok güzel oynuyor, yemek yapıyor.. Çok fazla oyuncakla oynamıyor..
Babası ve benimle, üçlü oyunlardan çok zevk alıyor, özellikle yatmadan önce, babasının, benim sırtıma çıkmalar, saklanmalar, zıplamalar, çok eğleniyor, yatmak bile istemiyor.
Saklambaç, top yakalama, suluboya, kuruboya, parmakboyası, masallar, kek ve kurabiye yapmak (bana yardım ediyor, hatta toz bile alıyor, bunuda gururla herkese söylüyor) şuanda en sevdiği oyunlar.
Cumartesi Hepatit A nın ikinci doz aşısı oldu, hastaneye severek gitti. Fakat aşı olurken normal olarak ağladı, ağlarkende, hep bize " anne, baba, sizi çok seviyorum" diyerek ağladı. Önüne gelen akrabalarına " ben aşı oldum" dedi.
Renklerden siyah, beyaz, kırmızı, mavi, mor, yeşil, açık yeşil, turuncu gibi renkleri çok iyi biliyor.
C.tesi günü yine Yılbaşı ağacımızı süsledik, süsleri Öykü taktı, çok sevdi, yeni yıl hediyesi olarakta bizden " Hamburger partisini" istiyor.. Okuluna da NoelBaba gelecekmiş ve hediyeler getirecekmiş:)
Öykü, önceleri süt içmiyordu, "annecim, süt içersen, hergün boyun uzar, büyürsün, bizim gibi olursun" dedim, şimdi yatmadan önce süt içiyor, fakat süt içtiğinin ertesi sabahı bana söylediği söz " anne, niye senin kadar olmadım"....:))))) dedimki, annecim hemen olmaz, yavaş yavaş yavaş büyüyecek, uzayacaksın...
Her sabah ve her gece dişler fırçalanıyor, ben unutsam bile, Öyküm hatırlatıyor.
Caillou hala vazgeçilmezimiz. Sabahları Caillou başladı diye uyandırıyorum.
Pazar günümüz çok sakin ve huzurlu geçti. Öykü akşamında bana " anneee, bugün mutlu mutlu yaşadık " değilmi dedi... Allahım yarabbim.. Çok güldüm... Sonrada bana, " sen bu dünyadaki en iyi arkadaşımsın" diyor, öpüyor, kokluyor... Canım, kınalı kuzum benim, kendisini anne, beni çocuk yapıyor, ve Öyküde kendimi izleme imkanım oluyor, hatalarımı yada yaptığım güzellikleri görebiliyorum. Buda çok güzel birşey...
Şuanda en çok istediği oyuncak " Hamburger partisi-oyun hamuru", hafta sonu almaya gittik ama kalmamıştı, onun yerine oyun hamurları, boya kalemleri ve boyama kitabı aldı, Samtoy'u baştan aşağı dolanıyor, herşeyi almıyor, istediğini seçiyor, aldığı oyun hamurlarıyla çok güzel oynuyor, yemek yapıyor.. Çok fazla oyuncakla oynamıyor..
Babası ve benimle, üçlü oyunlardan çok zevk alıyor, özellikle yatmadan önce, babasının, benim sırtıma çıkmalar, saklanmalar, zıplamalar, çok eğleniyor, yatmak bile istemiyor.
Saklambaç, top yakalama, suluboya, kuruboya, parmakboyası, masallar, kek ve kurabiye yapmak (bana yardım ediyor, hatta toz bile alıyor, bunuda gururla herkese söylüyor) şuanda en sevdiği oyunlar.
Cumartesi Hepatit A nın ikinci doz aşısı oldu, hastaneye severek gitti. Fakat aşı olurken normal olarak ağladı, ağlarkende, hep bize " anne, baba, sizi çok seviyorum" diyerek ağladı. Önüne gelen akrabalarına " ben aşı oldum" dedi.
Renklerden siyah, beyaz, kırmızı, mavi, mor, yeşil, açık yeşil, turuncu gibi renkleri çok iyi biliyor.
C.tesi günü yine Yılbaşı ağacımızı süsledik, süsleri Öykü taktı, çok sevdi, yeni yıl hediyesi olarakta bizden " Hamburger partisini" istiyor.. Okuluna da NoelBaba gelecekmiş ve hediyeler getirecekmiş:)
Neler yapıyoruz
Babası, İphone a, birsürü oyun yüklemiş, ve çoğuda eğitici oyunlar. Öykü, bu telefonu eline alıp, dakikalarca oynuyor, telefonu ben bile kullanmayı bilmezken, kızım, nerde ne var iyi biliyor, hatta anne bak fotoğraflarım var diyor ve fotoğraf menüsünden fotoğrafları gösteriyor.
Bugünlerde en çok sevdiği çizgi filmler. Kod Adı Afacanlar, Arthur, Callio (e sevdiği),
Dün akşam hastalandı, doktora götürdük. Doktor, muayene ederken, ağzına bakmadan evvel, Öykü merakla, " anne, doktor ne zaman ağzıma bakacak" diye sordu. Muayene olmaya öyle alıştıki, maşallah hiç sorun çıkarmıyor.
Cumartesi günü, istediği birşeyi yapmadığım için bana bir tokat attı, (gerçekten canım çok yandı) bende o anda anneye vurmanın yanlış olduğunu, birdaha yapmaması gerektiğini söyledim, " ANNE ÖZÜRDİLERİM, SENİ ÜZMEK İSTEMEDİM" dedi.. ve gün boyu, herhangi bir olay olduğunda, anne, seni üzmek istemedim deyip durdu yavrum. Maşallah, kendisini çok güzel ifade ediyor, ne sıkıntısı varsa, yada ne istiyorsa, yada neyden mutlu, mutsuzsa hepsini söyleyebiliyor. Okuldada, gün içinde bizi çok özlüyor, özellikle Pazartesi günleri. Geçen hafta, öğretmenine ara ara, " ben anne ve babamı çok özlüyorum" diyormuş, mutfak çalışmasında, "bende annemle kek yapıyorum, çok güzel oluyor" diyormuş, bana gelen haftalık bilgilerde, bizi özlediğinden sanırım, herhangi bir olayda, benden yada babasından bahsediyor bitanem..
Nesguikin çikolatalı toplarını çok seviyor. (Balı hiç sevmiyor, bende, sütün içinde eritiyorum, nesguikli toplarla birlikte yediriyorum, yada çayının içine atıyorum). Mandalinayı çok seviyor. Bir oturuşta maşallah 2-3 tane yiyor..
Kendi üzerini kendi giyiniyor ama canı istemezse sen giydir anne diyor.
Hala biryere giderken, kucaktan inmiyor..
Maşallah, hafızası çok kuvvetli, geçen gün kanepeleri birleştirip, oyun oynadık (tıpkı geçen yıl olduğu gibi) ve oyun oynarken, yaptığım bir hareketle, anne ben bunu hatırlıyorum, daha öncede yapmıştık diyor..
Okulda, gününün nasıl geçtiğini anlayabilmek için, okulculuk oynuyoruz, Öykü, öğretmen, bende çocuk oluyorum. Sanıyorum öğretmeni en çok " anlaşıldımı " diyor. Öykü öğretmenken, " hadi diyor, şuu faaliyeti yapacaksınız, anlaşıldımı " diye soruyor, ama yüz ifadesi öyle ciddiki:)
Öğretmeni nasılda dinliyor,
Öğretmen, sabahları gelirken ağlama demiş, (bana diyor, anne öğretmen böyle dedi artık ağlamayacağım)
Bir sabah, saçına toka taktırmayan kızım, " anne, saçıma toka takarmısın, öğretmen dedi" dedi ve saçlarını bağlattı. vs...
İki gündür şunu keşfettim:
Ben kesin kararlıysam birşey vermemek konusunda, bir iki kere lütfen annecim diyorum
alma diyorum, almıyor bırakıyor..
Bazende öykü birşey isterse lütfen annee diyor..
Birşey yapınca " teşekkür ederim" diyor, ardından ben daha demeden " rica ederim" desene diyor.. :)))
Bugünlerde en çok sevdiği çizgi filmler. Kod Adı Afacanlar, Arthur, Callio (e sevdiği),
Dün akşam hastalandı, doktora götürdük. Doktor, muayene ederken, ağzına bakmadan evvel, Öykü merakla, " anne, doktor ne zaman ağzıma bakacak" diye sordu. Muayene olmaya öyle alıştıki, maşallah hiç sorun çıkarmıyor.
Cumartesi günü, istediği birşeyi yapmadığım için bana bir tokat attı, (gerçekten canım çok yandı) bende o anda anneye vurmanın yanlış olduğunu, birdaha yapmaması gerektiğini söyledim, " ANNE ÖZÜRDİLERİM, SENİ ÜZMEK İSTEMEDİM" dedi.. ve gün boyu, herhangi bir olay olduğunda, anne, seni üzmek istemedim deyip durdu yavrum. Maşallah, kendisini çok güzel ifade ediyor, ne sıkıntısı varsa, yada ne istiyorsa, yada neyden mutlu, mutsuzsa hepsini söyleyebiliyor. Okuldada, gün içinde bizi çok özlüyor, özellikle Pazartesi günleri. Geçen hafta, öğretmenine ara ara, " ben anne ve babamı çok özlüyorum" diyormuş, mutfak çalışmasında, "bende annemle kek yapıyorum, çok güzel oluyor" diyormuş, bana gelen haftalık bilgilerde, bizi özlediğinden sanırım, herhangi bir olayda, benden yada babasından bahsediyor bitanem..
Nesguikin çikolatalı toplarını çok seviyor. (Balı hiç sevmiyor, bende, sütün içinde eritiyorum, nesguikli toplarla birlikte yediriyorum, yada çayının içine atıyorum). Mandalinayı çok seviyor. Bir oturuşta maşallah 2-3 tane yiyor..
Kendi üzerini kendi giyiniyor ama canı istemezse sen giydir anne diyor.
Hala biryere giderken, kucaktan inmiyor..
Maşallah, hafızası çok kuvvetli, geçen gün kanepeleri birleştirip, oyun oynadık (tıpkı geçen yıl olduğu gibi) ve oyun oynarken, yaptığım bir hareketle, anne ben bunu hatırlıyorum, daha öncede yapmıştık diyor..
Okulda, gününün nasıl geçtiğini anlayabilmek için, okulculuk oynuyoruz, Öykü, öğretmen, bende çocuk oluyorum. Sanıyorum öğretmeni en çok " anlaşıldımı " diyor. Öykü öğretmenken, " hadi diyor, şuu faaliyeti yapacaksınız, anlaşıldımı " diye soruyor, ama yüz ifadesi öyle ciddiki:)
Öğretmeni nasılda dinliyor,
Öğretmen, sabahları gelirken ağlama demiş, (bana diyor, anne öğretmen böyle dedi artık ağlamayacağım)
Bir sabah, saçına toka taktırmayan kızım, " anne, saçıma toka takarmısın, öğretmen dedi" dedi ve saçlarını bağlattı. vs...
İki gündür şunu keşfettim:
Ben kesin kararlıysam birşey vermemek konusunda, bir iki kere lütfen annecim diyorum
alma diyorum, almıyor bırakıyor..
Bazende öykü birşey isterse lütfen annee diyor..
Birşey yapınca " teşekkür ederim" diyor, ardından ben daha demeden " rica ederim" desene diyor.. :)))
Karışık...
Atatürk öldü,
Düşmanı yendi,
Bu güzel yurdu bize verdi..
Canım kızımın söylediği şiir (okulda öğrenmiş ama anne diyor, Oğuzda bunu söylüyor)
Atatürk ülkemizi düşmanlardan kurtarmış,
En güzel yönetimi Cumhuriyeti kurmuş,
Masal gibi, bir varmış, bir yokmuş...
Portakalı soydum,
Başucuma koydum,
Ben bir yalan uydurdum,
Kırmızı mum..
Dolapta pekmez,
Yala yala bitmez,
Ayşecik, cik cik,
Fatmacık, cık cık
Sen bu oyundan çık...
Çıka çıka çık...
Mini mini bir kuş donmuştu,
pencereme konmuştu,
aldım onu içeriye
cik cik cik ötsün diye
pır pır ederken canlandı
ellerim bak boş kaldı.
Onda, bunda şundadır,
Şunda bunda ondadır,
Mavi boncuk kimdeyse,
Benim gönlüm ondadır.
Lay lay lom... Çok şükür dostlar
Benimde artık bir sevgilim var,
Hırsından çatlasın düşmanlar,
Benimde artık bir sevgilim var...
Yukarıda yazdığım şiir, şarkıların hepsini Öykü söylüyor ve o tatlı diliyle, güzel sesiyle öyle güzel söylüyorki....
Cuma günü, bitanemin, gelişim toplantısına gittim. Oraya her gidişimde, Nebahat Hanımın konuşmalarıyla, iyiki buraya yazdırmışız diyorum. Zaten, Öykü'nün de gelişimi maşallah çok iyi gidiyor..
Merve öğretmeninin anlattığı kadarıyla, Öykü kendini ifade edebiliyor, yemeklerini çok güzel yiyor, kurulu oyuna girip oynuyor ama kendisi oyun kurmuyor, canı isterse konuşuyor,gülüyor, canı istemezse konuşmuyor, gülmüyor. Cool bir çocuk diyor...
Doruk adında bir çocuk varmış, oda Öykü'ye aşıkmış:))
Cuma günü, öğretmenin yanına giderek, " öğretmenim, benim ağlamam geliyor, ben annemi çok özledim" demiş, sonrada öğretmenine sarılmış ama ağlamamış.. Çok duygulandım...
Zaten, bu günlerde okula gitmekte sıkıntımız var..Sabahları gitmeyi istemiyor, anne, seni çok özleyeceğim diyor, gözleri dolu dolu oluyor. Ama mecbur gittiğini bildiği içinde, elinden birşey gelmiyor.. Ah canım kızım, bende hep senin yanında olmayı isterdim. Ama hayat şartları, evde de olsam, senin eğitimin için, anaokuluna gitmen gerekecekti zaten.. Herşey senin iyiliğin için..
Cumartesi günü ise, doktora gittik, oradan ananeye geçtik. Doktorda idrar tahlili yapıldı çok şükür geçmiş ama öbür haftaya birde idrar kültürü yapılacak. Doktor, birde böbrek ultrasonu çektirelim dedi. Biraz beklememiz gerekiyordu, bizde yine ananeye gittik, orada kahvaltı yaptık, doktor birşey yemesin, bol bol sıvı alsın dedi, bizimki tam tersini yaptı, kahvaltı yaptı, süt içti ama su içmedi, neyse, doktora gidince, orada karnına jel sürüleceğini ve bakılacağını söylediğim halde, yatıp, karnına baktırmak istemedi, zor güç yatırdık, karnına jel sürüldü ve doktor bakarken, ağlamasını kesti, hatta hoşuna gitmeye başladı.. Anne diyor, başka çocuklarda gelecekmi buraya, bebekler ağlar biliyomusun, ama ben hiç ağlamadım:) Annee,, seni çok seviyorum.. vs... öyle güzel kelimeler kullandıki.. Doktor bile, nasıl gülüyor... Ultrason sonucunu eline aldı, anne ne zamandır film çektirmiyoduk dedi, ben doktora göstereceğim dedi, doktorun yanına geldi ve film ile raporu uzattı.:)
Canım kızım, yaşına göre çok olgun, aklı başında maşallah.. Türkçesi zaten ayrı güzel.. Tatlı dillim benim,
Dün akşamda iki koltuğu birleştirdi ve üzerinde tepindi durdu, bende dışından eşlik ettim, ama oyun oynarken çok mutluydu... Sen hep mutlu ol güzel yüzlüm benim...
Düşmanı yendi,
Bu güzel yurdu bize verdi..
Canım kızımın söylediği şiir (okulda öğrenmiş ama anne diyor, Oğuzda bunu söylüyor)
Atatürk ülkemizi düşmanlardan kurtarmış,
En güzel yönetimi Cumhuriyeti kurmuş,
Masal gibi, bir varmış, bir yokmuş...
Portakalı soydum,
Başucuma koydum,
Ben bir yalan uydurdum,
Kırmızı mum..
Dolapta pekmez,
Yala yala bitmez,
Ayşecik, cik cik,
Fatmacık, cık cık
Sen bu oyundan çık...
Çıka çıka çık...
Mini mini bir kuş donmuştu,
pencereme konmuştu,
aldım onu içeriye
cik cik cik ötsün diye
pır pır ederken canlandı
ellerim bak boş kaldı.
Onda, bunda şundadır,
Şunda bunda ondadır,
Mavi boncuk kimdeyse,
Benim gönlüm ondadır.
Lay lay lom... Çok şükür dostlar
Benimde artık bir sevgilim var,
Hırsından çatlasın düşmanlar,
Benimde artık bir sevgilim var...
Yukarıda yazdığım şiir, şarkıların hepsini Öykü söylüyor ve o tatlı diliyle, güzel sesiyle öyle güzel söylüyorki....
Cuma günü, bitanemin, gelişim toplantısına gittim. Oraya her gidişimde, Nebahat Hanımın konuşmalarıyla, iyiki buraya yazdırmışız diyorum. Zaten, Öykü'nün de gelişimi maşallah çok iyi gidiyor..
Merve öğretmeninin anlattığı kadarıyla, Öykü kendini ifade edebiliyor, yemeklerini çok güzel yiyor, kurulu oyuna girip oynuyor ama kendisi oyun kurmuyor, canı isterse konuşuyor,gülüyor, canı istemezse konuşmuyor, gülmüyor. Cool bir çocuk diyor...
Doruk adında bir çocuk varmış, oda Öykü'ye aşıkmış:))
Cuma günü, öğretmenin yanına giderek, " öğretmenim, benim ağlamam geliyor, ben annemi çok özledim" demiş, sonrada öğretmenine sarılmış ama ağlamamış.. Çok duygulandım...
Zaten, bu günlerde okula gitmekte sıkıntımız var..Sabahları gitmeyi istemiyor, anne, seni çok özleyeceğim diyor, gözleri dolu dolu oluyor. Ama mecbur gittiğini bildiği içinde, elinden birşey gelmiyor.. Ah canım kızım, bende hep senin yanında olmayı isterdim. Ama hayat şartları, evde de olsam, senin eğitimin için, anaokuluna gitmen gerekecekti zaten.. Herşey senin iyiliğin için..
Cumartesi günü ise, doktora gittik, oradan ananeye geçtik. Doktorda idrar tahlili yapıldı çok şükür geçmiş ama öbür haftaya birde idrar kültürü yapılacak. Doktor, birde böbrek ultrasonu çektirelim dedi. Biraz beklememiz gerekiyordu, bizde yine ananeye gittik, orada kahvaltı yaptık, doktor birşey yemesin, bol bol sıvı alsın dedi, bizimki tam tersini yaptı, kahvaltı yaptı, süt içti ama su içmedi, neyse, doktora gidince, orada karnına jel sürüleceğini ve bakılacağını söylediğim halde, yatıp, karnına baktırmak istemedi, zor güç yatırdık, karnına jel sürüldü ve doktor bakarken, ağlamasını kesti, hatta hoşuna gitmeye başladı.. Anne diyor, başka çocuklarda gelecekmi buraya, bebekler ağlar biliyomusun, ama ben hiç ağlamadım:) Annee,, seni çok seviyorum.. vs... öyle güzel kelimeler kullandıki.. Doktor bile, nasıl gülüyor... Ultrason sonucunu eline aldı, anne ne zamandır film çektirmiyoduk dedi, ben doktora göstereceğim dedi, doktorun yanına geldi ve film ile raporu uzattı.:)
Canım kızım, yaşına göre çok olgun, aklı başında maşallah.. Türkçesi zaten ayrı güzel.. Tatlı dillim benim,
Dün akşamda iki koltuğu birleştirdi ve üzerinde tepindi durdu, bende dışından eşlik ettim, ama oyun oynarken çok mutluydu... Sen hep mutlu ol güzel yüzlüm benim...
Hasta oldu, güzel kızım:(
Geçen haftalarda öğretmenin aldığı notlardan aklıma gelenler..
- Kurallara çok güzel uyuyor, koluna hapşuruyor ve öksürüyor. Sınıfta arkadaşları yapmazsa onları uyarıyormuş.
- Daha önce yazmış olduğum " Atatürk, yurdumuzu düşmanlardan kurtarmış, En güzel yönetimi Cumhuriyeti kurmuş, Masal gibi sanki, bir varmış, bir yokmuş" adlı şiiri çok güzel okumuş ve arkadaşları da alkışlamış, Öykücüm, çok mutlu olmuş.
- Akşam karnının ağrıdığını, öğretmenine söylemiş..
Ama geçen haftamız çok durgun geçti, hem bir hafta tatilden sonra, hemde,rahatsızlığından dolayı, çok durgundu yavrum..
Hafta sonunda da Cumartesi günü doktora gittik. Malesef idrar tahlili neticesinde, idrar yollarında enfeksiyon çıktı güzel kızımda, antibiyotik tedavisine başladık. Umarım biran önce iyileşir. Doktordan sonra, ananeye gittik ve güzel bir gün geçirdik.
Pazar günü ise akşama kadar evdeydik, bir ara, anne ben Hülya halaya gidicem dedi, gitti, yarım saat kadar oturduktan sonra geldi.. Akşam da Bahar halasına gittik. Orada Oğuz'la güzelce oynadılar, tabi arada yine kavga da ettiler. Orada, istediği şeye izin vermediğim için bana söylediği " sen çok kötüsün anne, üstelikte çok gıcıksın".... Ayrıca, bazende, " yazıklar olsun sana", " seni sevmiyorum" gibi şeyler söylüyor sinirliyken.. Ama sakinken, hep benim yanımda, benden kopmak istemiyor
10 Kasım dan dolayı, ödevimiz Atatürk'le ilgiliydi. Atatürk resimlerini kesip, kağıda yapıştırdık.Nebahat Hanımın verdiği kitaptaki Atatürk resminide kesip, yakasına takıp, okula gitti.
- Kurallara çok güzel uyuyor, koluna hapşuruyor ve öksürüyor. Sınıfta arkadaşları yapmazsa onları uyarıyormuş.
- Daha önce yazmış olduğum " Atatürk, yurdumuzu düşmanlardan kurtarmış, En güzel yönetimi Cumhuriyeti kurmuş, Masal gibi sanki, bir varmış, bir yokmuş" adlı şiiri çok güzel okumuş ve arkadaşları da alkışlamış, Öykücüm, çok mutlu olmuş.
- Akşam karnının ağrıdığını, öğretmenine söylemiş..
