RSS

Hafta sonumuz




Cuma akşamı, Erhan dayıya gittik. Ela’mızı ve onları çok özlemiştik. Anane, dede, Nesliş teyze, dayı ve yengemizle çok güzel vakit geçirdik. Ela’ya yine doyamadım, hemen uyudu ve zaten kucağıma aldığımda da Öykü’nün kıskançlığıyla karşılaştım. Ne yapacağız bu yaramazı bilmiyorum, bana Ela’yı sevdirtmiyor. Erhan dayısıyla, Nesliş teyzesiyle oynadılar, eğlendiler. Güzel bir akşamdı fakat Ela’mın, ertesi gün hasta olduğunu duyduğumda çok üzüldüm, grip olmuş yavrucak, buradan ona çok geçmiş olsun..

Cumartesi ve Pazar benim sınavım vardı,kızımla birlikte sınava gittik, kızım, üniversite kapısından içeri girdi, gezdi, merdivenlerden indi çıktı, inşallah dedim, üniversitede okuduğun zamanları da görürüz. İlk gün bizimle birlikte Sergül halamız geldi, ben sınavdayken, okulun dışında gezmişler, taş oynamış vs.. Ben sınavdan çıkınca da, “ anne seni cok ösledimmm” deyip sarılması dünyalara bedeldi. Hep birlikte Carrefoura gittik, Toyiki’ye uğradık, hayvanlarından fil eksikti onu aldık, ardından yemek yeyip, atlı karıncaya bindik. Eve gelince, sitenin içinde Oğuz’u gören kızımın mutluluğuna diyecek yoktu. Nasıl seviniyor anlatamam, arabanın kapısının açılmasını zor bekledi, Oğuzla da kavuşunca, sarılmalar, özledim demeler…. Oğuzlar da Hülya halalarla birlikte İstikbal’e gidiyorlardı, Oğuz’u gören ve orada da oyun parkının bulunduğunu bilen Öykü durur mu hiç… Bende gidicem diye başladı ağlamaya, her ağladığında yapmamaya çalışsamda, kıyamadım yine, bu seferde halalarla birlikte İstikbal’e gitti, Öykü ve Oğuz, oyun parkında oynadılar, coştular, eğlendiler, akşama doğru eve geldiğimizde, Öykü yine durmadı, illaki parka gidelim, ama nasıl ısrar… Yine mutlu olsun diye, dediğini yaptım ama benim de takatim kalmadı hiç.. Biraz parkta eğlendikten sonra, Bahar halasına gittik, orada Oğuzla biraz oynadıktan sonra, yorgunluktan uyuyakaldı meleğim.

Pazar günü de yanımızda Pınar vardı, ben sınavdayken, arabayı çok kalabalık olmasından ana yola parketmiştik, zaten uyurken bırakmıştım bitanemi, ben gidince hemen uyanmış, arabanın içinde biraz sıkılsalar da resim yapmış, oyalanmış güzel kızım. Sınavdan çıktıktan sonra, önce Atatürk Orman Çiftliğinde güzel bir yemek, ardından da Hayvanat Bahçesine gittik, evde oynadığı hayvan figürlerinin ve izlediği Madagaskar’daki hayvanların gerçeklerini görünce, daha değişik oldu. Mutlu oldu. Havanın güzelliğinden dolayı, dondurma da yedi. Hatta günün sonunda, “ bugün cok eglendimm” bile dedi..Bize de çok iyi geldi.Az önce Emel’in blogunda Hayvanat Bahçesine gittiklerini okuyunca, umarım dedim aynı zamanda değildir, yoksa ikimizde çok üzülürdük, onlarda yine Pazar günü gitmişler ama saatlerimiz uyuşmadı, ama en yakın zamanda yine orada buluşmaya karar verdik.
Eve gelince, aşağıda çocuklarla oynadı. Hatta 6 yaşında bir çocukla tanışması..
Öykü – Meyaba
Çocuk- Merhaba
Öykü – Senin adın ne.
Çocuk- Furkan
Öykü- Benim adımda Öykü Özdemir, beyabey oynayalım mı?

Bayıldım diyaloga.. Artık öyle güzel konuşuyor ki.. Takip etmekte, yazmakta zorlanıyorum. Maşallah güzel kızıma. Arkadaş edinmeyi de bilirmiş. Furkan ve daha sonra gelen Engincan adlı arkadaşlarıyla ve Pınar ile birlikte topla oynadılar, saklambaç oynadılar, çok eğlendi.. Eve gelince de, önce banyo, ardından bebek taklidi yapmalar, anneyle oynamalar, baş aşağı durmaya çalışmalar, neler neler. Bana artık masal okutmuyor, kendi okuyor ; ) Ahşap yapbozlarını bozuyor yapıyor, yerine koyarken, “ anne, bu buyayamı” diye soruyor ama ben daha cevap vermeden onu yerine koyuyor, benimle dalga geçiyor yaramaz. Boyamalar, yapbozlar, masallar, oyuncak hayvanlar, küçük evimiz, şuandaki favorilerimiz.. Tabi yaz geldikçe, dışarıdan eve ne kadar girersek, bunlara devam…

1 yorum:

emel dedi ki...

evet pazar günü oradaydık ama bende seninle aynı anda orada olup görüşemeseydik çok üzülürdüm. bu pazar hava güzel olursa gidelim diye konuştuk ma bu pazar kızkardeşime güne gitmemiz gerekti:( ama en kısa zmanda sultanla duruyuda alıp gidelim . sevgiler

Yorum Gönder