RSS

24-30 Kasım 2008

Bir haftadır, birşeyler yazamıyordum ama yine dolu dolu geçirdik bir haftayı. Öykü, çok inatçı bir çocuk oldu, her istediğini ağlayarak yaptırmaya çalışıyor, kıyafet giymiyor, istediği olana kadar ağlıyor, okuyorum, araştırıyorum ama yine de bu durumla şimdilik baş edemiyorum. Ağlamasına kıyamıyorum ama her ağladığını da yapmak istemiyorum. Daha çok araştırıp, daha çok şey öğrenmem lazım. Biliyorum ki bu dönemi de atlatacağız, ama umarım, Öykü'nün gelişimi açısından en iyi şekilde atlatırız



Öykü, bardaklara suyu öyle güzel boşaltıyorki, bardak taşmıyor.



Çarşaba günü, Yunus amcamlara gittik. Burada Öykü, çok eğlendi. Zaten, Yunus amcamı çok seviyor, Yunus amcam da, Öykü'ye olan düşkünlüğünü, konuşmasından, Öyküyle oynumasından, ilgilenmesinden çok belli ediyor. Yukarıdaki resimde, hep birlikte, Öykü'nün sitesine ve resimlerine bakarkenki halimiz. Öykü'ye bakarmısınız. nasılda pür dikkat kendine bakıyor, çok seviyor kendisine bakmayı




Perşembe akşamı, büyükbabamız ve babaannemizin 44.evlenme yıldönümleriydi (Maşallah). Hep birlikte, evlenme yıldönümlerini kutladık. Daha nice mutlu yıllar geçirmek dileğiyle..




Cuma akşamı, Nesliş teyzemiz bize geldi, kaldı, o akşam, Özgür,Canan ve oğulları Efe de misafirimizdiler. Çok güzel bir akşam geçirdik. Öykü, Efe ile iyi anlaştı fakat, abla olduğunun da farkındaydı.Canan, odada Öykü'nün sürekli oturup, bilgisayara baktığı koltuğa oturduğunda, Öykünün kullandığı cümle: " anne, abla, koltuğa oturdu, ben şimdi nereye oturucam" tabi hepimiz öylece kalakaldık, Öykü hiç bu kadar uzun bir cümle kurmamıştı. Çok hoşumuza gitti bu durum.

Cumartesi akşamı, babaanneler, Hülya halalar ve Bahar halalar, yemeğe davetliydi. Akşam, güzelce yemeğimizi yedik, Öykü ve Oğuz, zaman zaman çok iyi anlaştılar, zaman zamanda çok atıştılar. Oğuz, Öykü'yü kızdırınca, Öykü " döverim seni " diyor ve Oğuza vuruyor. Cumartesi gününden bir anı: Öykü'ye misafirlerimiz gidince, banyo yaptıracağımızı söylemiştim, ben unutmuştum, Öykü unutmamış, misafirler giderken, öyle çok sevindiki. Bizde ne oluyor dedik, birde baktık ki; banyonun kapısında bekliyor, " süper, süper, banyo yapıcam" diyor.

Pazar günü de, Oğuz bize geldi. Oğuzla birlikte yediler, içtiler, oynadılar. Resim yaptılar. Öykü, göz, kaş, burun ve ağız çiziyor. Gün boyu, üstünü değiştirmedi,pijamayla dolaştı evin içinde, pijamasını çıkartıp, pantolon giydirdim, çok ağladı, unutturdum, başka şeylerle oyaladım derken, daha sonra tekrar başladı ağlamaya, ne yaptıysam, başaramadım ve Öykü, galip geldi ve pijamasını yine giydi. Evcilik oynadık, Ben servis şoförü oldum, Öykü, servise bindi, okula gitti, okulda matematik dersine girdi, sayıları saydı, sonra parka gitti, kaydırağa bindi. Patates kafa adlı oyuncağımızla, kafaya, gözlerini, ağzını, burnunu, kulaklarını, kollarını çok güzel bir şekilde yerleştiriyoruz artık. Yatağına çıkmayı ve içinde zıplamayı çok seviyor. Diğer oynumuz ise, çember çevirme ve daha sonra da, içinde-dışında oynunu oynamak oldu.

Öykü, maşallah, iç-dış, açık-kapalı,soğuk-sıcak, üşümek-terlemek, aşağı-yukarı, (şuanda aklıma gelenler) hepsini biliyor. Ben çocuk oldum, Öykü anne oldu, bana yemek yaptı, yemek yedirdi, şurup içirdi. Şurup içirme de aynı benim taktiği kullandı.
Çok yoğun ve güzel bir hafta sonu da böylece bitmiş oldu. Teyzemizin, Cananların ve babaannelerin resmini çekemedik malesef.

0 yorum:

Yorum Gönder