Ama geçen haftamız çok durgun geçti, hem bir hafta tatilden sonra, hemde,rahatsızlığından dolayı, çok durgundu yavrum..
Hafta sonunda da Cumartesi günü doktora gittik. Malesef idrar tahlili neticesinde, idrar yollarında enfeksiyon çıktı güzel kızımda, antibiyotik tedavisine başladık. Umarım biran önce iyileşir. Doktordan sonra, ananeye gittik ve güzel bir gün geçirdik.
Pazar günü ise akşama kadar evdeydik, bir ara, anne ben Hülya halaya gidicem dedi, gitti, yarım saat kadar oturduktan sonra geldi.. Akşam da Bahar halasına gittik. Orada Oğuz'la güzelce oynadılar, tabi arada yine kavga da ettiler. Orada, istediği şeye izin vermediğim için bana söylediği " sen çok kötüsün anne, üstelikte çok gıcıksın".... Ayrıca, bazende, " yazıklar olsun sana", " seni sevmiyorum" gibi şeyler söylüyor sinirliyken.. Ama sakinken, hep benim yanımda, benden kopmak istemiyor
10 Kasım dan dolayı, ödevimiz Atatürk'le ilgiliydi. Atatürk resimlerini kesip, kağıda yapıştırdık.Nebahat Hanımın verdiği kitaptaki Atatürk resminide kesip, yakasına takıp, okula gitti.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı
Atatürk yurdumuzu düşmanlardan kurtarmış,
En güzel yönetimi Cumhuriyeti kurmuş,
Masal gibi, bir varmış, bir yokmuş..
Canım kızımın dün okulunda Cumhuriyet Bayramı kutlamaları vardı. Ve bu şiiri öğrenmiş, onun o tatlı sesinden, yorumundan öyle güzel çıkıyorki bu şiir.. Canım kızım benim...
En güzel yönetimi Cumhuriyeti kurmuş,
Masal gibi, bir varmış, bir yokmuş..
Canım kızımın dün okulunda Cumhuriyet Bayramı kutlamaları vardı. Ve bu şiiri öğrenmiş, onun o tatlı sesinden, yorumundan öyle güzel çıkıyorki bu şiir.. Canım kızım benim...
Öykü...
Bir hafta boyunca okullar tatil. Tabi Öykü'nün okuluda.:(
Sabah uyandığında ben babaanneme gitmek istemiyorum diye biraz ağladı ama sonra geçti, Oğuz'da orda olacak bahanesiyle gitti. Yalnız babaanne belini incittiği için çok rahatsız, artık Sergül halamız bakacak..
Hafta sonu C.tesi günü sabahına, bitanem, ateşli ve halsiz uyandı. O gün için doktordan aşı için randevu almıştık, artık hastalığı için gittik. Parmağından kal aldılar ve ben çok üzüldüm, kızımda ağladı tabi, hatta daha kan alınmadan başladı ağlamaya, kan alacak olan abi, " güzel kız ağlama" dedi, Öykü'de, "ama ağlamak istiyorum"deyince, tamam ağla o zaman dedi. Ardından halalarına anlatırken, " biliyormusun, benim parmağımdan kan aldılar, ben ağladım, annemde çok üzüldü" oyy canım benim..
Hasta olmadığı zamanlar, çok tatlı, çok konuşkan, çok hareketliydi.. Hafta sonumuz misafirlerle geçti ve hepsinin gelmesine Öykü çok sevindi.
Bu aralar, boyama, masal okuma favorileri. Oyuncaklarıyla pek oynamıyor. Dün parka götürdüm, parkta bile yanıma oturdu, masal okudu:)
Anaokulunda öğrendiği bütün şarkıları çok güzel söylüyor..Okulda yaptıklarını öğretmen şarkı olarak öğretmiş, aklımda kalanları yazayım:)
Zil çalıyor, zil çalıyor,
Çocuklar okula geliyor,
Oyuncak oynuyoruz,
Kahvaltı yapıyoruz (yemek yeme taklidi)
Yukarı çıkyoruz, sohbet ediyoruz,
Faaliyet yapıyoruz,
Yemek yiyoruz (yemek yeme taklidi)
Suyumuzu içiyoruz,
Dişimizi fırçalıyoruz,
Elimizi yıkıyoruz
Pijamalarımızı giyiyoruz
Uyuyoruz (uyuma taklidi)
Uyanınca aşağıya iniyoruz, kahvaltı ediyoruz
Oyuncaklarla oynuyoruz
Zil çalıyor, anne babamız geliyor...
Aklımda kalanlar bunlar.. Ama şarkıda, günlük rutin şeyleri anlatıyor, aldıkları derslerle ilgili birşeye rastlamadım ama İngilizce dersini çok sevdiğini biliyorum..
Öykü, sorumluluğunu bilen bir çocuk. Ödevi olduğu zaman, ödevini yapmak için sabırsızlanıyor, hatta halasına gittiğinde, hala ben eve gidip ödevimi bitirmem gerek diyor..Ödevini yapmadıysak üzülüyor. Halasına giderken, babacım senden izin almadım, halama gidebilirmiyim, diye izin istiyor..
Susam Sokağı Elmo'da izlerken, aklımıza gelen, geçen senede yaptığımız, fasülye ekme işini yapıyoruz. Pamuğu koyduk, ardından fasülyeleri de.. Sonra su... Şimdi her sabah uyandığımızda fasülyemizi suluyoruz, çıkması için sabırsızlanıyor, umarım çabuk çıkarda, kızımda mutlu olur..
Sabah uyandığında ben babaanneme gitmek istemiyorum diye biraz ağladı ama sonra geçti, Oğuz'da orda olacak bahanesiyle gitti. Yalnız babaanne belini incittiği için çok rahatsız, artık Sergül halamız bakacak..
Hafta sonu C.tesi günü sabahına, bitanem, ateşli ve halsiz uyandı. O gün için doktordan aşı için randevu almıştık, artık hastalığı için gittik. Parmağından kal aldılar ve ben çok üzüldüm, kızımda ağladı tabi, hatta daha kan alınmadan başladı ağlamaya, kan alacak olan abi, " güzel kız ağlama" dedi, Öykü'de, "ama ağlamak istiyorum"deyince, tamam ağla o zaman dedi. Ardından halalarına anlatırken, " biliyormusun, benim parmağımdan kan aldılar, ben ağladım, annemde çok üzüldü" oyy canım benim..
Hasta olmadığı zamanlar, çok tatlı, çok konuşkan, çok hareketliydi.. Hafta sonumuz misafirlerle geçti ve hepsinin gelmesine Öykü çok sevindi.
Bu aralar, boyama, masal okuma favorileri. Oyuncaklarıyla pek oynamıyor. Dün parka götürdüm, parkta bile yanıma oturdu, masal okudu:)
Anaokulunda öğrendiği bütün şarkıları çok güzel söylüyor..Okulda yaptıklarını öğretmen şarkı olarak öğretmiş, aklımda kalanları yazayım:)
Zil çalıyor, zil çalıyor,
Çocuklar okula geliyor,
Oyuncak oynuyoruz,
Kahvaltı yapıyoruz (yemek yeme taklidi)
Yukarı çıkyoruz, sohbet ediyoruz,
Faaliyet yapıyoruz,
Yemek yiyoruz (yemek yeme taklidi)
Suyumuzu içiyoruz,
Dişimizi fırçalıyoruz,
Elimizi yıkıyoruz
Pijamalarımızı giyiyoruz
Uyuyoruz (uyuma taklidi)
Uyanınca aşağıya iniyoruz, kahvaltı ediyoruz
Oyuncaklarla oynuyoruz
Zil çalıyor, anne babamız geliyor...
Aklımda kalanlar bunlar.. Ama şarkıda, günlük rutin şeyleri anlatıyor, aldıkları derslerle ilgili birşeye rastlamadım ama İngilizce dersini çok sevdiğini biliyorum..
Öykü, sorumluluğunu bilen bir çocuk. Ödevi olduğu zaman, ödevini yapmak için sabırsızlanıyor, hatta halasına gittiğinde, hala ben eve gidip ödevimi bitirmem gerek diyor..Ödevini yapmadıysak üzülüyor. Halasına giderken, babacım senden izin almadım, halama gidebilirmiyim, diye izin istiyor..
Susam Sokağı Elmo'da izlerken, aklımıza gelen, geçen senede yaptığımız, fasülye ekme işini yapıyoruz. Pamuğu koyduk, ardından fasülyeleri de.. Sonra su... Şimdi her sabah uyandığımızda fasülyemizi suluyoruz, çıkması için sabırsızlanıyor, umarım çabuk çıkarda, kızımda mutlu olur..
Öykü, bebek nasıl çıkıyor nerden biliyorsa, oyun oynarken, bluzumun altına kafasını sokuyor ve anne bebek çıksın diyor... Ona meme ver, gazını çıkar, uyut diyor:)))))
Dün öğretmeni ödev vermiş, dairenin içini kırmızıya boyayın demiş. Öykü de bana annee öğretmen bana öğretmen ödev verdi böyle böyle dedi.. Dedimki yapalımmı şimdi, hayır biraz sonra dedi. Neyse sonra istediği zamanda, oyuncak tabaklarını kalıp olarak kullandık, kalemle kenarından çizdi, daire yaptı, içinide kırmızı, yeşil, maviye boyadı. Yaparken çok zevk aldı kuzu..
Gece 12 ye kadar yatmak bilmedi. Çok oyun oynamak istiyor, zıplamak, eğlenmek istiyor, bende elimden geleni yapıyorum.
Gece bir ara bebeğim dedim. " Anne, hani bana bebeğim demeyecektin" dedi:((( Ben unuttum, kendi unutmamış,
Sabahta, annecim, babaannenin aldığı bebekli tokaları takalımmı dedim, " Ama anne, ben bebekli toka sevmiyorum, çünkü ben bebek değilim, onu bebekler takar"... Yine dumur oldum.. ne diyeyim.:)))
Sabah babamız, okula gidince, öğretmenin aslında kitaptan ödev verdiğini, bizim o notu almadığımızı öğrenmiş. Ama öğretmeni yinede şaşırmış, Öykü'nün bunun sorumluluğunu bilmesine....
Dün öğretmeni ödev vermiş, dairenin içini kırmızıya boyayın demiş. Öykü de bana annee öğretmen bana öğretmen ödev verdi böyle böyle dedi.. Dedimki yapalımmı şimdi, hayır biraz sonra dedi. Neyse sonra istediği zamanda, oyuncak tabaklarını kalıp olarak kullandık, kalemle kenarından çizdi, daire yaptı, içinide kırmızı, yeşil, maviye boyadı. Yaparken çok zevk aldı kuzu..
Gece 12 ye kadar yatmak bilmedi. Çok oyun oynamak istiyor, zıplamak, eğlenmek istiyor, bende elimden geleni yapıyorum.
Gece bir ara bebeğim dedim. " Anne, hani bana bebeğim demeyecektin" dedi:((( Ben unuttum, kendi unutmamış,
Sabahta, annecim, babaannenin aldığı bebekli tokaları takalımmı dedim, " Ama anne, ben bebekli toka sevmiyorum, çünkü ben bebek değilim, onu bebekler takar"... Yine dumur oldum.. ne diyeyim.:)))
Sabah babamız, okula gidince, öğretmenin aslında kitaptan ödev verdiğini, bizim o notu almadığımızı öğrenmiş. Ama öğretmeni yinede şaşırmış, Öykü'nün bunun sorumluluğunu bilmesine....
PULSUZ DİLEKÇE
Sevgili Anneciğim ve Babacığım ,Bütün duygu ve düşüncelerimi dile getirebilseydim size şunları söylemek isterdim: Sürekli bir büyüme ve değişme içindeyim.Sizin çocuğunuz olsam da sizden ayrı bir kişilik geliştiriyorum. Beni tanımaya ve anlamaya çalışın.
Deneme ile öğrenebilirim.Bana ayak uydurmakta güçlük çekebilirsiniz.Oyunda,arkadaşlıkta ve uğraşlarımda özgürlük tanıyın.Beni her yerde her işimde koruyup kollamayın.Davranışlarımın sonuçlarını kendim görürsem daha iyi öğrenirim.Bırakın kendi işimi kendim göreyim.Büyüdüğümü başka türlü nasıl anlarım?
Büyümeyi çok istiyorsam da ara sıra yaşımdan küçük davranmaktan kendimi alamıyorum.Bunu önemsemeyin.Ama siz beni şımartmayın.Hep çocuk kalmak isterim sonra.Her istediğimi elde edemeyeceğimi biliyorum. Ancak siz verdikçe almadan edemiyorum.
Bana yerli yersiz söz de vermeyin. Sözünüzü tutmayınca sizlere güvenim azalıyor. Bana kesin ve kararlı davranmaktan çekinmeyin.Yoldan saptığımı görünce beni sınırlayın.Koyduğunuz kurallar ve yasakların hepsini beğendiğimi söyleyemem.Ancak,hiç kısıtlanmayınca ne yapacağımı şaşırıyorum.Tutarsız davrandığınızı görünce hem bocalıyor , hem de bundan yaralanmadan edemiyorum.
Beni dinleyin. Öğrenmeye en yatkın olduğum anlar soru sorduğum anlardır.Açıklamalarınız kısa ve özlü olsun. Öğütlerinizden çok davranışlarınızdan etkilendiğimi unutmayın.Beni eğitirken ara sıra yanlışlar yapabilirsiniz.Bunları çabuk unuturum ,ancak birbirinize saygı ve sevginizin azaldığını görmek beni yaralar ve sürekli tedirgin eder.
Çok konuşup , çok bağırmayın.Yüksek sesle söylenenleri pek duymam.Yumuşak ve kesin sözler bende daha iyi iz bırakır.”Ben senin yaşındayken …” diye başlayan söylevleri hep kulak arkasına atarım.
Küçük yanılgılarımı büyük suçmuş gibi başıma kakmayın , bana yanılma payı bırakın.Beni korkutup sindirerek , suçluluk duygusu aşılayarak uslandırmaya çalışmayın.Yaramazlıklarım için beni kötü çocukmuşum gibi yargılamayın.Yanlış davranışın üzerinde durup düzeltin.Ceza vermeden önce beni dinleyin, suçumu aşmadığı sürece cezama katlanabilirim.
Beni yeteneklerimin üstünde işlere zorlamayın.Ama başarabileceğim işleri yapmamı bekleyin.Bana güvendiğinizi belli edin.Beni destekleyin; hiç değilse çabamı övün.Beni başkaları ile karşılaştırmayın ; umutsuzluğa kapılırım.
Benden yaşımın üstünde olgunluk beklemeyin.Bütün kuralları birden öğretmeye kalkmayın ; bana süre tanıyın.Yüzde yüz dürüst davranmadığımı görünce ürkmeyin.Beni köşeye sıkıştırmayın , yalana sığınmak zorunda kalırım.Sizi çok bunaltsam bile soğuk kanlılığınızı yitirmeyin. Kızgınlığınızı haklı görebilirim ; ama beni aşağılamayın. Hele başkalarının yanında onurumu kırmayın. Unutmayın ki bende sizi yabancıların önünde güç durumlara düşürebilirim.
Bana haksızlık ettiğinizi anlayınca açıklamaktan çekinmeyin.Özür dileyişiniz size olan sevgimi azaltmaz ; tersine beni size daha çok yaklaştırır.Aslında ben sizleri olduğunuzdan daha iyi görüyorum,bana kendinizi yanılmaz ve erişilmez göstermeye çabalamayın.Yanıldığınızı görünce üzüntüm büyük olur.
Biliyorum ara sıra sizi üzüyor, belki de düş kırıklığına uğratıyorum;bana verdikleriniz yanında benden istediklerinizin çok olmadığını da biliyorum. Yukarıda sıraladığım istekler size çok geldiyse bir çoğundan vazgeçebilirim; yeter ki beni ben olarak seveceğinize olan inancım sarsılmasın.
Benden “örnek çocuk” olmamı isterseniz , ben de sizden kusursuz ana-baba olmanızı beklemem.Sevecen ve anlayışlı olmanız bana yeter. Sizin çocuğunuz olarak doğmak elimde değildi ama seçme hakkım olsaydı,sizden başka kimsenin çocuğu olmak istemezdim. Sevgiler , çocuğunuz...
Deneme ile öğrenebilirim.Bana ayak uydurmakta güçlük çekebilirsiniz.Oyunda,arkadaşlıkta ve uğraşlarımda özgürlük tanıyın.Beni her yerde her işimde koruyup kollamayın.Davranışlarımın sonuçlarını kendim görürsem daha iyi öğrenirim.Bırakın kendi işimi kendim göreyim.Büyüdüğümü başka türlü nasıl anlarım?
Büyümeyi çok istiyorsam da ara sıra yaşımdan küçük davranmaktan kendimi alamıyorum.Bunu önemsemeyin.Ama siz beni şımartmayın.Hep çocuk kalmak isterim sonra.Her istediğimi elde edemeyeceğimi biliyorum. Ancak siz verdikçe almadan edemiyorum.
Bana yerli yersiz söz de vermeyin. Sözünüzü tutmayınca sizlere güvenim azalıyor. Bana kesin ve kararlı davranmaktan çekinmeyin.Yoldan saptığımı görünce beni sınırlayın.Koyduğunuz kurallar ve yasakların hepsini beğendiğimi söyleyemem.Ancak,hiç kısıtlanmayınca ne yapacağımı şaşırıyorum.Tutarsız davrandığınızı görünce hem bocalıyor , hem de bundan yaralanmadan edemiyorum.
Beni dinleyin. Öğrenmeye en yatkın olduğum anlar soru sorduğum anlardır.Açıklamalarınız kısa ve özlü olsun. Öğütlerinizden çok davranışlarınızdan etkilendiğimi unutmayın.Beni eğitirken ara sıra yanlışlar yapabilirsiniz.Bunları çabuk unuturum ,ancak birbirinize saygı ve sevginizin azaldığını görmek beni yaralar ve sürekli tedirgin eder.
Çok konuşup , çok bağırmayın.Yüksek sesle söylenenleri pek duymam.Yumuşak ve kesin sözler bende daha iyi iz bırakır.”Ben senin yaşındayken …” diye başlayan söylevleri hep kulak arkasına atarım.
Küçük yanılgılarımı büyük suçmuş gibi başıma kakmayın , bana yanılma payı bırakın.Beni korkutup sindirerek , suçluluk duygusu aşılayarak uslandırmaya çalışmayın.Yaramazlıklarım için beni kötü çocukmuşum gibi yargılamayın.Yanlış davranışın üzerinde durup düzeltin.Ceza vermeden önce beni dinleyin, suçumu aşmadığı sürece cezama katlanabilirim.
Beni yeteneklerimin üstünde işlere zorlamayın.Ama başarabileceğim işleri yapmamı bekleyin.Bana güvendiğinizi belli edin.Beni destekleyin; hiç değilse çabamı övün.Beni başkaları ile karşılaştırmayın ; umutsuzluğa kapılırım.
Benden yaşımın üstünde olgunluk beklemeyin.Bütün kuralları birden öğretmeye kalkmayın ; bana süre tanıyın.Yüzde yüz dürüst davranmadığımı görünce ürkmeyin.Beni köşeye sıkıştırmayın , yalana sığınmak zorunda kalırım.Sizi çok bunaltsam bile soğuk kanlılığınızı yitirmeyin. Kızgınlığınızı haklı görebilirim ; ama beni aşağılamayın. Hele başkalarının yanında onurumu kırmayın. Unutmayın ki bende sizi yabancıların önünde güç durumlara düşürebilirim.
Bana haksızlık ettiğinizi anlayınca açıklamaktan çekinmeyin.Özür dileyişiniz size olan sevgimi azaltmaz ; tersine beni size daha çok yaklaştırır.Aslında ben sizleri olduğunuzdan daha iyi görüyorum,bana kendinizi yanılmaz ve erişilmez göstermeye çabalamayın.Yanıldığınızı görünce üzüntüm büyük olur.
Biliyorum ara sıra sizi üzüyor, belki de düş kırıklığına uğratıyorum;bana verdikleriniz yanında benden istediklerinizin çok olmadığını da biliyorum. Yukarıda sıraladığım istekler size çok geldiyse bir çoğundan vazgeçebilirim; yeter ki beni ben olarak seveceğinize olan inancım sarsılmasın.
Benden “örnek çocuk” olmamı isterseniz , ben de sizden kusursuz ana-baba olmanızı beklemem.Sevecen ve anlayışlı olmanız bana yeter. Sizin çocuğunuz olarak doğmak elimde değildi ama seçme hakkım olsaydı,sizden başka kimsenin çocuğu olmak istemezdim. Sevgiler , çocuğunuz...
ÇOCUĞUNUZU TANIYORMUSUNUZ?
Dün akşam,Öykü'nün okulunda;ÇOCUĞUNUZU TANIYORMUSUNUZ konulu seminer vardı.. Biraz gecikmelide olsam, katılma şansım oldu ve iyiki katılmışım. Nebahat Hanım, çok bilgili, çok güleryüzlü ve çok açıksözlü.. Bizi öyle sıkıştırıyorki anlatamam.. Mesela ben, evde Öykü ile ne kadar ilgilenirsem ilgileneyim, ona birşeyler öğretmeye çalışsamda, ne kadar eksik olduğumu birkez daha görüyorum..
İlk konularına yetişemedim ama dinlediğim, not aldıklarım ve aklımda kalanlar şöyle:
-Sizin gibi yaşamasını istermeydiniz?
Katılımcıların çoğu, isteriz yada istemeyiz dedi. Nebahat hanım, şunun farkına varınki, her ne kadar sizin çocuğunuz olsada, o bir birey dedi. O farklı biri dedi. O yüzden sizin gibi yaşamasını ondan bekleyemezsiniz dedi.
-Soru : Biz Kimiz?
Nebahat Hanım bize bunu sordu. Biz Kimiz? Evet biz kimiz. Ve kimse, bu soruyu doğru dürüst cevaplayamadı. Aslında cevabı bir o kadar basit, ama bizim unuttuklarımızdı. Çocuk doğuyor, herşeyi ona endeksliyoruz, yeri geliyor yemeğimizi yemiyor, uyumuyor, ihtiyaçlarımızı görmüyoruz diyor.
Peki biz kimiz diyor? Biz hepimiz önce anne-baba dedik.. Ama değilmiş..
