Akşam, babamız, Öykü’müzü alıp, eve geçmiş. Bende işten gelince, Öykü, yine bilgisayar başında ve babamızın geçen hafta çektiği park görüntülerini (kendisini) izliyor. Önceki günlerde, patik şeklinde pembe bir çorap almıştım, beğenmediği için giymemişti, bu sefer onu değiştirip, renkli bir patik çorap aldım. “Hıh, bu güzelmiş” dedi ve giydi. Yemek seçtiği gibi, artık kıyafette seçiyor benim güzeller güzelim.
Bir blogda gördüğüm, mandal takma oyunu oynadık fıstıkla. Evcilik oynadık. Öykü, birtek evcilik oynarken sıkılmıyor, diğer aktivitelerde biraz oynadıktan sonra hemen sıkılıyor. Dün akşam, fazla bir aktivitemiz olmadı, çünkü Öykü, kendi görüntülerini izlemeyi tercih etti.
Akşam televizyonun bir faydasını gördüm. Kızım, atv de yayınlanan “ Elveda Rumeli” adlı dizide, bir kızın, haşlanmış yumurta yediğini gördü, yumurtayı pek yemeyen fıstığım, hemen “ anne, yumurta “ dedi, tabi hemen haşladık ve kabuklarını soyması için Öykü’ye verdim, soydu, kesti ve yedi. Buna çok sevindim.
Dergileri karıştırmayı çok seviyor. Dergilerin birinde kayıp balık Nemo gördü. Heyecanlanarak bana gösteriyor. Köpek balığına, “ deniz balığı” diyor ve bana “ anne deniz balığı ol” diyor ve bende, ağzımı ve ellerimi açarak, köpek balığı olup, Öykü’yü kovalıyorum, bunu çok seviyor.Balık, at, inek, koyun, tavşan, domuz, tavuk, kedi, köpek, aslan, deve, (daha aklıma gelmiyor) hepsini tanıyor ve resimlerinden sorunca, tek tek söylüyor maşallah.
Babası, kızımıza, Atatürk nerde diye sorduğunda, Öykü, hemen kalbini gösteriyor. Evet “ Atatürk kalbimizde”. O sonsuza kadar yaşayacak..

0 yorum:
Yorum Gönder