1.si İNSAN ız (İnsan olarak temel ihtiyaçlarımızı görmemiz gerek, yemek, içmek, uyumak vs)
2.si KADIN-ERKEK iz. (Kadın erkek olarak, ihtiyaçlarımızı görmemiz gerek)
3.sü EŞ iz (Eş imizi unutmamamız gerek)
4.sü ANNE-BABA yız.. (Bizim ilk söylediğimiz en son sırada)
Çünkü ilk üçünün farkına varırsak ve uygularsak, bizde, çocuğumuzda daha mutlu olacak.
-O başka bir birey, bizi tanımak isteyen başka bir insan...
-Sınır nedir biliyor mu, yoksa bizi Tanrı mı sanıyor?
Çocuğunuz sınırlarınızı biliyormu, yoksa sizi herşeyi halledebilen biri olarakmı görüyor. Sınırlarınızı bilirse, çocukta ona göre davranır. Çocuğunuza aynı konu için birgün evet, başka birgün hayır demeyin diyor.
-Ona ne kadar dürüst davranıyoruz? Bize ne kadar inanıyor.
Çocuğunuza karşı dürüst olun diyor. Yalan söylemeyin diyor. Çünkü oda sizden görecek ve yapacak diyor.
-Kendinizi paylaşınki, oda paylaşsın..
Günlük işyerinizde neler olduğunu, ne yaptığınızı, detayıyla olmasa da anlatın ki, çocuğunuz da size anlatsın diyor. Direk çocuğa, günün nasıl geçti, ne yaptın diye sorarsanız, çocuk birşey söylemez diyor. Önce, şöyle şöyle oldu diye anlatın çocuğunuza, oda size anlatsın diyor.
-Kendimizde değişiklik yapmalıyız.
-Duygularımızı paylaşmalıyız.
Çocuğunuzla, duygularınızı paylaşın. Üzgünseniz, şuanda çok üzgünüm,çünkü.... diye anlatın diyor. Mutluysanız, şuanda çok mutluyum, çünkü...... gibi kelimeler kullanın diyor.
-Koşulsuz olabiliyormuyuz?
Sizce çocuğunuzu koşulsuz mu seviyorsunuz. Hayır. Karşılık bekleyerek seviyorsunuz diyor. Ama çocuğunuz sizden hiçbir karşılık beklemiyor diyor.
-Davranışlarımızda Kararlı ve tutarlı olabiliyormuyuz?
-Hatayı farkettiğinizde çocuğunuzla paylaşın.
Çocuğunuza karşı özürdilemeyi bilin diyor. Şu konuda hatalıyım, özürdilerim deyin diyor.
- Davranışı cezalandırın, ödüllendirin.
- Nasıl zaman geçiriyoruz.? Bazen " mış" gibi mi yapıyoruz.
Çocuğunuzla yapmacık zaman geçirmeyin diyor. O zaman inanın, size daha beter işkence ediyorlar diyor, çünkü anlıyorlar diyor, çok yorgunsanız, çocuğunuza bunu izah edin, " şuanda çok yorgunum, seninle oyun oynamam, hem seni, hem beni üzer" deyin diyor. Ama çocuğunuzla yapmacık oynamayın, birlikte mutlu olarak oynayın diyor.
- Çocuk gördüğünümü, duyduğumu yapar?
Çocuk duyduğunu değil, gördüğünü yapar, Size bir deney
Çocuğunuza deyinki, 1,2,3 dedikten sonra kulaklarımızı tutalım, ama siz burnunuzu tutun diyor, çocuğunuzda, burnunu tutacaktır, çünkü gördüğünü yapar diyor.
- Çocuğunuz okuluna dürüstmüsünüz? Kimseyi kandırmayın.
- Çocuğunuzu ve kendinizi olduğunuz gibi kabul edin ve ona söyleyin ve hatta kendinizede söyleyin.
Kimseyi değiştirmeye çalışmayın, çocuğunuzu, eşinizi, kendinizi olduğunuz gibi kabul edin diyor.
Nebahat Hanımın bir sözü : GEREKSİZ MÜDAHELE, MÜCADELENİZ OLACAK..
(Belki bazı yerlerinde yanlış yazmış olabilirim, çünkü o kadar güzel, derin anlatıldıki, ne nerede konuşuldu, hepsini yazamadım)
İlk konularına yetişemedim ama dinlediğim, not aldıklarım ve aklımda kalanlar şöyle:
-Sizin gibi yaşamasını istermeydiniz?
Katılımcıların çoğu, isteriz yada istemeyiz dedi. Nebahat hanım, şunun farkına varınki, her ne kadar sizin çocuğunuz olsada, o bir birey dedi. O farklı biri dedi. O yüzden sizin gibi yaşamasını ondan bekleyemezsiniz dedi.
-Soru : Biz Kimiz?
Nebahat Hanım bize bunu sordu. Biz Kimiz? Evet biz kimiz. Ve kimse, bu soruyu doğru dürüst cevaplayamadı. Aslında cevabı bir o kadar basit, ama bizim unuttuklarımızdı. Çocuk doğuyor, herşeyi ona endeksliyoruz, yeri geliyor yemeğimizi yemiyor, uyumuyor, ihtiyaçlarımızı görmüyoruz diyor.
Peki biz kimiz diyor? Biz hepimiz önce anne-baba dedik.. Ama değilmiş..
1.si İNSAN ız (İnsan olarak temel ihtiyaçlarımızı görmemiz gerek, yemek, içmek, uyumak vs)
2.si KADIN-ERKEK iz. (Kadın erkek olarak, ihtiyaçlarımızı görmemiz gerek)
3.sü EŞ iz (Eş imizi unutmamamız gerek)
4.sü ANNE-BABA yız.. (Bizim ilk söylediğimiz en son sırada)
Çünkü ilk üçünün farkına varırsak ve uygularsak, bizde, çocuğumuzda daha mutlu olacak.
-O başka bir birey, bizi tanımak isteyen başka bir insan...
-Sınır nedir biliyor mu, yoksa bizi Tanrı mı sanıyor?
Çocuğunuz sınırlarınızı biliyormu, yoksa sizi herşeyi halledebilen biri olarakmı görüyor. Sınırlarınızı bilirse, çocukta ona göre davranır. Çocuğunuza aynı konu için birgün evet, başka birgün hayır demeyin diyor.
-Ona ne kadar dürüst davranıyoruz? Bize ne kadar inanıyor.
Çocuğunuza karşı dürüst olun diyor. Yalan söylemeyin diyor. Çünkü oda sizden görecek ve yapacak diyor.
-Kendinizi paylaşınki, oda paylaşsın..
Günlük işyerinizde neler olduğunu, ne yaptığınızı, detayıyla olmasa da anlatın ki, çocuğunuz da size anlatsın diyor. Direk çocuğa, günün nasıl geçti, ne yaptın diye sorarsanız, çocuk birşey söylemez diyor. Önce, şöyle şöyle oldu diye anlatın çocuğunuza, oda size anlatsın diyor.
-Kendimizde değişiklik yapmalıyız.
-Duygularımızı paylaşmalıyız.
Çocuğunuzla, duygularınızı paylaşın. Üzgünseniz, şuanda çok üzgünüm,çünkü.... diye anlatın diyor. Mutluysanız, şuanda çok mutluyum, çünkü...... gibi kelimeler kullanın diyor.
-Koşulsuz olabiliyormuyuz?
Sizce çocuğunuzu koşulsuz mu seviyorsunuz. Hayır. Karşılık bekleyerek seviyorsunuz diyor. Ama çocuğunuz sizden hiçbir karşılık beklemiyor diyor.
-Davranışlarımızda Kararlı ve tutarlı olabiliyormuyuz?
-Hatayı farkettiğinizde çocuğunuzla paylaşın.
Çocuğunuza karşı özürdilemeyi bilin diyor. Şu konuda hatalıyım, özürdilerim deyin diyor.
- Davranışı cezalandırın, ödüllendirin.
- Nasıl zaman geçiriyoruz.? Bazen " mış" gibi mi yapıyoruz.
Çocuğunuzla yapmacık zaman geçirmeyin diyor. O zaman inanın, size daha beter işkence ediyorlar diyor, çünkü anlıyorlar diyor, çok yorgunsanız, çocuğunuza bunu izah edin, " şuanda çok yorgunum, seninle oyun oynamam, hem seni, hem beni üzer" deyin diyor. Ama çocuğunuzla yapmacık oynamayın, birlikte mutlu olarak oynayın diyor.
- Çocuk gördüğünümü, duyduğumu yapar?
Çocuk duyduğunu değil, gördüğünü yapar, Size bir deney
Çocuğunuza deyinki, 1,2,3 dedikten sonra kulaklarımızı tutalım, ama siz burnunuzu tutun diyor, çocuğunuzda, burnunu tutacaktır, çünkü gördüğünü yapar diyor.
- Çocuğunuz okuluna dürüstmüsünüz? Kimseyi kandırmayın.
- Çocuğunuzu ve kendinizi olduğunuz gibi kabul edin ve ona söyleyin ve hatta kendinizede söyleyin.
Kimseyi değiştirmeye çalışmayın, çocuğunuzu, eşinizi, kendinizi olduğunuz gibi kabul edin diyor.
Nebahat Hanımın bir sözü : GEREKSİZ MÜDAHELE, MÜCADELENİZ OLACAK..
(Belki bazı yerlerinde yanlış yazmış olabilirim, çünkü o kadar güzel, derin anlatıldıki, ne nerede konuşuldu, hepsini yazamadım)
Öykünün okulunda söylenen şarkı, oyun ve tekerlemeler
Gönderen
öykü özdemir
on 7 Ekim 2009 Çarşamba
Etiketler:
Aktiviteler
/
Comments: (0)
OTOBÜS (Şarkı)
Otobüsün tekeri fır döndü
Tekerine tekerine kum doldu
Şoförüne şoförüne ne oldu
Bab ba ba bab
Bib bi bi bib
Vınnnnnn
ÖRÜMCEK (Şarkı)
Bak bak bak bak
Bir örümcek duvara çıkıyor hızlıca
Duvara çıkıyor
Ağını örüyor bir sağa bir sola sallanıyor
Sallan Sallan örümcek
Yaylan Yaylan örümcek
PARMAK OYUNU
Başparmağım, başparmağım nerdesin
Buradayım efendim teşekkür ederim. parmak kaç (parmak arkaya saklanıyor)
İşaret parmağım nerdesin
Buradayım efendim teşekkür ederim, parmak kaç
Orta, yüzük, serçe parmaklarda aynı şekilde devam ediyor
(Biz evde bunu şu şekilde oynardık.
Başparmağım, başparmağım nerdesin,
Burdayım
Bugün nasılsınız
Çok iyiyim efendim, iyi günler, günler.. diye bütün parmaklara oynardık)
ŞARKI
Ay dede ay dede
Evin nerede nerede
Dünya çocuk evinde evinde
TAVŞANIM
Tavşanım tavşanım minik tavşanım
Ayağında patikleri eskimiş
Yırtılmış tavşanım ağlar
Tavşan bana baksana
Tiki tiki yapsana
Avcı amca geliyor
Çabucak kaçsana
Otobüsün tekeri fır döndü
Tekerine tekerine kum doldu
Şoförüne şoförüne ne oldu
Bab ba ba bab
Bib bi bi bib
Vınnnnnn
ÖRÜMCEK (Şarkı)
Bak bak bak bak
Bir örümcek duvara çıkıyor hızlıca
Duvara çıkıyor
Ağını örüyor bir sağa bir sola sallanıyor
Sallan Sallan örümcek
Yaylan Yaylan örümcek
PARMAK OYUNU
Başparmağım, başparmağım nerdesin
Buradayım efendim teşekkür ederim. parmak kaç (parmak arkaya saklanıyor)
İşaret parmağım nerdesin
Buradayım efendim teşekkür ederim, parmak kaç
Orta, yüzük, serçe parmaklarda aynı şekilde devam ediyor
(Biz evde bunu şu şekilde oynardık.
Başparmağım, başparmağım nerdesin,
Burdayım
Bugün nasılsınız
Çok iyiyim efendim, iyi günler, günler.. diye bütün parmaklara oynardık)
ŞARKI
Ay dede ay dede
Evin nerede nerede
Dünya çocuk evinde evinde
TAVŞANIM
Tavşanım tavşanım minik tavşanım
Ayağında patikleri eskimiş
Yırtılmış tavşanım ağlar
Tavşan bana baksana
Tiki tiki yapsana
Avcı amca geliyor
Çabucak kaçsana
Öykü'nün ilk karnesini aldık:)
Anaokulunda her hafta için karne veriyorlar. Sonra scan edip eklerim ama şimdilik birkaç şey yazmak istiyorum.. Öğretmeni, günlük önemli detayları yazıyor,karnesinin arkasına... Fakat, bunları bizim bildiğimizden Öykünün haberi yok ve olmamalı, yoksa öğretmenine olan güveni sarsılırmış.
- Pazartesi günü, Öykü oyun oynarken, öğretmenim çişim geldi dedi ve koşarak tuvalete gittik, Arkadaşları ile çok güzel oynadı İngilizce dersine katılımı çok iyiydi.
- Salı günü sınıfa girince " öğretmenim, ben anneme kakam geldi dedim ve kakamı yaptım" dedi ve yemeklerinin hepsini yedi.
- Çarşamba günü ailelerimizi tanıtırken, benim annemin işi temizlik, babamın işi maç" dedi, uyku saatinde üzerini giydirmemi istedi, neden artık sen büyüdün deyince, " ama annem bana bebeğim diyor, ben bebeğim " dedi, (Nebahat hanım, bunu işaretlemiş özellikle,yani bebeğim demek yok artık:)
- Perşembe günü Öykü, öğretmenim ben bu okulda çok mutluum dedi. Etkinliklerimize keyifle katıldı.
- Cuma günü eğlence merkezinde çok eğlendi. Top havuzunda keyifle oynadı.
Nebahat hanımın notu: Kıyafetlerini kendisi giyinmesi için fırsat veriniz...
Öğrencilere tek tek sormuşlar? Sence Dünya Çocuk Evin neden geliyorsun ?
Kızımın cevabı : Çünkü babam işe gittiği için annemde...
Çocukların her biri öyle farklı cevaplar vermişlerki.. hepsi mantıklı, hepsi insanda tebessüm uyandırıyor.
Not: Öykü'nün yaptıklarını yazmayı çok sevdiğimden, günlük tuttuğumdan, Anaokulununda böyle birşey yapması beni çok ama çok mutlu etti...
- Pazartesi günü, Öykü oyun oynarken, öğretmenim çişim geldi dedi ve koşarak tuvalete gittik, Arkadaşları ile çok güzel oynadı İngilizce dersine katılımı çok iyiydi.
- Salı günü sınıfa girince " öğretmenim, ben anneme kakam geldi dedim ve kakamı yaptım" dedi ve yemeklerinin hepsini yedi.
- Çarşamba günü ailelerimizi tanıtırken, benim annemin işi temizlik, babamın işi maç" dedi, uyku saatinde üzerini giydirmemi istedi, neden artık sen büyüdün deyince, " ama annem bana bebeğim diyor, ben bebeğim " dedi, (Nebahat hanım, bunu işaretlemiş özellikle,yani bebeğim demek yok artık:)
- Perşembe günü Öykü, öğretmenim ben bu okulda çok mutluum dedi. Etkinliklerimize keyifle katıldı.
- Cuma günü eğlence merkezinde çok eğlendi. Top havuzunda keyifle oynadı.
Nebahat hanımın notu: Kıyafetlerini kendisi giyinmesi için fırsat veriniz...
Öğrencilere tek tek sormuşlar? Sence Dünya Çocuk Evin neden geliyorsun ?
Kızımın cevabı : Çünkü babam işe gittiği için annemde...
Çocukların her biri öyle farklı cevaplar vermişlerki.. hepsi mantıklı, hepsi insanda tebessüm uyandırıyor.
Not: Öykü'nün yaptıklarını yazmayı çok sevdiğimden, günlük tuttuğumdan, Anaokulununda böyle birşey yapması beni çok ama çok mutlu etti...
Kızımla dün masaldaki kahramanları taklit ettik. Özellikle en sevdiği Cemile serisinden..
Öykü, Cemile oldu, bende bazen anne, bazen baba, bazen teyze oldum.. Ve masallarda yer aldığı gibi konuştuk, hareketlerini yaptık.. Öykü, ilk kez yapıyor olmamıza rağmen çok iyiydi. Hatta bir masalla yetinmedi, 3-4 tanesini uyguladık. " Cemile banyo yapmak istemiyor" " Cemile Hastanede Yatıyor" " Cemile geceyi teyzesinde geçiriyor" " Cemile, uyumak istemiyor"... Çok eğlenceliydi..
Anaokulunun verdiği ödevi yaptık. Konu hayvanlardı ve kızım çok başarılıydı. Ödevimizi hatırladığım kadarıyla yazayım:
Ödev kitabının 135.sayfasını yapacaktık bu hafta.
Burada at, fil, aslan, kedi, köpek, tavşan resimleri ve altındada boş daireler vardı.
1- Resimdeki hayvanları tanıyormusun?
Öykü : Aslan, fil, kedi, köpek, tavşan,at... Hepsini bildimmmm dedi..
2- Peki, resimdeki hayvanlardan hangisi evde, hangisi doğada yaşar?
Biraz düşündükten sonra, yardımcı olsun diye, Yunus amcasında hangi hayvanların olduğunu sorunca, hemen hatırladı. " Kedi, köpek" bunlar evde yaşar, diğerlerini göstererek, bunlar yaşamaz dedi. Bunlar nerde yaşar kızım diye sorunca, " ormanda yaşar" dedi.
3- Evde yaşayabilen hayvanların resimlerinin altındaki boş daireleri işaratleyim mi?
Kedi ve köpeği işaretledi, ama boyama yapmayı seven kızım, ardından diğerlerinin altınıda işaretledi.
4- Peki evimizde hangi hayvanı beslememezi istersi diye sorduğumda da, bu sefer verdiği cevaplara tezat oluşturacak şekilde " aslan" dedi, sanırım bunu söylemesinin ardında, Aslan Kral ve Madagaskardaki Alex i çok sevmesi..
Önceki yıl hayvanat bahçesine gittiğimizi hatırlıyormusun diye sorduğumda, maşallah hatırladı ve kimlerle gittiğimizi tek tek söyledi. Peki orada hangi hayvanları görmüştük diye sorunca " Kutup ayısı, aslan, kaplan, fil, kuşlar...." dedi...
Bu Cuma da okulla birlikte gidecekler, babamız diyorki, bende gelmek istiyorum hayvanat bahçesine.. Öykü de diyorki, "hayırr sen büyüksün, sen gelemezsin" :)))))
Öykü, Cemile oldu, bende bazen anne, bazen baba, bazen teyze oldum.. Ve masallarda yer aldığı gibi konuştuk, hareketlerini yaptık.. Öykü, ilk kez yapıyor olmamıza rağmen çok iyiydi. Hatta bir masalla yetinmedi, 3-4 tanesini uyguladık. " Cemile banyo yapmak istemiyor" " Cemile Hastanede Yatıyor" " Cemile geceyi teyzesinde geçiriyor" " Cemile, uyumak istemiyor"... Çok eğlenceliydi..
Anaokulunun verdiği ödevi yaptık. Konu hayvanlardı ve kızım çok başarılıydı. Ödevimizi hatırladığım kadarıyla yazayım:
Ödev kitabının 135.sayfasını yapacaktık bu hafta.
Burada at, fil, aslan, kedi, köpek, tavşan resimleri ve altındada boş daireler vardı.
1- Resimdeki hayvanları tanıyormusun?
Öykü : Aslan, fil, kedi, köpek, tavşan,at... Hepsini bildimmmm dedi..
2- Peki, resimdeki hayvanlardan hangisi evde, hangisi doğada yaşar?
Biraz düşündükten sonra, yardımcı olsun diye, Yunus amcasında hangi hayvanların olduğunu sorunca, hemen hatırladı. " Kedi, köpek" bunlar evde yaşar, diğerlerini göstererek, bunlar yaşamaz dedi. Bunlar nerde yaşar kızım diye sorunca, " ormanda yaşar" dedi.
3- Evde yaşayabilen hayvanların resimlerinin altındaki boş daireleri işaratleyim mi?
Kedi ve köpeği işaretledi, ama boyama yapmayı seven kızım, ardından diğerlerinin altınıda işaretledi.
4- Peki evimizde hangi hayvanı beslememezi istersi diye sorduğumda da, bu sefer verdiği cevaplara tezat oluşturacak şekilde " aslan" dedi, sanırım bunu söylemesinin ardında, Aslan Kral ve Madagaskardaki Alex i çok sevmesi..
Önceki yıl hayvanat bahçesine gittiğimizi hatırlıyormusun diye sorduğumda, maşallah hatırladı ve kimlerle gittiğimizi tek tek söyledi. Peki orada hangi hayvanları görmüştük diye sorunca " Kutup ayısı, aslan, kaplan, fil, kuşlar...." dedi...
Bu Cuma da okulla birlikte gidecekler, babamız diyorki, bende gelmek istiyorum hayvanat bahçesine.. Öykü de diyorki, "hayırr sen büyüksün, sen gelemezsin" :)))))
Çok şükürrrr, sonunda tuvaleti öğrendik, Kızım artık çişi gelince söylüyor ve tuvalete gidiyoruz, oh ben ne kadar güzel bir duymuymuş bu... Aferin bitanem, biraz geç oldu ama iyi oldu:)))
Bugünde, Anaokulu; http://www.goffret.org/anasayfa.asp ye götürdüler. Acaba ne yaptı bitanem, umarım eğlenmiştir..
Sabah, babası kızımı bırakırken, öğretmeni o ara başka çocukla ilgileniyormuş, Öykünün hemen suratı asılmış, gözleri dolmuş, benimle ilgilenmiyor diye. Ama öğretmen, hemen Öyküyle konuşmaya ve okşamaya başlayınca, hemen unutmuş, yüzünde gülücükler saçmaya devam etmiş.:))))
Bugünde, Anaokulu; http://www.goffret.org/anasayfa.asp ye götürdüler. Acaba ne yaptı bitanem, umarım eğlenmiştir..
Sabah, babası kızımı bırakırken, öğretmeni o ara başka çocukla ilgileniyormuş, Öykünün hemen suratı asılmış, gözleri dolmuş, benimle ilgilenmiyor diye. Ama öğretmen, hemen Öyküyle konuşmaya ve okşamaya başlayınca, hemen unutmuş, yüzünde gülücükler saçmaya devam etmiş.:))))
ödevimizi yaptık
Önceki gün bahsettiğim kitaptaki 19.sayfa ödevimizdi. Ödevimiz neydi..
Ben Şeker, üç kişilik bir aileyiz, annem...., babam.........
Sende bize aileni anlatırmısın???
İlk gün kitabı gören kızım çok mutlu olmuştu, anne benim kitabım demişti ve içindeki aktiviteleri görüp, bildiklerini göstermişti, ama onu saklamam gerekiyordu, çünkü her hafta bir ödev yapmamız gerekiyordu. Kitaptaki sayfalarda, sayfa sayfa kullanılabiliyor.
Akşam, oyuncaklarla oynarken, üçümüz birlikteyken, ödevimizi yapmaya başladık.
- Öykücüm, baba ne iş yapar, " Bilgisayar bakar"
- Öykücüm, anne ne iş yapar " Temizlik yapar, yemek yapar, masal okur, su getirir, oyun oynar.....:) "
- Öykücüm kaç yaşındasın " 3"
- Öykücüm hangi okula gidiyorsun " Dünya Çocuk Evi'ne"
- Öykücüm mutlumusun " Eveett, hemde çok" (Abartmıyorum valla aynen söyledi)
- Biz üçümüz birlikte neler yaparız. "Büyükbabalarda toplanırız:)))"
Daha birçok soru sordum, aklımda kalanlar bunlar. Zaten biraz zaman geçince Öykü de sıkıldı, sorduğum halde cevap vermedi:)
Sabah ödevimizi teslim ettik. Öğretmeni ne düşünecek, başarılımıydık, yada ben Öykümle olan diyaloğumuzu güzel kaleme aldımmı bilemiyorum, ama şunu biliyorumki, bitanem, bizimle olmaktan çok mutlu..
Akşamki oyunlarımızda : Lego dan ev, kale, silah vs.. yapmaktı.. Legolarla oynamayı çok seviyor, Renkleri ayırıyor. Kırmızı, mavi, yeşil, sarı, beyaz renkleri çok iyi tanıyor....
Oğuz'lara gitmesek, daha birsürü oyun oynardık, bakalım bugün neler yapacağız..
Tuvalet konusuna gelince, dün akşam odasındayken, baktımki altını ıslatmış, yüzüm asıldı,
" Anne, kızdın mı " dedi, bende evet dedim Neden dedi, çünkü dedim, okulda öğretmenine söylüyorsun ve sorunsuz tuvalete gidiyorsun, ama evde bana bunu yapmıyorsun, çok üzülüyorum dedim, hemen anne çişim var dedi ve içinde tuttuğu çişi tuvalete gelince bıraktı:))))
Ben Şeker, üç kişilik bir aileyiz, annem...., babam.........
Sende bize aileni anlatırmısın???
İlk gün kitabı gören kızım çok mutlu olmuştu, anne benim kitabım demişti ve içindeki aktiviteleri görüp, bildiklerini göstermişti, ama onu saklamam gerekiyordu, çünkü her hafta bir ödev yapmamız gerekiyordu. Kitaptaki sayfalarda, sayfa sayfa kullanılabiliyor.
Akşam, oyuncaklarla oynarken, üçümüz birlikteyken, ödevimizi yapmaya başladık.
- Öykücüm, baba ne iş yapar, " Bilgisayar bakar"
- Öykücüm, anne ne iş yapar " Temizlik yapar, yemek yapar, masal okur, su getirir, oyun oynar.....:) "
- Öykücüm kaç yaşındasın " 3"
- Öykücüm hangi okula gidiyorsun " Dünya Çocuk Evi'ne"
- Öykücüm mutlumusun " Eveett, hemde çok" (Abartmıyorum valla aynen söyledi)
- Biz üçümüz birlikte neler yaparız. "Büyükbabalarda toplanırız:)))"
Daha birçok soru sordum, aklımda kalanlar bunlar. Zaten biraz zaman geçince Öykü de sıkıldı, sorduğum halde cevap vermedi:)
Sabah ödevimizi teslim ettik. Öğretmeni ne düşünecek, başarılımıydık, yada ben Öykümle olan diyaloğumuzu güzel kaleme aldımmı bilemiyorum, ama şunu biliyorumki, bitanem, bizimle olmaktan çok mutlu..
Akşamki oyunlarımızda : Lego dan ev, kale, silah vs.. yapmaktı.. Legolarla oynamayı çok seviyor, Renkleri ayırıyor. Kırmızı, mavi, yeşil, sarı, beyaz renkleri çok iyi tanıyor....
Oğuz'lara gitmesek, daha birsürü oyun oynardık, bakalım bugün neler yapacağız..
Tuvalet konusuna gelince, dün akşam odasındayken, baktımki altını ıslatmış, yüzüm asıldı,
" Anne, kızdın mı " dedi, bende evet dedim Neden dedi, çünkü dedim, okulda öğretmenine söylüyorsun ve sorunsuz tuvalete gidiyorsun, ama evde bana bunu yapmıyorsun, çok üzülüyorum dedim, hemen anne çişim var dedi ve içinde tuttuğu çişi tuvalete gelince bıraktı:))))
İlk veli toplantısını yaptık:))))
haha
Dün akşam, iş çıkışı, Dünya Çocuk Evine gittim, çokta heyecanlıydım. Çünkü bu kızımın ilk veliler toplantısıydı. İşyerindekiler, benim bu olayı önemsememden dolayı, ne kadar dalga geçselerde, sonuçta bu benim ilkimdi. Toplantıda neler konuşulacaktı, kızımın sosyal derslerine kimler girecekti, kızım nasıldı.....???
Her yaş grubunun velisi vardı. Bulut, Aydede, Güneş ve Yıldız Grubu.. Bulut ve Aydede grubu 3 yaş, Güneş Grubu 4-5 yaş, Yıldız Grubu ise 6 Yaş...
Nebahat Hanım, çok iyi bir eğitimci ve açıksözlü. Biz velilere kızmazı gerektiği yerlerde kızdı, çoğu yerde güldürdü..
Aklımda kalanları aktarmaya çalışayım:
- Nebahat öğretmenin yayınlamış olduğu,
kitapla her hafta anne ve baba olarak bize birer ödev verilecekmiş, ve biz bu ödevi yapıp, okula gönderecekmişiz ve onu panoya asacaklarmış, Nebahat hanım diyorki, isterseniz yapmayın, ama burada çocuğunuz ödevin yapılmadığını söylediğindeki, düştüğü durumu düşünmenizide isterim diyor. Çocukla ilgilenmek, onu alışveriş merkezine götürmek, tv izletmet, bilgisayar oynatmak değil diyor, ben bu kitabı 20 yıllık deneyimle hazırladım ve geçmişte velilerimize verdiğimiz ödevler diyor. Gerçektende 11 yıl önce çocuğunu gönderen anne, bu yılda ikinci çocuğunu getiriyormuş buraya ve diyorki, biz bize verilen o ödevlerinizi hiç unutmadık, çok güzel oluyordu diyor.. Tabi sene sonunda, çocuğa karne verirlerken, aileyede karne veriyorlarmış, umarım bizimde karnemiz pekiyi gelir:)))))
- Aslında, 3-4 yaşa girip girmeyeceği her ne kadar belli olmasada (çünkü Özgür öğretmen, çocukların durumuna bakacak, bu dans, 7 yaştan sonra öğretiliyormuş, bizde inşallah girer diyoruz) Linedance dersleri olacak. Kısaca Linedance
Kısaca Line Dance; eş şartı gerektirmeyen (aynı zamanda çiftli yapılabilen), bütün ritimleri bünyesinde bulunduran (cha cha, waltz, tango, salsa, rumba, mambo, rock ‘n’ roll, swing, ...) 1 saat gibi kısa bir sürede 1 dans öğrenilebilen tek dans türüdür. 1992 yılından itibaren popüler olmaya başlamasına karşın neredeyse bütün ülkelerde hızlı bir şekilde yayılmaya başlamıştır.
Niçin Line Dance?
Line Dance ile yapılacak hareketler sonucu Line Dance’i yapan kişiler sağlıkları açısından önemli yer tutacak şekilde egzersiz yapmış olacaklardır.Vücut sağlıklarının bu şekilde gelişmesi ile huzurlu bir psikolojik yapıya da sahip olacaklardır. Bu da Line Dance’i yapan kişilerin yaşam kalitesini arttıracaktır.Ayrıca dans öğrenmenin zor bir şey olduğu fikrinin Line Dance ile yıkılması sonucu herkes dans etmeye başlayabilecek ve bu da ülkemizin sosyal ve kültürel anlamda ilerlemesi açısından önemli bir yer tutacaktır.
Line Dance'in Temel Özellikleri?
Line Dance, bir müzik parçası eşliğinde belli adımların tekrar edilmesinden oluşan bir dans türüdür. Line Dance’ler üç şeye göre tanımlanır: Zorluk derecesi, Duvarlar, SayıZorluk Derecesi genel hatları ile; başlangıç düzeyi (öğrenmesi kolay ve basit dans), orta düzey, (daha zor, hızlı müzikler olmasına rağmen ustalık ve dikkat isteyen adımlar gerektirmeyen), gelişmiş düzey, (ustalık ve dikkat isteyen adımlar gerektiren ve/veya hızlı müzik) olarak üçe ayrılır.Duvarlar genel olarak ilk yöne geri gelmek için ne kadar dönüş yapılması gerektiğini gösteren bir birimdir ve duvar sayıları 1, 2 yada 4 olarak hesaplanmıştır.Sayı ise bir duvarı tamamlamak için gereken adım sayısını ifade eden bir kavramdır.Genel olarak şunu diyebiliriz ki bir Line Dance koreografisindeki hatırlanması gereken adım sayısı ve zorluğu ne kadar çok olur ise, o dans koreografisinin seviyesi o kadar yüksek olur.
Türkiye'de Line Dance:
Country Kulüb G.S.D., Türkiye’nin tek Line Dance eğitmeni ve Koreografı Özgür TAKAÇ "Oscar" önderliğinde 2006 yılında Batıkent-Ankara’da kurulup Line Dance eğitimlerine başlamıştır.
Umarım 3-4 yaş grubunada girerlerde, bu güzel dansları bizim çocuklarımızda öğrenirler. Artık bu yıl olmazsa, seneye ...
- İngilizce öğretmeniyle tanıştık, Oda bize haftalık bülten verecekmiş, ne yapmamız gerektiği konusunda, 3 yaş grubu, İngilizce derslerine fasülye grup olarak yani sadece dinleyici olarak girecekmiş, (ama Öykü'nün dün İngilizce dersi vardı ve Yabit (bize maymun olduğunu söyledi) dedi, anne Yabit, muz alıyor ve yiyor..)
- Orff yöntemiyle ders alacaklarmış, o öğretmenin adıda Nejla öğretmenmiş. Oda çok bilinçli ve bu okulla 10 yılı aşkın çalışan, Türkçesi düzgün bir öğretmen...
- Nebahat hanım diyorki, çocuğunuzu buradan alınca, çıkar çıkmaz, günün nasıl geçti, neler yaptın diye soruyor, anlatmasını bekliyorsunuz, siz peki, işyerinizde gününüzün nasıl geçtiğini anlatıyormusunuz ki, çocuğunuzdan bunu bekliyorsunuz diyor.. Bencede çok doğru söylüyor.. Öykü'ye sorduğum zaman cevap vermiyor ama herhangi birşeyde, " anne biliyormusun, şu şöyle oldu, bu böyle oldu" diye anlatıyor, bazen oynadığımız evciliklerde bunu gösteriyor.
- Yaklaşık 2 saat kadar sürdü toplantı. Diğer anaokullarındaki gibi, birsürü kırtasiye malzemesi istemiyorlar.
- Dünya Çocuk evine yazdırdığımız için, kendimizi çok şanslı hissediyorum, çünkü gerçekten, çok iyi bir okul. Öğretmenlerlede konuştukça, daha da iyi anlıyorum. Nebahat Hanım, özellikle, öyle bir yönetici, öyle bir öğretmen olduktan sonra, umuyorum ki, kızımızı istediğimiz gibi yetiştireceğiz.
- Artık okulda tuvalet sorunu kalmadı bitanemin, evde de, çişini tutuyor, fakat artık tutamayacak duruma gelince, anne yapıyorum diyor ve tuvalete gidene kadar altına yapmış oluyor:))))) Ama biliyorum bugünlerde geçecek..
- Öykü, hergün yeni bir şarkı öğreniyor ve evde söylüyor,
Aklımda kalanlar şunlar
" Otobüsün tekeri, fır döndü, fır döndü.... Otobüsün tekerinde, otobüsün tekerinde ne vaaaarrr? Kummm...Vıınnnn"
" Bugün erkenden kalktım, kalbim pıt pıt ediyor, çünkü okulum başlıyorrrr"
" Ellerini dürbün yaparak " uslu bir çocuk bakıyorum,, hım buldum, (sonrada gel gel işaretiyle karşısındakini çağırıyor)"
" Örümcekle ilgili bir şarkısı var ama net hatırlamıyorum
" Öğretmenim canım ,benim, seni ben pek çok severim (Hatta evde ben bu şarkıyı söyleyince, Öykü dediki, " anne, biliyomusun, okulda öğretmende bu şarkıyı söylüyor"...

Dün akşam, iş çıkışı, Dünya Çocuk Evine gittim, çokta heyecanlıydım. Çünkü bu kızımın ilk veliler toplantısıydı. İşyerindekiler, benim bu olayı önemsememden dolayı, ne kadar dalga geçselerde, sonuçta bu benim ilkimdi. Toplantıda neler konuşulacaktı, kızımın sosyal derslerine kimler girecekti, kızım nasıldı.....???
Her yaş grubunun velisi vardı. Bulut, Aydede, Güneş ve Yıldız Grubu.. Bulut ve Aydede grubu 3 yaş, Güneş Grubu 4-5 yaş, Yıldız Grubu ise 6 Yaş...
Nebahat Hanım, çok iyi bir eğitimci ve açıksözlü. Biz velilere kızmazı gerektiği yerlerde kızdı, çoğu yerde güldürdü..
Aklımda kalanları aktarmaya çalışayım:
- Nebahat öğretmenin yayınlamış olduğu,
kitapla her hafta anne ve baba olarak bize birer ödev verilecekmiş, ve biz bu ödevi yapıp, okula gönderecekmişiz ve onu panoya asacaklarmış, Nebahat hanım diyorki, isterseniz yapmayın, ama burada çocuğunuz ödevin yapılmadığını söylediğindeki, düştüğü durumu düşünmenizide isterim diyor. Çocukla ilgilenmek, onu alışveriş merkezine götürmek, tv izletmet, bilgisayar oynatmak değil diyor, ben bu kitabı 20 yıllık deneyimle hazırladım ve geçmişte velilerimize verdiğimiz ödevler diyor. Gerçektende 11 yıl önce çocuğunu gönderen anne, bu yılda ikinci çocuğunu getiriyormuş buraya ve diyorki, biz bize verilen o ödevlerinizi hiç unutmadık, çok güzel oluyordu diyor.. Tabi sene sonunda, çocuğa karne verirlerken, aileyede karne veriyorlarmış, umarım bizimde karnemiz pekiyi gelir:)))))- Aslında, 3-4 yaşa girip girmeyeceği her ne kadar belli olmasada (çünkü Özgür öğretmen, çocukların durumuna bakacak, bu dans, 7 yaştan sonra öğretiliyormuş, bizde inşallah girer diyoruz) Linedance dersleri olacak. Kısaca Linedance
Kısaca Line Dance; eş şartı gerektirmeyen (aynı zamanda çiftli yapılabilen), bütün ritimleri bünyesinde bulunduran (cha cha, waltz, tango, salsa, rumba, mambo, rock ‘n’ roll, swing, ...) 1 saat gibi kısa bir sürede 1 dans öğrenilebilen tek dans türüdür. 1992 yılından itibaren popüler olmaya başlamasına karşın neredeyse bütün ülkelerde hızlı bir şekilde yayılmaya başlamıştır.
Niçin Line Dance?
Line Dance ile yapılacak hareketler sonucu Line Dance’i yapan kişiler sağlıkları açısından önemli yer tutacak şekilde egzersiz yapmış olacaklardır.Vücut sağlıklarının bu şekilde gelişmesi ile huzurlu bir psikolojik yapıya da sahip olacaklardır. Bu da Line Dance’i yapan kişilerin yaşam kalitesini arttıracaktır.Ayrıca dans öğrenmenin zor bir şey olduğu fikrinin Line Dance ile yıkılması sonucu herkes dans etmeye başlayabilecek ve bu da ülkemizin sosyal ve kültürel anlamda ilerlemesi açısından önemli bir yer tutacaktır.
Line Dance'in Temel Özellikleri?
Line Dance, bir müzik parçası eşliğinde belli adımların tekrar edilmesinden oluşan bir dans türüdür. Line Dance’ler üç şeye göre tanımlanır: Zorluk derecesi, Duvarlar, SayıZorluk Derecesi genel hatları ile; başlangıç düzeyi (öğrenmesi kolay ve basit dans), orta düzey, (daha zor, hızlı müzikler olmasına rağmen ustalık ve dikkat isteyen adımlar gerektirmeyen), gelişmiş düzey, (ustalık ve dikkat isteyen adımlar gerektiren ve/veya hızlı müzik) olarak üçe ayrılır.Duvarlar genel olarak ilk yöne geri gelmek için ne kadar dönüş yapılması gerektiğini gösteren bir birimdir ve duvar sayıları 1, 2 yada 4 olarak hesaplanmıştır.Sayı ise bir duvarı tamamlamak için gereken adım sayısını ifade eden bir kavramdır.Genel olarak şunu diyebiliriz ki bir Line Dance koreografisindeki hatırlanması gereken adım sayısı ve zorluğu ne kadar çok olur ise, o dans koreografisinin seviyesi o kadar yüksek olur.
Türkiye'de Line Dance:
Country Kulüb G.S.D., Türkiye’nin tek Line Dance eğitmeni ve Koreografı Özgür TAKAÇ "Oscar" önderliğinde 2006 yılında Batıkent-Ankara’da kurulup Line Dance eğitimlerine başlamıştır.
Umarım 3-4 yaş grubunada girerlerde, bu güzel dansları bizim çocuklarımızda öğrenirler. Artık bu yıl olmazsa, seneye ...
- İngilizce öğretmeniyle tanıştık, Oda bize haftalık bülten verecekmiş, ne yapmamız gerektiği konusunda, 3 yaş grubu, İngilizce derslerine fasülye grup olarak yani sadece dinleyici olarak girecekmiş, (ama Öykü'nün dün İngilizce dersi vardı ve Yabit (bize maymun olduğunu söyledi) dedi, anne Yabit, muz alıyor ve yiyor..)
- Orff yöntemiyle ders alacaklarmış, o öğretmenin adıda Nejla öğretmenmiş. Oda çok bilinçli ve bu okulla 10 yılı aşkın çalışan, Türkçesi düzgün bir öğretmen...
- Salı günleri de seramik-kil dersleri var, bakalım bugün neler yapacaklar
- Nebahat hanım diyorki, çocuğunuzu buradan alınca, çıkar çıkmaz, günün nasıl geçti, neler yaptın diye soruyor, anlatmasını bekliyorsunuz, siz peki, işyerinizde gününüzün nasıl geçtiğini anlatıyormusunuz ki, çocuğunuzdan bunu bekliyorsunuz diyor.. Bencede çok doğru söylüyor.. Öykü'ye sorduğum zaman cevap vermiyor ama herhangi birşeyde, " anne biliyormusun, şu şöyle oldu, bu böyle oldu" diye anlatıyor, bazen oynadığımız evciliklerde bunu gösteriyor.
- Yaklaşık 2 saat kadar sürdü toplantı. Diğer anaokullarındaki gibi, birsürü kırtasiye malzemesi istemiyorlar.
- Dünya Çocuk evine yazdırdığımız için, kendimizi çok şanslı hissediyorum, çünkü gerçekten, çok iyi bir okul. Öğretmenlerlede konuştukça, daha da iyi anlıyorum. Nebahat Hanım, özellikle, öyle bir yönetici, öyle bir öğretmen olduktan sonra, umuyorum ki, kızımızı istediğimiz gibi yetiştireceğiz.
- Artık okulda tuvalet sorunu kalmadı bitanemin, evde de, çişini tutuyor, fakat artık tutamayacak duruma gelince, anne yapıyorum diyor ve tuvalete gidene kadar altına yapmış oluyor:))))) Ama biliyorum bugünlerde geçecek..
- Öykü, hergün yeni bir şarkı öğreniyor ve evde söylüyor,
Aklımda kalanlar şunlar
" Otobüsün tekeri, fır döndü, fır döndü.... Otobüsün tekerinde, otobüsün tekerinde ne vaaaarrr? Kummm...Vıınnnn"
" Bugün erkenden kalktım, kalbim pıt pıt ediyor, çünkü okulum başlıyorrrr"
" Ellerini dürbün yaparak " uslu bir çocuk bakıyorum,, hım buldum, (sonrada gel gel işaretiyle karşısındakini çağırıyor)"
" Örümcekle ilgili bir şarkısı var ama net hatırlamıyorum
" Öğretmenim canım ,benim, seni ben pek çok severim (Hatta evde ben bu şarkıyı söyleyince, Öykü dediki, " anne, biliyomusun, okulda öğretmende bu şarkıyı söylüyor"...
Bayram..
Gelelim bayramımıza....
Sabahtan, " annecim, bugün bayram ve bugün senin doğum günün " diyerek uyandırdım. Önce doğum gününü kutladık babanla, ardından, sana da nasıl bayramlaşılacağını gösterdik. Canım benim, öyle akıllısınki, gösterdiğimiz gibi bütün büyüklerinin ellerini öptün ve harçlıklarını da aldın:) (Baban, o parayla benzin alacağım diyor ve sen hayııyyyy ben oyuncak alıcam diye ağlıyorsun)
Hazırlanıp, babaannenlere gittik, Bahar halanda oradaydı, daha sonra da Hülya halanlar geldi. Birkaç saat oturduk, sen büyüklerin ellerinden öptün, onlara önce kolonya, sonrada çikolata ikram ettin, ama çikolataları tek tek kendin verdin:))) Oğuzla oynadın, şımardınız ...
Ardında anneannenlere geçtik, orada dayınlar ve Yunus Amcamlar vardı. Orada da yine aynı şekilde el öptün ve kolonya şeker dağıttın, annenin evindeki oyuncaklarla ve teyzelerinin odalarındaki oyuncaklarla oynadın..
Evimize geldikten sonra, akşamına doğum günün kutlandı. Sağolsunlar, yine halalar, teyzeler, babaanneler, ananeler, yine çok kalabalıktık, bu doğum günündeki güzellik ise, senin herkesi gidip öpmen, sarılman oldu.. Tabi hediyelerin herbirini ayı ayrı merak edip açman ayrı...
Ertesi gün, Bahar Halana, ardından Acity Alışveriş Merkezine, ardından Mecit Dayımlara, Oradan Akif abimlere geçtik, oradaki çocuklarla (Ekinsu, Berna) oynadın, evimize gelincede, Erhan dayınlar, ardındanda Yunus amcamlar geldi ve sen Zepnep Elayı bu sefer daha çok sevdin, öptün, sarıldın, fakat yine oyuncaklarını vermedin:) Yunus amcamla çok güzel oynadın, ona ayrı bir düşkünsün ,tabi birde Nuyan teyzene..
Üçüncü günde, babanın dayısı Hacı dayıya gittik, orada da yeni aldığın ördeklerle oynadın, evimize gelirken, yolda uyudun, uyandığında, Buz devrini izlerken, İbrahim abin ve Tuğra ablan geldiler, Tuğra ablanı çok sevdin,onunla oyun oynadın, o yanında yoksa onu çağırdın.. Ardından da Sevda ve Kasımlar (1.5 yaşndaki Zeynep ) geldiler. Zeyneplede oynadın.. Misafirlerimiz gidince, önce sen, ardından da biz Hülya halanlara geçtik. Şarkılar, tekerlemeler, oyunlar, neler neler.. Öyle neşeli, öyle güzel oynuyorsunki anlatamam canım kızım benim..
Bayramda senden aklımda kalanlar:
Anaokulunda, tuvalete gitmen gayet düzenliyken, bayram boyunca, çişini ve kakanı hep tuttun, yaparkende ağlayarak, altına yaptın çişini...
Bahar halan ve Sinan bizdelerdi, Bahar halana çikolata ikram ettin, Sinan abiye etmedin, nedenini sorunca " Ben onu tanımıyorumki " dedin ve ben koptum...
Beş parmakla Başparmak acıkmış, işaret parmak, hava (ava) çıkmış, ortaparmak yemek pişirmiş, yüzük parmak, yardım etmiş, serçe parmakta hırsızlık yapmış, vurmuşlar, vurmuşlar küçücük kalmııışşş. (öyle güzel anlatıyorsunki anlatamam..)
Sabahtan, " annecim, bugün bayram ve bugün senin doğum günün " diyerek uyandırdım. Önce doğum gününü kutladık babanla, ardından, sana da nasıl bayramlaşılacağını gösterdik. Canım benim, öyle akıllısınki, gösterdiğimiz gibi bütün büyüklerinin ellerini öptün ve harçlıklarını da aldın:) (Baban, o parayla benzin alacağım diyor ve sen hayııyyyy ben oyuncak alıcam diye ağlıyorsun)
Hazırlanıp, babaannenlere gittik, Bahar halanda oradaydı, daha sonra da Hülya halanlar geldi. Birkaç saat oturduk, sen büyüklerin ellerinden öptün, onlara önce kolonya, sonrada çikolata ikram ettin, ama çikolataları tek tek kendin verdin:))) Oğuzla oynadın, şımardınız ...
Ardında anneannenlere geçtik, orada dayınlar ve Yunus Amcamlar vardı. Orada da yine aynı şekilde el öptün ve kolonya şeker dağıttın, annenin evindeki oyuncaklarla ve teyzelerinin odalarındaki oyuncaklarla oynadın..
Evimize geldikten sonra, akşamına doğum günün kutlandı. Sağolsunlar, yine halalar, teyzeler, babaanneler, ananeler, yine çok kalabalıktık, bu doğum günündeki güzellik ise, senin herkesi gidip öpmen, sarılman oldu.. Tabi hediyelerin herbirini ayı ayrı merak edip açman ayrı...
Ertesi gün, Bahar Halana, ardından Acity Alışveriş Merkezine, ardından Mecit Dayımlara, Oradan Akif abimlere geçtik, oradaki çocuklarla (Ekinsu, Berna) oynadın, evimize gelincede, Erhan dayınlar, ardındanda Yunus amcamlar geldi ve sen Zepnep Elayı bu sefer daha çok sevdin, öptün, sarıldın, fakat yine oyuncaklarını vermedin:) Yunus amcamla çok güzel oynadın, ona ayrı bir düşkünsün ,tabi birde Nuyan teyzene..
Üçüncü günde, babanın dayısı Hacı dayıya gittik, orada da yeni aldığın ördeklerle oynadın, evimize gelirken, yolda uyudun, uyandığında, Buz devrini izlerken, İbrahim abin ve Tuğra ablan geldiler, Tuğra ablanı çok sevdin,onunla oyun oynadın, o yanında yoksa onu çağırdın.. Ardından da Sevda ve Kasımlar (1.5 yaşndaki Zeynep ) geldiler. Zeyneplede oynadın.. Misafirlerimiz gidince, önce sen, ardından da biz Hülya halanlara geçtik. Şarkılar, tekerlemeler, oyunlar, neler neler.. Öyle neşeli, öyle güzel oynuyorsunki anlatamam canım kızım benim..
Bayramda senden aklımda kalanlar:
Anaokulunda, tuvalete gitmen gayet düzenliyken, bayram boyunca, çişini ve kakanı hep tuttun, yaparkende ağlayarak, altına yaptın çişini...
Bahar halan ve Sinan bizdelerdi, Bahar halana çikolata ikram ettin, Sinan abiye etmedin, nedenini sorunca " Ben onu tanımıyorumki " dedin ve ben koptum...
Beş parmakla Başparmak acıkmış, işaret parmak, hava (ava) çıkmış, ortaparmak yemek pişirmiş, yüzük parmak, yardım etmiş, serçe parmakta hırsızlık yapmış, vurmuşlar, vurmuşlar küçücük kalmııışşş. (öyle güzel anlatıyorsunki anlatamam..)
Doğum günün kutlu olsun bebeğim...
Gönderen
öykü özdemir
Etiketler:
Özel Günler
/
Comments: (0)
Canım kızım, bitanem, 20 Eylül doğum günündü. 3.yaşınıda geride bıraktık..Bir gün öncesinden Anaokulunda kutladınız. Resimlerinden gördüğüm kadarıyla çok mutlu olmuşsun bitanem..
Zaman ne çabuk geçiyor, daha dün gibi doğduğun gün aklımda.. Minicik, sevgiye, ilgiye muhtaç, gerçi şuandada hiç farkın yok ama...
Sen doğduğundan beri, hayat daha hızlı akıyor, zaman daha çabuk geçiyor, fotoğraflarına bakıyorum, şimdiki haline bakıyorum.. Çok duygulanıyorum.. Şimdi karşımda her istediğini söyleyen, şımaran, bağıran, ağlayan, sevgisini gösteren, masum, inat, sevimli, güleryüzlü, dünya güzeli bir kızım var.. Allahım sana nice güzel yıllar göstersin, sağlıklı, güzel bir ömrün olsun güzel kızım... Seni Çok ama çok seviyoruz meleğim..
Zaman ne çabuk geçiyor, daha dün gibi doğduğun gün aklımda.. Minicik, sevgiye, ilgiye muhtaç, gerçi şuandada hiç farkın yok ama...
Sen doğduğundan beri, hayat daha hızlı akıyor, zaman daha çabuk geçiyor, fotoğraflarına bakıyorum, şimdiki haline bakıyorum.. Çok duygulanıyorum.. Şimdi karşımda her istediğini söyleyen, şımaran, bağıran, ağlayan, sevgisini gösteren, masum, inat, sevimli, güleryüzlü, dünya güzeli bir kızım var.. Allahım sana nice güzel yıllar göstersin, sağlıklı, güzel bir ömrün olsun güzel kızım... Seni Çok ama çok seviyoruz meleğim..
Neler yapıyor..
Kızımın anaokulunda öğrendikleri
Artık çişimizi tuvalete yapıyoruz, bezden kurtulduk.. Yuppiii..
Otobüsün tekerinde ne var.. Kum... Kum.. Vınnn vınnn.. ile Örümcekle ilgili bir şarkı var ama net hatırlamıyorum onları çok güzel söylüyor,
Yemek yemeden önce Anaokulunda söylenen duanın ilk iki kelimesini söylüyor, " Yemeğimi yemeden, el açtım kanrım (tanrım) sana " afiyet olsuuunnn...
Beste, Ömer, Doruk, Alp, Ege adlı arkadaşları var. Ömerden şikayet ediyor Anne, Ömer benimle konuşmuyor, Besteyle konuşuyor diyor:)):))
Bugün Anaokulunda erken doğum günü partisi yapacaklar. Aslında orda olmayı çok isterdim. Ama orada yalnız kutlaması daha iyi, zaten bayramın ilk günü doğum gününü kutlayacağız kızımın hayırlısıyla, maşallah 3 te bitti. Daha nice güzel senelere..
Dışardan gelince ayakkabısını çıkartıp, ikisini de tutup bir kenara koyuyor,
Bebekleriyle yada diğer oyuncaklarıyla çok güzel oynuyor, evde bulduğu ne varsa, onları oyuncak yapıp, değişik karakterlere büründürüyor..
Artık çişimizi tuvalete yapıyoruz, bezden kurtulduk.. Yuppiii..
Otobüsün tekerinde ne var.. Kum... Kum.. Vınnn vınnn.. ile Örümcekle ilgili bir şarkı var ama net hatırlamıyorum onları çok güzel söylüyor,
Yemek yemeden önce Anaokulunda söylenen duanın ilk iki kelimesini söylüyor, " Yemeğimi yemeden, el açtım kanrım (tanrım) sana " afiyet olsuuunnn...
Beste, Ömer, Doruk, Alp, Ege adlı arkadaşları var. Ömerden şikayet ediyor Anne, Ömer benimle konuşmuyor, Besteyle konuşuyor diyor:)):))
Bugün Anaokulunda erken doğum günü partisi yapacaklar. Aslında orda olmayı çok isterdim. Ama orada yalnız kutlaması daha iyi, zaten bayramın ilk günü doğum gününü kutlayacağız kızımın hayırlısıyla, maşallah 3 te bitti. Daha nice güzel senelere..
Dışardan gelince ayakkabısını çıkartıp, ikisini de tutup bir kenara koyuyor,
Bebekleriyle yada diğer oyuncaklarıyla çok güzel oynuyor, evde bulduğu ne varsa, onları oyuncak yapıp, değişik karakterlere büründürüyor..
Öykü, neler yapıyor....
- Aferin sana, maşallah...
- Anne, seni çok özleyeceğim, kreşteyken hep seni düşüneceğim..
- Şunu verirmisin lüften anne...
- Hakuna matata, üzülme..,
istersen dağlar, dağlar..yerinden oynar oynar....
lay lay lom.. çok şükür dostlar, benimde artık bir sevgilim vayy... adlı şarkıları söylüyor.
- Ali dışarı çıkmış, başparmak kaldırıyor, sağa bakmış (sağa bakıyor) kimse yok, sola bakmış kimse yok, sonra arkadaşı çıkıyor.... vs.. gibi oyun öğrenmiş, evde onu oynuyor.
- Caniy,caniy,, diyerek halay çekiyor, çektiriyor..
- oyuncak evleriyle, okulculuk oynamak hobimiz.
- Yatmadan önce en az 10-20 masalı kendisi okuyor, anlatıyor, sonrada anne okuyor, artık bazen ikinci, bazen üçüncü masalda uykuya dalıyor, oyun oynayacağım diye, uyumuyor:):)
- Bu aralar en favori filmi, Aslan Kral...
- Koltukların minderlerini aşağıya indirerek, ev yapıyor, minderlerinde sıçrıyor..
- Neden'li sorularımız çok var.
- Anne, seni çok özleyeceğim, kreşteyken hep seni düşüneceğim..
- Şunu verirmisin lüften anne...
- Hakuna matata, üzülme..,
istersen dağlar, dağlar..yerinden oynar oynar....
lay lay lom.. çok şükür dostlar, benimde artık bir sevgilim vayy... adlı şarkıları söylüyor.
- Ali dışarı çıkmış, başparmak kaldırıyor, sağa bakmış (sağa bakıyor) kimse yok, sola bakmış kimse yok, sonra arkadaşı çıkıyor.... vs.. gibi oyun öğrenmiş, evde onu oynuyor.
- Caniy,caniy,, diyerek halay çekiyor, çektiriyor..
- oyuncak evleriyle, okulculuk oynamak hobimiz.
- Yatmadan önce en az 10-20 masalı kendisi okuyor, anlatıyor, sonrada anne okuyor, artık bazen ikinci, bazen üçüncü masalda uykuya dalıyor, oyun oynayacağım diye, uyumuyor:):)
- Bu aralar en favori filmi, Aslan Kral...
- Koltukların minderlerini aşağıya indirerek, ev yapıyor, minderlerinde sıçrıyor..
- Neden'li sorularımız çok var.
Cumartesi akşamı, Yunus Amcamlara iftara davetliydik. Sen çok güzel vakit geçirdin, Yunus amcam sana artık tuvalete git, çişini oraya yap dediği için ona küstün:) Merdivenlerden gelmedin, zaten merdivenlerden inip inip çıkmayı hala çok seviyorsun..
Gece Nurhan teyzende bize geldi ve sen çok mutlu oldun.. " Teyzemdemi bize geliyo, çok sevindim" dedin..
Pazar sabahı, biz uyurken, ilk kez yatağından kalkıp, yanımıza geldin. Normalde, uyanır uyanmaz " annneee " diye çağırırdın, bu sefer yanımıza geldin ve koklaşa koklaşa yattık.
Nurhan,sonradan gelen Nesliş teyzen (tabi boynuna atladın, seni çok özledim dedin) ve biz, önce Carrefour'a, ardından da Optimum Alışveriş merkezine gittik. Orada kucağımdan inmedin, hamburger patates yedin, yolda uyudun..
Akşamında da, yine keyifli saatler geçirdik. Aslan Kral ı çok seviyorsun, aynı cd yi defalarca izliyorsun.. İzlerkende, patlamış mısır yemeyi çok seviyorsun balım..
Anaokulunda, bugün itibariyle eğitim başladı, Sosyal derslerine değişik öğretmenler girecek, bakalım ne yapacaklar..
Gece Nurhan teyzende bize geldi ve sen çok mutlu oldun.. " Teyzemdemi bize geliyo, çok sevindim" dedin..
Pazar sabahı, biz uyurken, ilk kez yatağından kalkıp, yanımıza geldin. Normalde, uyanır uyanmaz " annneee " diye çağırırdın, bu sefer yanımıza geldin ve koklaşa koklaşa yattık.
Nurhan,sonradan gelen Nesliş teyzen (tabi boynuna atladın, seni çok özledim dedin) ve biz, önce Carrefour'a, ardından da Optimum Alışveriş merkezine gittik. Orada kucağımdan inmedin, hamburger patates yedin, yolda uyudun..
Akşamında da, yine keyifli saatler geçirdik. Aslan Kral ı çok seviyorsun, aynı cd yi defalarca izliyorsun.. İzlerkende, patlamış mısır yemeyi çok seviyorsun balım..
Anaokulunda, bugün itibariyle eğitim başladı, Sosyal derslerine değişik öğretmenler girecek, bakalım ne yapacaklar..
İlk kez tuvalete çişimizi yaptık...
Gönderen
öykü özdemir
on 10 Eylül 2009 Perşembe
Etiketler:
Günün Mutluluğu
/
Comments: (0)
Eveettt,
Anaokuluna başlayalı 25 gün oldu... Ve bugün ilk kez çişini tuvalete yaptın bebeğim....
Şuanda 3 yaşına girmek üzeresin ve hala bez bağlatıyordun, neler denediysem hiçbiri sonuç vermedi, ya ben çok üstüne düşmedim, ylada sen gerçekten istemedin, bende psikolojin bozulur diye çok üzerine gitmek istemedim, çünkü zaten, tuvaletin ne işe yaradığını biliyordun, yapmak istesen yapardın, bu yaşına kadar bir kez lazımlığına kakanı yaptın o kadar... Anaokulunda alıştırırlar diye düşündüm, ama ordada alışacak gibi görünmüyordun, öğretmenin bile zorlayacağını söylemişti, amaaa bugün arayıpta, seni sorduğumda,, SÜPRİİZZZ dedi.. Öykü çişini tuvalete yaptı ve bundada mutlu oldu dedi, bende ona şeker verdim dedi.. Bakalım, akşam eve geldiğinde ne yapacağız, bezmi kullanacağız. Bu aralar yine biraz bez, yine alıştırma kilodu, istersen tuvalet... Umarım bitanem, bu sefer başaracaksın... Başarmasanda canın sağolsun. Nasılsa birgün gelip öğreneceksin...
Yuvadada genel anlamda iyisin bitanem, yemeklerini yiyor, oyunlara katılıyor, arkadaşlarınla oynuyorsun.. Maşallah bitanem sana.. Akşamlarıda benimle oynamayı hala çok s eviyorsun, senin o gülücüklerini görmem zaten bana yetiyor.. Canım kızım, sabah erken kalktığın halde, akşamlarıda erken uyusan... Ama uyumuyorsun bu aralar... Niye uyuyasınki, anne ile oynamak varken....
Anaokuluna başlayalı 25 gün oldu... Ve bugün ilk kez çişini tuvalete yaptın bebeğim....
Şuanda 3 yaşına girmek üzeresin ve hala bez bağlatıyordun, neler denediysem hiçbiri sonuç vermedi, ya ben çok üstüne düşmedim, ylada sen gerçekten istemedin, bende psikolojin bozulur diye çok üzerine gitmek istemedim, çünkü zaten, tuvaletin ne işe yaradığını biliyordun, yapmak istesen yapardın, bu yaşına kadar bir kez lazımlığına kakanı yaptın o kadar... Anaokulunda alıştırırlar diye düşündüm, ama ordada alışacak gibi görünmüyordun, öğretmenin bile zorlayacağını söylemişti, amaaa bugün arayıpta, seni sorduğumda,, SÜPRİİZZZ dedi.. Öykü çişini tuvalete yaptı ve bundada mutlu oldu dedi, bende ona şeker verdim dedi.. Bakalım, akşam eve geldiğinde ne yapacağız, bezmi kullanacağız. Bu aralar yine biraz bez, yine alıştırma kilodu, istersen tuvalet... Umarım bitanem, bu sefer başaracaksın... Başarmasanda canın sağolsun. Nasılsa birgün gelip öğreneceksin...
Yuvadada genel anlamda iyisin bitanem, yemeklerini yiyor, oyunlara katılıyor, arkadaşlarınla oynuyorsun.. Maşallah bitanem sana.. Akşamlarıda benimle oynamayı hala çok s eviyorsun, senin o gülücüklerini görmem zaten bana yetiyor.. Canım kızım, sabah erken kalktığın halde, akşamlarıda erken uyusan... Ama uyumuyorsun bu aralar... Niye uyuyasınki, anne ile oynamak varken....
Yuvada bir ilk..
Öykü'yü anaokuluna ilk götürdüğüm gün, Nebahat hanımla yaptığımız sohbetlerin birinde, Nebahat Hanım şöyle demişti " Kaka özeldir, herkes heryere yapmaz, eğer yeni başlayan çocuk, yuvamızda kakasını yaparsa, bu bizim için çok sevindirici olur, çünkü bu olay, bize ve buraya alıştığını, kabullendiğini gösterir, kaka bizim için ödüldür" demişti veeee ilk kez kızım dün kakasını yapmış:))) Öğretmeni ve Nebahat Hanım, babamızı görünce müjdeyi vermişler, tabi bunu bilmeyenler, hahaha ne tuhaf derler ama gerçekten, kendimizi düşünürsek, ne kadar doğru olduğu ortaya çıkar, hakikaten Öykü'm daha da alıştı oraya.
Sabahları çok zor uyanıyor, bugünde zor uyandırdım ama çok şükür gitmekte sorun çıkarmadı, orada yaptıklarını akşam oyun esnasında yada masal okurken anlatıyor, yaptıkları jimnastik hareketlerini de gösteriyor, güzel kızım benim, maşallah, ne güzelde yapıyor...
Ama evdeki hali çok ama çok yaramaz. Beni iki dakika bir yere göndermiyor, yanında durmamı istiyor, misafirim gelse dahi, misafirle yanımda otur diyor ve konuşmayın diyor, ben masal okuyorum diyor:))) daha neler neler.... Ama daha da bir akıllandı sanki, dediklerimizi daha iyi anlıyor....
Sabahları çok zor uyanıyor, bugünde zor uyandırdım ama çok şükür gitmekte sorun çıkarmadı, orada yaptıklarını akşam oyun esnasında yada masal okurken anlatıyor, yaptıkları jimnastik hareketlerini de gösteriyor, güzel kızım benim, maşallah, ne güzelde yapıyor...
Ama evdeki hali çok ama çok yaramaz. Beni iki dakika bir yere göndermiyor, yanında durmamı istiyor, misafirim gelse dahi, misafirle yanımda otur diyor ve konuşmayın diyor, ben masal okuyorum diyor:))) daha neler neler.... Ama daha da bir akıllandı sanki, dediklerimizi daha iyi anlıyor....
Öykü'nün anaokulunda 7.günü..
Öykü'nün öğretmeniyle konuştum, maşallah sabahları ağlaması dışında herhangi bir sorunu yokmuş, gayet uyumlu diyor, artık arkadaşlarıyla da oynuyor diyor, yemeklerinide yiyor, diğer çocuklardan önce Öykü bitiriyor tabağını, maşallah bitaneme, uyuturken, bütün çocuklar yatıyormuş, masal okuyormuş ve uyuyorlarmış, Saat : 15.00 de de hadi kalkın deyince kalkıyorlarmış.. yavrum benim, kurallı yaşamaya başlıyor, biryanım üzülsezede bir yanım iyi oluyor diyor..
Dünde işten geldiğimde, Öyküm, sitenin bahçesindeydi, babasıyla marketten yeni gelmişlerdi ve babaannesine bağırıyordu, " babaanne, ben hamuydan bazlama yaptım " diye, öyle sevinçliydiki, beni görünce dahada çok sevindi ve banada ilk anlattığı yaptığı bu etkinlikti, çok mutlu olmuş..
Dünde işten geldiğimde, Öyküm, sitenin bahçesindeydi, babasıyla marketten yeni gelmişlerdi ve babaannesine bağırıyordu, " babaanne, ben hamuydan bazlama yaptım " diye, öyle sevinçliydiki, beni görünce dahada çok sevindi ve banada ilk anlattığı yaptığı bu etkinlikti, çok mutlu olmuş..
Ağlama kuzum...
Canım kızım, bebeğim, bitanem... Gülyüzlüm... ağlama sen, senin ağlamana dayanamıyorum, ama dayanmak zorundayım, kararlı olmak zorundayım.
Bugün Ramazanın ilk günü. Ben ve baban Allah kabul ederse oruçluyuz. Allah inşallah sanada gösterir bu günleri..Neysee...
Bugün çok zor ayrıldın be bitanem benden, benden sonra babandan. Arabaya kadar iyiydik, arabadan inip, metroya gideceğim anda, gitmek istemediğini, yanımda olmak istediğini, daha neler neler söyledin.. Yaklaşık yarım saat boyunca seni ikna yoluna gittim, ama hiç ikna olmadın, arada sustun, arada ağladın, ama artık baktım yapacak birşey yok, anaokulundan da " kararlı olun" sözlerini hatırlayınca, seni ağlayarak babanla birlikte arabada bırakarak işe geldim, ama nasıl geldim, gel bana sor... Biliyorum, annen yanında olsun, ondan ayrılmayasın, hep onunla oynamak, herşeyi anneyle paylaşmak istiyorsun.. Aynen bitanem, bende aynı şeyleri istiyorum, ama yaşam şartları bizi bu şekilde yaşamaya mecbur kılıyor. Sende alışacaksın güzel kızım.. Benim akıllı, kınalı kuzum..
Az önce aradı, baban yuvaya bırakırken, babadan da ayrılmak istememişsin, ama şuanda öğretmenin kucağında oturuyormuşsun. Biraz sonra kahvaltıya başlayacaksın...
Bugün Ramazanın ilk günü. Ben ve baban Allah kabul ederse oruçluyuz. Allah inşallah sanada gösterir bu günleri..Neysee...
Bugün çok zor ayrıldın be bitanem benden, benden sonra babandan. Arabaya kadar iyiydik, arabadan inip, metroya gideceğim anda, gitmek istemediğini, yanımda olmak istediğini, daha neler neler söyledin.. Yaklaşık yarım saat boyunca seni ikna yoluna gittim, ama hiç ikna olmadın, arada sustun, arada ağladın, ama artık baktım yapacak birşey yok, anaokulundan da " kararlı olun" sözlerini hatırlayınca, seni ağlayarak babanla birlikte arabada bırakarak işe geldim, ama nasıl geldim, gel bana sor... Biliyorum, annen yanında olsun, ondan ayrılmayasın, hep onunla oynamak, herşeyi anneyle paylaşmak istiyorsun.. Aynen bitanem, bende aynı şeyleri istiyorum, ama yaşam şartları bizi bu şekilde yaşamaya mecbur kılıyor. Sende alışacaksın güzel kızım.. Benim akıllı, kınalı kuzum..
Az önce aradı, baban yuvaya bırakırken, babadan da ayrılmak istememişsin, ama şuanda öğretmenin kucağında oturuyormuşsun. Biraz sonra kahvaltıya başlayacaksın...
Patlıcan oturtma, bulgur pilavı ve cacık yemişsin:))))
12.45 te Nebahat Hanım aradı, senin sabah iyi olduğunu, fakat Alp ile babası gelince, Alp'in babasını görünce etkilendiğini, ardından Arda'nın ağlamasıyla da etkilendiğini söyleyerek, biraz ağlamışsın, parka götürmüşler ardından sizi, onun dışında gayet uyumluymuşsun. Öğlen yemeğinde patlıcan oturtma, bulgur pilavı ve cacık yemiş ve hepsini bitirmişsin, işte asıl güzel haber buydu.. Sen ilk kez patlıcan oturtma ve bulgur pilavı yedin ve hatta bitirdin:))))) Aferin benim güzel kızıma. Nebahat hanım beni aradığında, uyuyormuşsun, büyükbabası 15.00-15.30 gibi gelsin demiş ama biz 14.30 gibi dedik, bugün biraz daha erken alalım seni:))) Bu hafta biraz zorlu geçecekmiş, ama umarım, öbür haftaya daha rahat edeceksin..
Nebahat hanım, yarın biraz sızlanacağını, gelmek istemeyeceğini söylüyor, bakalım yarın ne yapacaksın.. Ama, daha önce başka bir anaokuluna giden Alp'ten maşallah daha da uyum sağladın benim güzel kızım....
Nebahat hanım, yarın biraz sızlanacağını, gelmek istemeyeceğini söylüyor, bakalım yarın ne yapacaksın.. Ama, daha önce başka bir anaokuluna giden Alp'ten maşallah daha da uyum sağladın benim güzel kızım....
Az önce okulunu aradım bitanem..
Az önce, Merve öğretmeninle konuştum bitanem.. Parktan yeni geliyormuşsunuz.
Genel anlamda, ilk başlayana göre iyi olduğunu, ilk dönemlerde olduğu gibi, bu günlerde arkadaş uyumunu pek beklemediğini ve beklememiz gerektiğini söyledi, ama maşallah uyumluymuşsun, 4 yaş grubundaki İlkim'le biraz oynamışsın, kahvaltı pek yapmamışsın, bir iki kez ağlamışsın, (oda, annemi istiyorum, yada burdan sıkıldım gibi değil, başka oyun oynamak istemişsin, yada başka birşey yapmak istemişsin bu yüzden), maşallah benim yavruma, çabuk uyum sağlayacak....
Genel anlamda, ilk başlayana göre iyi olduğunu, ilk dönemlerde olduğu gibi, bu günlerde arkadaş uyumunu pek beklemediğini ve beklememiz gerektiğini söyledi, ama maşallah uyumluymuşsun, 4 yaş grubundaki İlkim'le biraz oynamışsın, kahvaltı pek yapmamışsın, bir iki kez ağlamışsın, (oda, annemi istiyorum, yada burdan sıkıldım gibi değil, başka oyun oynamak istemişsin, yada başka birşey yapmak istemişsin bu yüzden), maşallah benim yavruma, çabuk uyum sağlayacak....
Bugün bensiz ilk Anaokulu günün...
Bitanem, dün Nebahat Hanım, çocuğun, 7 yaşına kadar, anne karnındaymış gibi, annesini hissettiğini söyledi, ama ben kendime engel olamıyorum, yatıyorum, kalkıyorum, senin anaokuluna gidişini düşünüyorum, biliyorum orada mutlu olacaksın, ama bu alışma döneminde nasıl yapacaksın hiç bilmiyorum, gerçi dün benim olmadığım saatlerde beni aramamış, uyumluydun, sanıyorum, her zamanki gibi, bu seferde beni üzmeyecek ve çabucak alışacaksın.. Elimden geldiği kadar psikolojimi iyi tutmaya çalışıyorum. Ama senin boynunu büktüğünü düşündükçe içim sızlıyor... Ama, eminimki alışınca,
Şuanda saat 09.10 ve sen kahvaltı yapıyorsun, acaba ne yiyorsun bugün.. Sabah uyandığında, kreşe gidicem diye acele ettin, beni bile beklemedin, bende babaya dedimki, " benide metroya bırakırmısın", beni bırakman zor olacak gibi diye düşünsemde, maşallah sen büyük bir olgunlukla " evet evet baba, annemi bıyakalım, bizde kyeşe gidelim " dedin, beni bıraktınız ve anaokuluna gittiniz. Baban seni orada bırakıp geri dönmüş, sende büyük hevesle girmişsin okulundan içeri... Hayırlısı olsun bebeğim, umarım herşey güzel olur, sağlıklı olursun en başında..
Ama şuanda ne yapıyorsun çok merak ediyorum, sürekli arayıpta sorgulamakta istemiyorum
Şuanda saat 09.10 ve sen kahvaltı yapıyorsun, acaba ne yiyorsun bugün.. Sabah uyandığında, kreşe gidicem diye acele ettin, beni bile beklemedin, bende babaya dedimki, " benide metroya bırakırmısın", beni bırakman zor olacak gibi diye düşünsemde, maşallah sen büyük bir olgunlukla " evet evet baba, annemi bıyakalım, bizde kyeşe gidelim " dedin, beni bıraktınız ve anaokuluna gittiniz. Baban seni orada bırakıp geri dönmüş, sende büyük hevesle girmişsin okulundan içeri... Hayırlısı olsun bebeğim, umarım herşey güzel olur, sağlıklı olursun en başında..
Ama şuanda ne yapıyorsun çok merak ediyorum, sürekli arayıpta sorgulamakta istemiyorum
Dünya Çocuk Evi'ne başladık..
Bugün sabah seni 7.30 a doğru uyandırırken" annecim, bugün anaokuluna başlıyorsun" deyince, hemen kalktın, babanı göremeyince, " anne, babam yatıyormu hala" diye sordun, o sıra babanda gelince " günaydıınnn" dedin..
Herzamanki gibi yine kahvaltı yapmadın, mısır gevreği hazırladım ama yemedin, neyseki anaokulunda saat 9 da kahvaltı saati var.. Neyse gelelim Dünya Çocuk evine
Çok güler yüzle karşılandık orada, giden 3-4 çocuktan biriydin, ama kendi yaş grubun henüz gelmemişti, ortam sakinken, bütün okulu gezdin, oyuncaklarla oynadır, yavaş yavaş grub oluşunca da kahvaltıya indin, kahvaltıda, zeytin, domates ve salatalık yedin, peyniri sevmediğin için, ne ben yedirebildim, nede öğretmenin Merve Hanım... Kahvaltıdan sonra yukarı sınıflara geçtiniz, bu arada bana " anne sen gidebilirsin " dedin, bende orta katta, Nebahat Hanımın odasında beklemeye başladım. Sonra aşağıya indiniz ve parka gittiniz, parkta diğer arkadaşların kumla oynarken, sen salıncaktaydın, kumla oynadınmı göremedim bitanem, ama bir ara parkın oraya gelme gafletinde bulundum, ve sen beni görünce, kurtarıcın gelmiş gibi. sevinçle " aanneeee" diye bağırdın ve yüzünü buruşturdun, bana oyuncak vermiyorlar dedin, içeri girelim dedin.. içeri girdik, biraz beraber oynadık, ardından öğretmenin çağırınca, " geliyorum öğretmenim" dedin ve yukarı çıktın, orada da biraz oynadıktan sonra, artık sıkılmaya başladın ve yanıma geldin.. Bu sefer ben senin yanındayken ne yapmak istiyorsan onu yapmak istedin, ben yokken, beni çok aramıyorsun, ama beni görünce, beni bırakma istemiyorsun güzel kızım...Yemekten önce, boyama dersiniz vardı, ve sen güzel şekiller çizerek, diğer çocuklardan erken kalktın masadan... Sonra yemek saati, yapılan patates yemeğini yemedin ama makarnanın hepsini bitirdin, öğretmen başkasına sorarken, sende dedin ki " ben önce bitirdim yemeğimi".... sohbetlere katılman çok iyi maşallah bitanem sana..
Yemekten sonra, evimize geri döndük,seni Sergül halaya emanet edip, bende işe geldim. Sende zaten hemen uyumuşsun. eee tabi sabah erken kalktın ve gün içinde çok yoruldun..
Genel olarak bugün hem mutluyum, hem hüzünlü, hem endişeli, hem rahat.. Nebahat hanım dediki " Çocuk 7 yaşına kadar, anne karnındaymış gibi, sizin düşüncelerinizi hisseder, o yüzden önce siz rahat olun " dedi.. Gerçekten haklı, ben huzurluysam, sende huzurlusun, ben değilsem sende değilsin... Umarım çabuk alışırsın güzel kızım, üzülmeden, psikolojin değişmeden.. Tabi şimdiye kadar çoklu arkadaş ortamını ve kurallarla yaşamayı öğrenmemiştin, bundan sonra bunları da öğreneceksin, söz dinlemeyide... Daha neler neler...
Ama bugün gördümki, doğru yer seçmişiz gibi görünüyor, umarımda yanılmayız..
Canım kızım, herşey senin iyiliğin için, güzel eğitim alman için..
Umarım burası bizim için hayırlı olur bebeğim.. Seni çok ama çok seviyoruz..
Herzamanki gibi yine kahvaltı yapmadın, mısır gevreği hazırladım ama yemedin, neyseki anaokulunda saat 9 da kahvaltı saati var.. Neyse gelelim Dünya Çocuk evine
Çok güler yüzle karşılandık orada, giden 3-4 çocuktan biriydin, ama kendi yaş grubun henüz gelmemişti, ortam sakinken, bütün okulu gezdin, oyuncaklarla oynadır, yavaş yavaş grub oluşunca da kahvaltıya indin, kahvaltıda, zeytin, domates ve salatalık yedin, peyniri sevmediğin için, ne ben yedirebildim, nede öğretmenin Merve Hanım... Kahvaltıdan sonra yukarı sınıflara geçtiniz, bu arada bana " anne sen gidebilirsin " dedin, bende orta katta, Nebahat Hanımın odasında beklemeye başladım. Sonra aşağıya indiniz ve parka gittiniz, parkta diğer arkadaşların kumla oynarken, sen salıncaktaydın, kumla oynadınmı göremedim bitanem, ama bir ara parkın oraya gelme gafletinde bulundum, ve sen beni görünce, kurtarıcın gelmiş gibi. sevinçle " aanneeee" diye bağırdın ve yüzünü buruşturdun, bana oyuncak vermiyorlar dedin, içeri girelim dedin.. içeri girdik, biraz beraber oynadık, ardından öğretmenin çağırınca, " geliyorum öğretmenim" dedin ve yukarı çıktın, orada da biraz oynadıktan sonra, artık sıkılmaya başladın ve yanıma geldin.. Bu sefer ben senin yanındayken ne yapmak istiyorsan onu yapmak istedin, ben yokken, beni çok aramıyorsun, ama beni görünce, beni bırakma istemiyorsun güzel kızım...Yemekten önce, boyama dersiniz vardı, ve sen güzel şekiller çizerek, diğer çocuklardan erken kalktın masadan... Sonra yemek saati, yapılan patates yemeğini yemedin ama makarnanın hepsini bitirdin, öğretmen başkasına sorarken, sende dedin ki " ben önce bitirdim yemeğimi".... sohbetlere katılman çok iyi maşallah bitanem sana..
Yemekten sonra, evimize geri döndük,seni Sergül halaya emanet edip, bende işe geldim. Sende zaten hemen uyumuşsun. eee tabi sabah erken kalktın ve gün içinde çok yoruldun..
Genel olarak bugün hem mutluyum, hem hüzünlü, hem endişeli, hem rahat.. Nebahat hanım dediki " Çocuk 7 yaşına kadar, anne karnındaymış gibi, sizin düşüncelerinizi hisseder, o yüzden önce siz rahat olun " dedi.. Gerçekten haklı, ben huzurluysam, sende huzurlusun, ben değilsem sende değilsin... Umarım çabuk alışırsın güzel kızım, üzülmeden, psikolojin değişmeden.. Tabi şimdiye kadar çoklu arkadaş ortamını ve kurallarla yaşamayı öğrenmemiştin, bundan sonra bunları da öğreneceksin, söz dinlemeyide... Daha neler neler...
Ama bugün gördümki, doğru yer seçmişiz gibi görünüyor, umarımda yanılmayız..
Canım kızım, herşey senin iyiliğin için, güzel eğitim alman için..
Umarım burası bizim için hayırlı olur bebeğim.. Seni çok ama çok seviyoruz..
Saçlarını kestirdik (09.08.2009)
Sergül halana alıştın bitanem, oda sağolsun sana iyi bakıyor, tabi her zamanki gibi fazla yemek yemiyorsun..
Sergül abla diyorki,akşama kadar ağlamıyor, sanıyorum nazın bize...
Hala bensiz oyun oynamıyorsun, illaki yanında olacağım.
Perşembe günü, Oğuzda aramıza katıldı ve Sergül halan ikinize birden bakıyor:)
Pazar günü, benim kuaförde işim vardı, anne bende saçlarımı kestireceğim dedin, aslında ben senin saçlarını uzatmak istiyordum, ama bencilliğin gereği yok diye düşündüm, çünkü, saçlarını bağlatmıyorsun, sıcakta da zor oluyor, bide baktım sende istiyorsun, küt kestirdik saçlarını, çok ama çok yakıştı bitanem, sende çok sevindinl
Sergül abla diyorki,akşama kadar ağlamıyor, sanıyorum nazın bize...
Hala bensiz oyun oynamıyorsun, illaki yanında olacağım.
Perşembe günü, Oğuzda aramıza katıldı ve Sergül halan ikinize birden bakıyor:)
Pazar günü, benim kuaförde işim vardı, anne bende saçlarımı kestireceğim dedin, aslında ben senin saçlarını uzatmak istiyordum, ama bencilliğin gereği yok diye düşündüm, çünkü, saçlarını bağlatmıyorsun, sıcakta da zor oluyor, bide baktım sende istiyorsun, küt kestirdik saçlarını, çok ama çok yakıştı bitanem, sende çok sevindinl
Öykü'den inciler
Gönderen
öykü özdemir
on 13 Ağustos 2009 Perşembe
Etiketler:
Günün Mutluluğu
/
Comments: (0)
Sen işe gidince ben çok üzülüyorum, hep seni düşünüyorum
diyorsun seni kerata seni..:))) bende hep seni düşünüyorum bebeğim benim
diyorsun seni kerata seni..:))) bende hep seni düşünüyorum bebeğim benim
İnsanı düzelttiğinde, dünya kendiliğinden düzelir..
Dünya Çocuk Evi sahibi, öğretmeni Nebahat Boğut'un paylaştığı bir yazı, çok hoşuma gitti bitanem, ilerde sende okuyasın diye buraya ekliyorum:
Adam, bir haftanın yorgunluğundan sonra pazar sabahı kalktığında bütün haftanın yorgunluğunu çıkarmak için eline gazetesini aldı ve bütün gün miskinlik yapıp evde oturacağını düşündü.
Tam bunları düşünürken oğlu koşarak geldi ve sinemaya ne zaman gideceklerini sordu. Baba oğluna söz vermişti bu hafta sonu sinemaya götürecekti ama hiç dışarıya çıkmak istemediğinden bir bahane uydurması gerekiyordu sonra gazetenin promosyon olarak dağıttığı dünya haritası gözüne ilişti.
Önce dünya haritasını küçük parçalara ayırdı ve oğluna eğer bu haritayı düzeltebilirsen seni sinemaya götüreceğim
Dedi sonra düşündü; oh be kurtuldum en iyi coğrafya profesörünü bile getirsen bu haritayı aksama kadar düzeltemez.
Aradan on dakika geçtikten sonra oğlu babasının yanına koşarak geldi ve baba haritayı düzelttim artık sinemaya gidebiliriz dedi.
Adam önce inanamadı ve görmek istedi.
gördüğünde de halen hayretler içindeydi ve bunu nasıl yaptığını sordu.
Çocuk : “Bana verdiğin haritanın arkasında bir insan vardı
İNSANI DÜZELTTİĞİM ZAMAN DÜNYA KENDİLİĞİNDEN DÜZELMİŞTİ.” yanıtını verdi.
Adam, bir haftanın yorgunluğundan sonra pazar sabahı kalktığında bütün haftanın yorgunluğunu çıkarmak için eline gazetesini aldı ve bütün gün miskinlik yapıp evde oturacağını düşündü.
Tam bunları düşünürken oğlu koşarak geldi ve sinemaya ne zaman gideceklerini sordu. Baba oğluna söz vermişti bu hafta sonu sinemaya götürecekti ama hiç dışarıya çıkmak istemediğinden bir bahane uydurması gerekiyordu sonra gazetenin promosyon olarak dağıttığı dünya haritası gözüne ilişti.
Önce dünya haritasını küçük parçalara ayırdı ve oğluna eğer bu haritayı düzeltebilirsen seni sinemaya götüreceğim
Dedi sonra düşündü; oh be kurtuldum en iyi coğrafya profesörünü bile getirsen bu haritayı aksama kadar düzeltemez.
Aradan on dakika geçtikten sonra oğlu babasının yanına koşarak geldi ve baba haritayı düzelttim artık sinemaya gidebiliriz dedi.
Adam önce inanamadı ve görmek istedi.
gördüğünde de halen hayretler içindeydi ve bunu nasıl yaptığını sordu.
Çocuk : “Bana verdiğin haritanın arkasında bir insan vardı
İNSANI DÜZELTTİĞİM ZAMAN DÜNYA KENDİLİĞİNDEN DÜZELMİŞTİ.” yanıtını verdi.
Öykü'den inciler..

Salı gününden itibaren, Sergül halan ve Nesliş teyzen sana bakıyor ve bizde kalıyorlar. Oğuzda gelmiş, onunlada yine türlü türlü yaramazlıklar yapmışsınız.
Teyzen ve halana söylediğin sözler
- Annem işten gelince, siz eve gideceksiniz
Niye eşyalarını dağıttın diye sorduklarında ise
- Annem bana bu hakkı verdi demişsin.
Canım benim, yerim seni..
Ben seni yerimde, sen hiçbirşey yememişsin, saat 14.00 oldu ve sen iki salatalık ve bir armut yemişsin:(
Teyzen ve halana söylediğin sözler
- Annem işten gelince, siz eve gideceksiniz
Niye eşyalarını dağıttın diye sorduklarında ise
- Annem bana bu hakkı verdi demişsin.
Canım benim, yerim seni..
Ben seni yerimde, sen hiçbirşey yememişsin, saat 14.00 oldu ve sen iki salatalık ve bir armut yemişsin:(
Tatil








Artık, ne kadar az yazıyorum öyle değilmi bitanem.. Maşallah senin hızına da yetişilmiyor, bende işlerden fırsat bulamıyorum.
25 Temmuz-4 Ağustos 2009 tarihleri arasında İzmir, Özdere'de Grand Efe adlı otele gittik. Sen her zamanki gibi tatili yine çok sevdin, Kumda kale yapmayı, şekiller yapmayı, hatta suyun içine deniz kumunu koyup, sütlü kahve yapıp (gerçektende tam benziyordu) bize ikram etmeyi, denizdeki dalgalara oynamayı, akşam parka gitmeyi, damacanadan kendine su almayı, sütlü mısır gevreğini, dondurmayı, kolayı, mısırı, oyuncak topları, çok sevdin..
Ama beni denize göndermedin, benim denize girmemi istemedin, sende girmedin, zorla bir kaç defa soktum seni denize ama. Dalgalarla çok güzel oynadın, suda yüzmeye çalıştın, anne ben daldım dedin ....
Yalnız kucağımdan hiç inmedin, her banyo yaptırdığımda, sanki sana işkence yapıyormuşum gibi, ağlayıp durdun, tatilde, bezini bıraktırmayı düşündüm, ama sen yine hazırlıklı değildin, önceleri alıştırma külodu kullandım, çişini ona yaptın, kakanı iki gün tuttun, en sonunda, plajda mayona yaptın ve sen ağlarken, herkes bize bakarken, ben orada kakanı değiştirdim ama çok zor oldu, ondan sonrada zaten bez bağladık, ne zaman, nasıl öğreneceksin bilemiyorum bitanem, umarım kreşte öğreneceksin, bu arada, haftaya 17 Ağustosta kreşe başlamış olacaksın inşallah, hadi bakalım hayırlısı, inşallah kolay alışır, adapte olursun, gerçi şimdiden, ben kreşe gidicem diyorsun ama alışırsın inşallah.. Dün akşam, babaannenler, Hülya halanlarla birlikte yine aynı otele gittiler bir hafta kalacaklar, bu arada da sana, Nesliş teyzen ve Sergül halan bakıyor, bugün ilk günümüz, Oğuzda gelmiş ve yaramazlığınız üzerinizdeymiş, her zamanki gibi yine yemek yemiyormuşsun, abur cuburla geçiştiriyormuşsun.:( Bu aralar, uykunu alamadıysan ve uykun geldiği zamanlarda, aşırı siniri oluyosun, yanına baban dahil kimseyi yaklaştırmıyorsun, ağlayarak her dediğini yaptırmaya çalışıyorsun, bunda sana kızamam, çünkü bunda bizimde hata payımız çok yüksek, her dediğini yaptık çünkü.... geçen gün, düğüne gitmiştik ve sen orada düştün, bacağın biraz kanadı, ama sen en az yarım saat ağladın, annecim, uyu dedim, dedinki, " davul beni çok rahatsız ediyor" bende davulu düşünme, beni düşün dedim. sende bana " ozaman sende beni düşün" dedin, bitanem, zaten hep ben seni düşünüyorum, aklımdan çıkmıyorsunki güzel kızım benim.. Şimdiden çok hazır cevaplısın biliyomusun, ve Türkçeni çok güzel kullanıyorsun, maşallah sana yavrum...
Öbür hafta için çok heyecanlıyım, bakalım kreşte neler yapacaksın... Umarım senin için en doğru yerdir ve sağlıklı ve mutlu bir şekillde kreşe gider gelirsin güzel kızım, Artık babaannen bakmayacak sana....
25 Temmuz-4 Ağustos 2009 tarihleri arasında İzmir, Özdere'de Grand Efe adlı otele gittik. Sen her zamanki gibi tatili yine çok sevdin, Kumda kale yapmayı, şekiller yapmayı, hatta suyun içine deniz kumunu koyup, sütlü kahve yapıp (gerçektende tam benziyordu) bize ikram etmeyi, denizdeki dalgalara oynamayı, akşam parka gitmeyi, damacanadan kendine su almayı, sütlü mısır gevreğini, dondurmayı, kolayı, mısırı, oyuncak topları, çok sevdin..
Ama beni denize göndermedin, benim denize girmemi istemedin, sende girmedin, zorla bir kaç defa soktum seni denize ama. Dalgalarla çok güzel oynadın, suda yüzmeye çalıştın, anne ben daldım dedin ....
Yalnız kucağımdan hiç inmedin, her banyo yaptırdığımda, sanki sana işkence yapıyormuşum gibi, ağlayıp durdun, tatilde, bezini bıraktırmayı düşündüm, ama sen yine hazırlıklı değildin, önceleri alıştırma külodu kullandım, çişini ona yaptın, kakanı iki gün tuttun, en sonunda, plajda mayona yaptın ve sen ağlarken, herkes bize bakarken, ben orada kakanı değiştirdim ama çok zor oldu, ondan sonrada zaten bez bağladık, ne zaman, nasıl öğreneceksin bilemiyorum bitanem, umarım kreşte öğreneceksin, bu arada, haftaya 17 Ağustosta kreşe başlamış olacaksın inşallah, hadi bakalım hayırlısı, inşallah kolay alışır, adapte olursun, gerçi şimdiden, ben kreşe gidicem diyorsun ama alışırsın inşallah.. Dün akşam, babaannenler, Hülya halanlarla birlikte yine aynı otele gittiler bir hafta kalacaklar, bu arada da sana, Nesliş teyzen ve Sergül halan bakıyor, bugün ilk günümüz, Oğuzda gelmiş ve yaramazlığınız üzerinizdeymiş, her zamanki gibi yine yemek yemiyormuşsun, abur cuburla geçiştiriyormuşsun.:( Bu aralar, uykunu alamadıysan ve uykun geldiği zamanlarda, aşırı siniri oluyosun, yanına baban dahil kimseyi yaklaştırmıyorsun, ağlayarak her dediğini yaptırmaya çalışıyorsun, bunda sana kızamam, çünkü bunda bizimde hata payımız çok yüksek, her dediğini yaptık çünkü.... geçen gün, düğüne gitmiştik ve sen orada düştün, bacağın biraz kanadı, ama sen en az yarım saat ağladın, annecim, uyu dedim, dedinki, " davul beni çok rahatsız ediyor" bende davulu düşünme, beni düşün dedim. sende bana " ozaman sende beni düşün" dedin, bitanem, zaten hep ben seni düşünüyorum, aklımdan çıkmıyorsunki güzel kızım benim.. Şimdiden çok hazır cevaplısın biliyomusun, ve Türkçeni çok güzel kullanıyorsun, maşallah sana yavrum...
Öbür hafta için çok heyecanlıyım, bakalım kreşte neler yapacaksın... Umarım senin için en doğru yerdir ve sağlıklı ve mutlu bir şekillde kreşe gider gelirsin güzel kızım, Artık babaannen bakmayacak sana....
23.7.2009
Bebeklerinle, yada herhangi bir oyuncağınla oynarken, beni de yanında istiyorsun, ve benimle oynarken, şöyle de, böyle de diye, oyunda beni yönlendiriyorsun seni yaramaz seni.. Ama masal okurken, alıyorsun bütün masalları önüne, hepsini tek tek okuyor yada " diiii" yaparak sayfaları karıştırıyorsun, tatile gideceğin için çok heyecanlısın, ne zaman gidicez diye sorup duruyorsun, aldığım plaj ayakkabılarını çok sevdin.
Çok kibarsın, Türkçen çok güzel maşallah. kelimeleri çok güzel söylüyorsun canım kızım.,
SENİ ÇOK SEVİYORUM..
Çok kibarsın, Türkçen çok güzel maşallah. kelimeleri çok güzel söylüyorsun canım kızım.,
SENİ ÇOK SEVİYORUM..
Canım kızım... 21.07.2009
Gönderen
öykü özdemir
on 21 Temmuz 2009 Salı
Etiketler:
Günün Mutluluğu
/
Comments: (0)
Cümleleri çok güzel kuruyorsun, kelimeleri çok net söylüyorsun, ama söyleyemediğin bazı kelimeler oluyor, öyle güzel söylüyorsunki... bayılıyorum buna..
Pilyaço: Palyaço
Teherlek: Tekerlek
Tafaf : Taraf
Masalları ben sana okurken, atladığım bir kelime olunca, sen anneee ...........atladın diyorsun, yada masaldaki cümleyi sen tamamlıyorsun, Binler maşallah..
Pilyaço: Palyaço
Teherlek: Tekerlek
Tafaf : Taraf
Masalları ben sana okurken, atladığım bir kelime olunca, sen anneee ...........atladın diyorsun, yada masaldaki cümleyi sen tamamlıyorsun, Binler maşallah..
Hasta oldun... 18.7.2009
Yavrum, bebeğim, şuanda hastasın, babaannendesin. ve aklım sende. İnşallah iyileşirsin.
Cumartesi günü, Oğuz geldi erkenden, onunla oyunlar oynadın, eğlendin, hatta Cuma akşamından sana aldığımız scoterı da alarak parka gittik, oğuza kesinlikle vermedin scoterı çok seviyorsun. o gün beni ikinizde çok yordunuz, yaramazlar.. Öğleden sonra Nesliş teyzende geldi,keyfimiz iyice arttı. Akşam üzeri parka gittik, Nesliş teyzenle ve senle, öyle tatlısınki, dondurma istedin ve bende aldım, afiyetle yedin... Yolda gelirken kullandığın bir cümle çok hoşuma gitti. " Anne, galiba buyada biy soruy var" dedin, çok tatlısın. Akşamda birsürü şey yedin. Gece 4 gibi uyandın ve ne yediysen, ne içtiysen,hepsini kustun. o günden beri hastasın, ne verirsek verelim çıkartıyorsun. Doktora götürdük, ishal başlangıcı dedi, ilaç vermedi, kusmaların artarsa getirin serum takarız dedi. ama götürmedik, evde de suyunu ayranını az az verdim ama ne keyfin vardı, ne halin vardı, yerinden kalkmadın, senin gibi bıcır bıcır bir tatlı kızın, böyle olması çok üzücü.. Allahım sana sağlık sıhhat versin bebeğim, iyi ol, mutlu ol, sağlıklı ol... Seni çok seviyorum annecim..
Cumartesi günü, Oğuz geldi erkenden, onunla oyunlar oynadın, eğlendin, hatta Cuma akşamından sana aldığımız scoterı da alarak parka gittik, oğuza kesinlikle vermedin scoterı çok seviyorsun. o gün beni ikinizde çok yordunuz, yaramazlar.. Öğleden sonra Nesliş teyzende geldi,keyfimiz iyice arttı. Akşam üzeri parka gittik, Nesliş teyzenle ve senle, öyle tatlısınki, dondurma istedin ve bende aldım, afiyetle yedin... Yolda gelirken kullandığın bir cümle çok hoşuma gitti. " Anne, galiba buyada biy soruy var" dedin, çok tatlısın. Akşamda birsürü şey yedin. Gece 4 gibi uyandın ve ne yediysen, ne içtiysen,hepsini kustun. o günden beri hastasın, ne verirsek verelim çıkartıyorsun. Doktora götürdük, ishal başlangıcı dedi, ilaç vermedi, kusmaların artarsa getirin serum takarız dedi. ama götürmedik, evde de suyunu ayranını az az verdim ama ne keyfin vardı, ne halin vardı, yerinden kalkmadın, senin gibi bıcır bıcır bir tatlı kızın, böyle olması çok üzücü.. Allahım sana sağlık sıhhat versin bebeğim, iyi ol, mutlu ol, sağlıklı ol... Seni çok seviyorum annecim..
17/07/2009
Bitanem, öyle tatlısın, öyle şekersinki, seni sevmeye doyamıyorum. Ama bir o kadarda yaramazsın. Zaten sessiz birçocuk olmanı istemezdim doğrusu.. Böyle daha iyi. Tatile gitmemize 1 hafta kaldı. Bakalım tatilde bizi neler bekliyor, bu yaşına kadar, bizimle masada yemek yeme alışkanlığın gerçekleşmedi, özellikle hiç kahvaltı yapmıyorsun. Bu birinci sıkıntımız, onun dışında, hala bez taktırıyorsun, buda ikinci sıkıntımız, tatilde bezini bıraktırmayı düşünüyorum, inşallah başarabilirim, çünkü artık koca bir kız oldun kınalı kuzum benim (bana kınalı kuzum diyorsun ya bayılıyorum) herşeyin o kadar farkındasın ki, bu zamana kadar istesen çişini altına yapmazdın ama senin tercihin, o yüzden üzerinede fazla gelmek istemiyorum bebeğim.
Oğuzla birlikte gün boyu babaanneyi çok yoruyorsunuz, özellikle Oğuzla birlikte olunca, eee iki çocuk bir araya gelince, sakin olmaları zaten beklenemez. Ayrıca, şimdi yine kucağa alıştın, nereye gidersek gideyim, kucağımdan inmiyorsun. Ben çok yoruluyorum ama olsun. sana yakın olmak çok güzel..
Dün akşam, Hülya Halanlar bizdeydi, tabi Coşkunda, ona karşı değişik bir sevgin var, o varken, daha bir yaramaz, daha hareketli, daha mutlusun canım bebeğim..
Masallarını hala çok güzel bir şekilde okuyorsun, ben kelime atlarsam, ilgili yerinde, hemen diyorsunki " anne, ....... nu demedin" Maşallah nasılda aklında tutuyorsun
geçen hafta bugün ananede kalmıştın, çok eğlenmiştin, onlarda çok mutlulardı seninle oldukları için..
Maşallah çok akıllı, çok zeki, şüpheci, inat, dediğim dedik bir çocuksun şimdilik, bakalım kreş sana neler getirecek...
Aklıma gelenler bunlar, daha sonra yine yazarım bebeğim:)))))
Oğuzla birlikte gün boyu babaanneyi çok yoruyorsunuz, özellikle Oğuzla birlikte olunca, eee iki çocuk bir araya gelince, sakin olmaları zaten beklenemez. Ayrıca, şimdi yine kucağa alıştın, nereye gidersek gideyim, kucağımdan inmiyorsun. Ben çok yoruluyorum ama olsun. sana yakın olmak çok güzel..
Dün akşam, Hülya Halanlar bizdeydi, tabi Coşkunda, ona karşı değişik bir sevgin var, o varken, daha bir yaramaz, daha hareketli, daha mutlusun canım bebeğim..
Masallarını hala çok güzel bir şekilde okuyorsun, ben kelime atlarsam, ilgili yerinde, hemen diyorsunki " anne, ....... nu demedin" Maşallah nasılda aklında tutuyorsun
geçen hafta bugün ananede kalmıştın, çok eğlenmiştin, onlarda çok mutlulardı seninle oldukları için..
Maşallah çok akıllı, çok zeki, şüpheci, inat, dediğim dedik bir çocuksun şimdilik, bakalım kreş sana neler getirecek...
Aklıma gelenler bunlar, daha sonra yine yazarım bebeğim:)))))
Ben dondurma yiyoyum, seninle konusamam
Gönderen
öykü özdemir
on 9 Temmuz 2009 Perşembe
Etiketler:
Günün Mutluluğu
/
Comments: (0)
Öğlen, kızımı aradım. Yine her zamanki gibi aşağıya indirmiş.
Annem diyorki susarlar diye su götürüyorum diyor, aşağıya inince şişenin içindeki suyu ağacın dibindeki toprağı kazıyorlar çamur yapıp oynuyorlar diyor... kerata konuşmadı benle, neymiş dondurma yiyormuş. Telefona geliyor diyorki, " ben dondurma yiyoyum, seninle konusamam"... .Ölürüm sana..
Annem diyorki susarlar diye su götürüyorum diyor, aşağıya inince şişenin içindeki suyu ağacın dibindeki toprağı kazıyorlar çamur yapıp oynuyorlar diyor... kerata konuşmadı benle, neymiş dondurma yiyormuş. Telefona geliyor diyorki, " ben dondurma yiyoyum, seninle konusamam"... .Ölürüm sana..
Sonunda kreş konusunda kararımızı verdik
- Anne, spiderman tırmanabilir, ama biz tırmanamayız değilmi...
- Anne, saçlarım nasıl olmuş, babaannem yaptı.. Biz bugün Acitye gitti, dondurma yedik, çizburger, patates yedik..
- Drama oynuna bayılıyoruz, kelebek oluyoruz bu aralar...
- Bu akşam, Öykü'yü, Dünya Çocuk Evine yazdırmaya gidiyoruz.. Bakalım hayırlısı.. Kreşi istiyor ama başlayınca nasıl olacak
-
- Anne, saçlarım nasıl olmuş, babaannem yaptı.. Biz bugün Acitye gitti, dondurma yedik, çizburger, patates yedik..
- Drama oynuna bayılıyoruz, kelebek oluyoruz bu aralar...
- Bu akşam, Öykü'yü, Dünya Çocuk Evine yazdırmaya gidiyoruz.. Bakalım hayırlısı.. Kreşi istiyor ama başlayınca nasıl olacak
-
Haziran 2009 Neler Yapıyor
Neler Yapıyor…Haziran-2009
- Mavi Şirinler adlı kreşi çok sevdin, resimlerini görünce, benim kreşim diyorsun.
- Dün akşam, yaramazlık yapınca, sana küstüğümü söyledim, köşeye çekildin, “ anne küstün mü dedin, evet cevabını alınca, üzüldün, bende sana “ hiç küsermiyim bitanem ” deyince, “ küs değilsin demi annecim, çok mutlu oldum” dedin.. Öyle güzel öpüyorsunki, benim sevgime öyle güzel karşılık veriyorsun ki, birtanesin sen bebeğim..
- Hafta sonu Erhan dayınlara gittiğimizde, ananenin kucağında ananeyle sohbet ettin. Anane, sana dediki, “ annenin ve dayının düğününde havai fişek patlatıldı” sende dedinki, ama ben annemin düğününde yoktumki.. annemin karnındaydım “ dedin.. Allahım bu nasıl bir akıl bin maşallah..
- Sergül hala ya “ bu yaptığın hiç hoş değil”, bana da “ üstümü mahvettin” gibi cümleleler kuruyorsun. Nerden nasıl alıyorsun valla hayretler içerisindeyim,
- Şurubun içmiyorsun, şurubunu içerken sanki sana işkence ediyormuşuz gibi ağlıyorsun, çırpınıyorsun, çok üzülüyorum bu duruma. İğne olurken bile bu kadar tepki vermiyorsun.
- Babaya iyi geceler demeden uyumuyorsun, unuttuğun zaman da, “ anne, babama iyi geceler demedim, dur deyip geleyim, öpeyim” diyorsun..
- Yatmadan bütün masal kitaplarının kapaklarından adlarını söylüyorsun. Bazılarını bana okutuyorsun, sırtını kaşıtıyor, mememle oynuyorsun.:)
- Sinirlendiğin zaman yada canın isterse “ şapşal, aptal, salak, kafa bok, g..ü yer” gibi kötü kelimeler kullanıyorsun, sinirlenince vuruyorsun, sinirini atmak için.
- Babaannedeyken, bunu evime götüreyim diyormuşsun, babaanne diyorki, buraya evim demiyor diyor.
- Salıncakta sallanmayı çok seviyorsun.
- Nurhan ve Nesliş teyzenle, Bahar halanla telefonda konuşuyor, ben dahil diğer kişilerle konuşmuyorsun.
- Doktordan korkmuyorsun
- Dondurma, çikolata, kiraz, salatalık, kuru erişte, makarna, kraker çeşitleri, yoğurtlu çorba, pilav, haşlanmış mısır, patlamış mısır, kendi yaptığın kurabiye en sevdiklerinin arasında.
- Kola içmemen için sana söylediğim içinde böcek var olayını, biz içerken sen bize diyorsun. Aslında hiç iyi örnek olmuyoruz biliyorum.
- Masal okumaya okutmaya bayılıyorsun, hepsinin adını biliyor, konusunu resimlere bakarak anlatıyorsun. Hergün benden masal istiyorsun, bende almadığım zaman “ annecim, masalcı amca kapatmış” diyorum ve sende “ anne, masalcı amca bugün açıkmı “ diye soruyorsun
- Parka gitmeyi, en çokta sallanmayı çok seviyorsun.
- 20 Haziranda 14.5 kğ ağırlığında 95 cm boyundaydın. (33 aylıksın)
- Ben namaz kılarken beni taklit ediyorsun. Ağzını hareket ettiriyor, ellerini birleştiriyorsun, eğilip kalkıyorsun.
- Dün akşam (24. Haziranda) seninle markete gitme oynu oynadık, çok eğlendin, öyle güzel taklit ediyorsunki, eve gelip, aldıklarımızı yerleştirmek gibi, konuşmalar gibi.. Doktorculuk oynuyoruz, aynı doktor gibisin. Kulaklarıma bakıyor, boğazıma bakıyor, sırtımı ve göğsümü dinliyorsun..
- Dün(28.6.2009) düğün vardı, gelin evden çıkarken “ anne bak gelin gidiyor” diyorsun
- Ağzında hep şapşal, salak, aptal, … ne yapıcaz kızım seninleJ
- Oyuncaklarınla çok güzel oynuyorsun. Tavuk, turkcell tavuğu, kedi ve diğer peluşlarla, yapbozlarla,
- Kırmızı, sarı, mavi, yeşil renklerini, kare, daire, üçgenleri, 1 den 10 a kadar doğru, ondan sonrasını 11,12,15,17 gibi devam ederek sayıyorsun
- Penguenden tut, ayı, arı, kedi, köpek, tavşan, fare …. Hepsini biliyorsun.
- Şekilleri biliyorsun. Resimlerden gördüğün an neyin ne olduğunu söylüyorsun.
-
- Mavi Şirinler adlı kreşi çok sevdin, resimlerini görünce, benim kreşim diyorsun.
- Dün akşam, yaramazlık yapınca, sana küstüğümü söyledim, köşeye çekildin, “ anne küstün mü dedin, evet cevabını alınca, üzüldün, bende sana “ hiç küsermiyim bitanem ” deyince, “ küs değilsin demi annecim, çok mutlu oldum” dedin.. Öyle güzel öpüyorsunki, benim sevgime öyle güzel karşılık veriyorsun ki, birtanesin sen bebeğim..
- Hafta sonu Erhan dayınlara gittiğimizde, ananenin kucağında ananeyle sohbet ettin. Anane, sana dediki, “ annenin ve dayının düğününde havai fişek patlatıldı” sende dedinki, ama ben annemin düğününde yoktumki.. annemin karnındaydım “ dedin.. Allahım bu nasıl bir akıl bin maşallah..
- Sergül hala ya “ bu yaptığın hiç hoş değil”, bana da “ üstümü mahvettin” gibi cümleleler kuruyorsun. Nerden nasıl alıyorsun valla hayretler içerisindeyim,
- Şurubun içmiyorsun, şurubunu içerken sanki sana işkence ediyormuşuz gibi ağlıyorsun, çırpınıyorsun, çok üzülüyorum bu duruma. İğne olurken bile bu kadar tepki vermiyorsun.
- Babaya iyi geceler demeden uyumuyorsun, unuttuğun zaman da, “ anne, babama iyi geceler demedim, dur deyip geleyim, öpeyim” diyorsun..
- Yatmadan bütün masal kitaplarının kapaklarından adlarını söylüyorsun. Bazılarını bana okutuyorsun, sırtını kaşıtıyor, mememle oynuyorsun.:)
- Sinirlendiğin zaman yada canın isterse “ şapşal, aptal, salak, kafa bok, g..ü yer” gibi kötü kelimeler kullanıyorsun, sinirlenince vuruyorsun, sinirini atmak için.
- Babaannedeyken, bunu evime götüreyim diyormuşsun, babaanne diyorki, buraya evim demiyor diyor.
- Salıncakta sallanmayı çok seviyorsun.
- Nurhan ve Nesliş teyzenle, Bahar halanla telefonda konuşuyor, ben dahil diğer kişilerle konuşmuyorsun.
- Doktordan korkmuyorsun
- Dondurma, çikolata, kiraz, salatalık, kuru erişte, makarna, kraker çeşitleri, yoğurtlu çorba, pilav, haşlanmış mısır, patlamış mısır, kendi yaptığın kurabiye en sevdiklerinin arasında.
- Kola içmemen için sana söylediğim içinde böcek var olayını, biz içerken sen bize diyorsun. Aslında hiç iyi örnek olmuyoruz biliyorum.
- Masal okumaya okutmaya bayılıyorsun, hepsinin adını biliyor, konusunu resimlere bakarak anlatıyorsun. Hergün benden masal istiyorsun, bende almadığım zaman “ annecim, masalcı amca kapatmış” diyorum ve sende “ anne, masalcı amca bugün açıkmı “ diye soruyorsun
- Parka gitmeyi, en çokta sallanmayı çok seviyorsun.
- 20 Haziranda 14.5 kğ ağırlığında 95 cm boyundaydın. (33 aylıksın)
- Ben namaz kılarken beni taklit ediyorsun. Ağzını hareket ettiriyor, ellerini birleştiriyorsun, eğilip kalkıyorsun.
- Dün akşam (24. Haziranda) seninle markete gitme oynu oynadık, çok eğlendin, öyle güzel taklit ediyorsunki, eve gelip, aldıklarımızı yerleştirmek gibi, konuşmalar gibi.. Doktorculuk oynuyoruz, aynı doktor gibisin. Kulaklarıma bakıyor, boğazıma bakıyor, sırtımı ve göğsümü dinliyorsun..
- Dün(28.6.2009) düğün vardı, gelin evden çıkarken “ anne bak gelin gidiyor” diyorsun
- Ağzında hep şapşal, salak, aptal, … ne yapıcaz kızım seninleJ
- Oyuncaklarınla çok güzel oynuyorsun. Tavuk, turkcell tavuğu, kedi ve diğer peluşlarla, yapbozlarla,
- Kırmızı, sarı, mavi, yeşil renklerini, kare, daire, üçgenleri, 1 den 10 a kadar doğru, ondan sonrasını 11,12,15,17 gibi devam ederek sayıyorsun
- Penguenden tut, ayı, arı, kedi, köpek, tavşan, fare …. Hepsini biliyorsun.
- Şekilleri biliyorsun. Resimlerden gördüğün an neyin ne olduğunu söylüyorsun.
-
Öykü bronşit oldu
Kızımın ilk büyük hastalığı, Allahım başka hastalıklarda göstermesin, çünkü çok üzülüyorum, kıyamıyorum yavruma her anne gibi.. Allahım bütün çocukları korusun .
Hafta sonu yine öksürmeler devam edince, bugün Demetevlerte Büyük Tıp Merkezine götürdük, doktor bronşit olmuş dedi, Öykü, ben şurup içmem deyince, iğne yazıldı. Bu arada kilosu 14.5 kğ, boyuda 95 cm kızımın maşallah.
Hastane yakınındaki eczanelerde iğneyi bulamayınca, Batıkente doğru gittik ve eczaneden ilaçlarımızı aldık, sağlık ocağına geldik, kızımı yatırdık, korkmuyorum falan dedi ama, belliki güçlü olmaya çalışıyordu yavrum, iğne batıp çıkarken, gözlerini kapattı, açtı, ağladı çok az.. Annecim ağlayabilirsin diyorum, ağlamıyor, hemşireye dil çıkarıyor, kızıyor yavrum. Sonrada diyorki, Anne, Cemile iğneden korkuyor, ama ben korkmuyorum, azıcık acıdı diyor ama kolaymı güzel kızım iğne yedi bugün.. Ahhh o iğneleri ben yiyim, kızımın canı yanmasın, kızım mutlu , sağlıklı olsun yarabbim...
Sonrada babaanneye bıraktı babası, Bugün, Pınar, Oğuz ve Sergül halasıda evde, umarım iyi bir gün geçirir..
Hafta sonu yine öksürmeler devam edince, bugün Demetevlerte Büyük Tıp Merkezine götürdük, doktor bronşit olmuş dedi, Öykü, ben şurup içmem deyince, iğne yazıldı. Bu arada kilosu 14.5 kğ, boyuda 95 cm kızımın maşallah.
Hastane yakınındaki eczanelerde iğneyi bulamayınca, Batıkente doğru gittik ve eczaneden ilaçlarımızı aldık, sağlık ocağına geldik, kızımı yatırdık, korkmuyorum falan dedi ama, belliki güçlü olmaya çalışıyordu yavrum, iğne batıp çıkarken, gözlerini kapattı, açtı, ağladı çok az.. Annecim ağlayabilirsin diyorum, ağlamıyor, hemşireye dil çıkarıyor, kızıyor yavrum. Sonrada diyorki, Anne, Cemile iğneden korkuyor, ama ben korkmuyorum, azıcık acıdı diyor ama kolaymı güzel kızım iğne yedi bugün.. Ahhh o iğneleri ben yiyim, kızımın canı yanmasın, kızım mutlu , sağlıklı olsun yarabbim...
Sonrada babaanneye bıraktı babası, Bugün, Pınar, Oğuz ve Sergül halasıda evde, umarım iyi bir gün geçirir..
Öykü Kreş..
Öykümü, önceden hazırladım, dedim ki, " annecim, artık büyüdün, Oğuz gibi sende kreşe gideceksin, sabah seni bırakacağız, akşam alacağız, sen kreşteyken, öğretmenlerinle birlikte, yemek yiyecek, oyun oynayacak, boyama yapacak, parkta eğlenecek ve daha birçok şeyi yapacaksın" gibi birsürü şey anlattım..
Cuma akşamı da, kızım, yarın seni Mavi Şirinler kreşine götüreceğiz dedik ve kızım çok sevindi. Cumartesi günü büyük bir heyecanla kreşe gittik, kreşte tamirat vardı ama yinede kızım, parkı görünce, biraz kaydı, öğretmen ilgilendi bu süreçte kızımla vebizde kreşi gezdik, hatta öykü de yanımızdayken, anne ben burada oturup, yemek yiycem, burda oynuycam gibi kelimeler kullandı. Hatta bir ara yanıma gelip " anne tuvaletim geldi" bile dedi.. Bu yaşa kadar hiç böyle birşey dememişti, dedi demesine ama çişini yapmadı tuvalete oda ayrı konu:)
Kreşten çıkmak istemedi, çok sevdi.
Evde evcilik oynarken, Öykü anne, ben öykü oluyorum, Anne olunca bana kullandığı cümleler " güzel kızım, ben şimdi işe gidiyorum, sende kreşe gidiyorsun, akşam işten çıkışta seni almaya geleceğim " Peki anne diyorum, ben ne yapıcam kreşte? O da diyorki, orada oynayacaksın, yemek yiyeceksin güzel kızım.. bende akşam gelirken sana masal alıcam...
Canım benim, inşallah kreşe çabuk alışacak. Zaten kreşteki öğretmenler, Öykünün çok aktif bir çocuk olduğunu, yaşından büyük göründüğünü ve çabuk alışacağını söylediler. Hayırlısı bakalım. Kızım şimdiden kreşe gitmek için heyecanlanıyor. Umarım beklediğimiz gibi çok sorun yaşamayız
Cuma akşamı da, kızım, yarın seni Mavi Şirinler kreşine götüreceğiz dedik ve kızım çok sevindi. Cumartesi günü büyük bir heyecanla kreşe gittik, kreşte tamirat vardı ama yinede kızım, parkı görünce, biraz kaydı, öğretmen ilgilendi bu süreçte kızımla vebizde kreşi gezdik, hatta öykü de yanımızdayken, anne ben burada oturup, yemek yiycem, burda oynuycam gibi kelimeler kullandı. Hatta bir ara yanıma gelip " anne tuvaletim geldi" bile dedi.. Bu yaşa kadar hiç böyle birşey dememişti, dedi demesine ama çişini yapmadı tuvalete oda ayrı konu:)
Kreşten çıkmak istemedi, çok sevdi.
Evde evcilik oynarken, Öykü anne, ben öykü oluyorum, Anne olunca bana kullandığı cümleler " güzel kızım, ben şimdi işe gidiyorum, sende kreşe gidiyorsun, akşam işten çıkışta seni almaya geleceğim " Peki anne diyorum, ben ne yapıcam kreşte? O da diyorki, orada oynayacaksın, yemek yiyeceksin güzel kızım.. bende akşam gelirken sana masal alıcam...
Canım benim, inşallah kreşe çabuk alışacak. Zaten kreşteki öğretmenler, Öykünün çok aktif bir çocuk olduğunu, yaşından büyük göründüğünü ve çabuk alışacağını söylediler. Hayırlısı bakalım. Kızım şimdiden kreşe gitmek için heyecanlanıyor. Umarım beklediğimiz gibi çok sorun yaşamayız
Öykü'den
Babayla benim sesimiz yüksek konuştuğumuzu gören kızım
- Anne, ağlama, herşey yoluna girecek.
- Babam sana kızmadı...
canım benim......
Sabah, babaya gıcık diyen kızım,
- Baba özürdile.. (özürdilerim) bidaha demiycem...
- Anne, ağlama, herşey yoluna girecek.
- Babam sana kızmadı...
canım benim......
Sabah, babaya gıcık diyen kızım,
- Baba özürdile.. (özürdilerim) bidaha demiycem...
Güzel kızımla hafta sonu..
Cumartesi ve Pazar günü sınavım vardı,
Cumartesi sınavdan çıkışta Atatürk Orman Çiftliğine gittik, her ne kadar köfte yiycem dediysende, hiç yemedin, ayran içtin, dönüşte Bengü yenge ve Zeynep Ela'yıda alarak evimize geldik. Akşamı, Yunus amcamlara gittik, bütün aile ordaydı, sende hem park, hem evdeki merdiven, hem bahçe güzel vakit geçirdin bebeğim..
Pazar günü, ateşli bir şekilde kusarak, uyandın, bilemiyorum, hangi ara hastalığın ilerledi, zaten Amasra dönüşünden beri toparlayamadın. Öğlen 1 e kadar yattın, sonra biraz toparlandın, beni sınava bıraktınız babanla, o kadar anlayışlısın ki... Canım kızım benim.. Sınavdan çıkınca evimize geldik, yine biraz uyudun, sonra yapboz, masal vs. oyunlar oynadın, ama erkenden uyudun.
Canım kızım, seni çok ama çok seviyorum, ben sanırım sana bakamıyorum, çünkü benimleyken genelde hasta oluyorsun. Kızım sen iyi ol, mutlu ol..
Cumartesi sınavdan çıkışta Atatürk Orman Çiftliğine gittik, her ne kadar köfte yiycem dediysende, hiç yemedin, ayran içtin, dönüşte Bengü yenge ve Zeynep Ela'yıda alarak evimize geldik. Akşamı, Yunus amcamlara gittik, bütün aile ordaydı, sende hem park, hem evdeki merdiven, hem bahçe güzel vakit geçirdin bebeğim..
Pazar günü, ateşli bir şekilde kusarak, uyandın, bilemiyorum, hangi ara hastalığın ilerledi, zaten Amasra dönüşünden beri toparlayamadın. Öğlen 1 e kadar yattın, sonra biraz toparlandın, beni sınava bıraktınız babanla, o kadar anlayışlısın ki... Canım kızım benim.. Sınavdan çıkınca evimize geldik, yine biraz uyudun, sonra yapboz, masal vs. oyunlar oynadın, ama erkenden uyudun.
Canım kızım, seni çok ama çok seviyorum, ben sanırım sana bakamıyorum, çünkü benimleyken genelde hasta oluyorsun. Kızım sen iyi ol, mutlu ol..
Hiçte komik değil..:)))
Gönderen
öykü özdemir
on 25 Mayıs 2009 Pazartesi
Etiketler:
Günün Mutluluğu
/
Comments: (0)
Az önce bitanemi aradım.
Tatlı yiyormuş, büyükbaba da, tatlını ben yiycem diye kızdırıyormuş.
O sırada telefona geldi ve " anne, büyükbaba benim tatlımı yiyor " dedi, arkadan büyükbaba, babaanne gülüyor tabi.. Öykü aynen " hiçte komik değil"....: )))))
Çok hazır cevap olacak benim kızım çokkk..
Ayrıca, yine masal kitabı siparişim var.. Bakalım akşam hangi masalı alıp götüreceğim:)
Tatlı yiyormuş, büyükbaba da, tatlını ben yiycem diye kızdırıyormuş.
O sırada telefona geldi ve " anne, büyükbaba benim tatlımı yiyor " dedi, arkadan büyükbaba, babaanne gülüyor tabi.. Öykü aynen " hiçte komik değil"....: )))))
Çok hazır cevap olacak benim kızım çokkk..
Ayrıca, yine masal kitabı siparişim var.. Bakalım akşam hangi masalı alıp götüreceğim:)
Doğum Günün Kutlu Olsun Pınar..Nice, Mutlu, Sağlıklı Yıllara
Gönderen
öykü özdemir
on 22 Mayıs 2009 Cuma
Etiketler:
Özel Günler
/
Comments: (0)

19 Mayıs sevgili Pınar'ın doğum günüydü. Halamızın evinde, doğum gününü kutladık. Öykü, Pınar ablasının hediyesini çantasına koymuştu, pastayı üfler üflemez, hemen çantasını açtı ve hediyesini ablasına verdi.
Babaannesi de sağolsun, Pınara hediye alırken, Öykü 'yüde düşünmüş ve elbise ve tişört almış, tabi Öykü çok mutlu oldu, hatta pantolonunun üstünden elbiseyi giydirdik, pantolonu da çıkartmadı : )

Şener amcası, balkonda soğan, biber, domates, çilek yetiştiriyor, Öykü, her gidişinde onlara bakıyor ve o günde bana balkonda, sebzelerin isimlerini sayıyor ve önlerinde poz veriyor, hatta, bu sefer, anne çileğin önünde dur, resmini çekicem, domatesin önünde dur resmini çekicem diye bana pozlar verdirtti, çoğu resmi de çok güzel çekti canım benim..
Babaannesi de sağolsun, Pınara hediye alırken, Öykü 'yüde düşünmüş ve elbise ve tişört almış, tabi Öykü çok mutlu oldu, hatta pantolonunun üstünden elbiseyi giydirdik, pantolonu da çıkartmadı : )

Şener amcası, balkonda soğan, biber, domates, çilek yetiştiriyor, Öykü, her gidişinde onlara bakıyor ve o günde bana balkonda, sebzelerin isimlerini sayıyor ve önlerinde poz veriyor, hatta, bu sefer, anne çileğin önünde dur, resmini çekicem, domatesin önünde dur resmini çekicem diye bana pozlar verdirtti, çoğu resmi de çok güzel çekti canım benim..
Amasra....
Evetttt, nereden başlasam, ne yazsam bilmiyorum, anlatması uzun ama yaşadığımız keyif daha da büyük.
Gidelim, gitmeyelim, gidelim, gitmeyelim derken, Pazar sabahı erkenden Bartın’a yola çıktık. 3 saatlik bir yolculuktan sonra (Öykü, bu yolculuk boyunca hep uyudu) Bartın’da kızkardeşim Nurhan üniversitede okuduğu için onun oturduğu eve gittik.Nurhan ve diğer iki kız arkadaşı, Gamze de ordaydı ama biz gelince Ankara’ya döndü, sağolsunlar bizi çok güzel karşıladılar. Kahvaltımızın ardından, Nurhan teyzemizi de alarak, onun rehberliği eşliğinde : ) Amasra’ya gittik.
Plajı gören kızım, durur mu hiç. Daha biz yerleşmemiş, bavulu açmamışız, olduğumuz gibi arabadan iner inmez plaja gidiverdik, denizi, kumu çok seven kızım, oradan aldığımız kova küreklerle güzelce oynadı, suyun içine girdi, çıktı, mutluluğu yüzünden, gözlerinden okunuyordu güzel kızımın. Ama maalesef, ya güneş çarptı, ya su soğuktu, yada yediği dondurmadan artık bilemiyorum, gecesine rahatsızlandı, hala da öksürük ve burun tıkanıklığı devam ediyor. Plajdan çıktıktan sonra, tuttuğumuz eve yerleştik Şunu söyleyebilirim ki otelden daha rahattı. 7-8 yataklı bir evdi, yanımızda birsürü kişi gitseydi, rahat rahat kalırmışız



Akşama doğru, önce Çeşmi-Cihan’da balığımızı yedik, Öykü de zaten sürekli ben balık yemek istiyorum deyip duruyordu, çok beğenerek te yedi. Yemekten sonra Amasra turumuz başladı, önce çarşıyı gezdik, ahşaplarıyla ünlü olan bu yerden, kızımız ahşap oyuncakları görünce, hepsinden istedi, bizde mümkün olduğu kadarını aldık. Çok severek oynadı. Yeni aldırdığı çantanın içine de koydu, kimseye vermedi. Hatta, sabah uyanır uyanmaz da, denize bakan, teraslı balkonda bu oyuncaklarıyla oynadı :)
Gidelim, gitmeyelim, gidelim, gitmeyelim derken, Pazar sabahı erkenden Bartın’a yola çıktık. 3 saatlik bir yolculuktan sonra (Öykü, bu yolculuk boyunca hep uyudu) Bartın’da kızkardeşim Nurhan üniversitede okuduğu için onun oturduğu eve gittik.Nurhan ve diğer iki kız arkadaşı, Gamze de ordaydı ama biz gelince Ankara’ya döndü, sağolsunlar bizi çok güzel karşıladılar. Kahvaltımızın ardından, Nurhan teyzemizi de alarak, onun rehberliği eşliğinde : ) Amasra’ya gittik.
Plajı gören kızım, durur mu hiç. Daha biz yerleşmemiş, bavulu açmamışız, olduğumuz gibi arabadan iner inmez plaja gidiverdik, denizi, kumu çok seven kızım, oradan aldığımız kova küreklerle güzelce oynadı, suyun içine girdi, çıktı, mutluluğu yüzünden, gözlerinden okunuyordu güzel kızımın. Ama maalesef, ya güneş çarptı, ya su soğuktu, yada yediği dondurmadan artık bilemiyorum, gecesine rahatsızlandı, hala da öksürük ve burun tıkanıklığı devam ediyor. Plajdan çıktıktan sonra, tuttuğumuz eve yerleştik Şunu söyleyebilirim ki otelden daha rahattı. 7-8 yataklı bir evdi, yanımızda birsürü kişi gitseydi, rahat rahat kalırmışız




Akşama doğru, önce Çeşmi-Cihan’da balığımızı yedik, Öykü de zaten sürekli ben balık yemek istiyorum deyip duruyordu, çok beğenerek te yedi. Yemekten sonra Amasra turumuz başladı, önce çarşıyı gezdik, ahşaplarıyla ünlü olan bu yerden, kızımız ahşap oyuncakları görünce, hepsinden istedi, bizde mümkün olduğu kadarını aldık. Çok severek oynadı. Yeni aldırdığı çantanın içine de koydu, kimseye vermedi. Hatta, sabah uyanır uyanmaz da, denize bakan, teraslı balkonda bu oyuncaklarıyla oynadı :)
Amasra-Ağlayan Ağaç-Çakraz
Çarşıdan sonra Ağlayan Ağaç tepesine gittik. Bu uzun yol boyunca Öykü, maşallah hep yürüdü. Ağlayan Ağaç çay bahçesinde çaylarımızı yudumlarken, biz güzel sohbetimizi ederken, Öykü’de yeni aldığımız oyuncaklarla meşguldü, hatta bize çay geldiğini görünce, Öykü de istedi. Ona da sipariş ettik. Arkada oturup, çay için bir bey için, artık Öykü ye ne yaptıysa kaş göz hareketimi yaptı yada bilmiyoruz, Öykü’nün kullandığı cümle “ Şu adam sinirlerimi bozuyor” Surat ifadesini görmek gerekti, Çok tatlıydı canım benim.. Çok güldük..



Ertesi gün, öğleden önce Çakraz, öğleden sonra da Nurhan derse gidip çıktıktan sonra da
İnkum’a gitmekti planımız. Ancak, öğleden önce Çakraz’a gittik, bol yeşil alan, deniz, tepeden bakınca Amasra çok ama çok güzel.. Çakraz’da birkaç motel var, birde plaj var, bunun dışında gezilecek pek yer yok. Ama görülmeye değer. Zaten çok rüzgar olduğu için, sahilde birer bardak çay içtikten sonra kalktık, rüzgar bize o gün gezme imkanı vermedi ne yazık ki, zaten kızımız hasta, iyice hasta olurdu. Bu yüzden tekne turumuzu da iptal ettik. Bizde Bartın’a kızkardeşimin evine geldik. Kızlar okuldayken, bende onlara yemek yaptım, eve geldiklerinde yemek kokusunu almaları, onlara ailelerini anımsattı, ama çokta memnun oldular. Yemekler yendi, biraz dinlendik ve akşam Bartın’ı gezdik, resim çekemedik, Bartın da oldukça güzel bir yer. Sokakları çok dar, ancak bir arabanın sığabileceği şekilde. Park yeri bulmak bile çok zor. Her yer dönüp dolaşıp çarşıdan geçiyor. İlk gittiğimiz için olsa gerek, bana labirent gibi geldi, dönüyor, dolaşıyoruz, çarşıya geliyoruz. Bartın’ın şuanda adını hatırlamadığım parkında çay içtik, Öykü parkta eğlendi ve gece onlarda kalıp, ertesi sabah evimize geldik.
Çok ama çok güzel bir geziydi bizim için. Bize çok iyi geldi. Gitmeyenlere mutlaka tavsiye ederim.Öncelikle babamıza, Nurhan teyzemize, Tuğçe ve Pelin'e herşey için çok teşekkür ederiz. Gerçi, gittiğimiz ilk gün acı bir haberle sarsıldık ama elimizden de bir şey gelmedi. 17 Mayıs’ta sabaha karşı Bahar ablamızın kayınvalidesi Fethiye teyze, ertesi günde Türkan Saylan vefat etti. İkisine de çok üzüldük. Allah rahmet eylesin.. Nur içinde yatsınlar..
















